Eğitim hizmeti sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen alacak ve sözleşmeye aykırılık iddialarıyla itirazın iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalı şirketle imzaladığı eğitim hizmetleri sözleşmesi kapsamında 26.450,00 TL tutarındaki hak edişlerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep ederken, davalı ise davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, hatta diğer iş ortakları ve müşterilerle sorunlara yol açarak şirketin eğitim faaliyetlerini aksattığını ileri sürerek davanın reddini ve yetkisizlik kararını istemektedir.

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz ile davalı şirket arasında imzalanmış olan 22.08.2022 tarihli sözleşme ile davalı şirket tarafından verilen eğitim hizmetlerini organize etmek ve fiilen yürütmek konusunda anlaşılmıştır. Müvekkilim davacı, davalı firmada çalışmış olduğu süre zarfında tamamen görevine odaklanmış ve hiçbir şekilde görevinin dışında çalışma ortamındaki insanlarla sözlü ve fiili kavgaya dahil olmamıştır. Ve müvekkilim çalışmış olduğu kurumdaki eğitmenler ile hiçbir şekilde sorun yaşamamış, daima sevilen bir karakter olmuştur. Ancak bu süre zarfı içerisinde müvekkilim davacıya hiçbir şekilde hak edişleri ödenmemiş ve müvekkilim mağdur edilmiştir. Müvekkilim her defasında kendisine hak edişlerinin ödenmesini beklemiş ancak hiçbir şekilde muhatap firma tarafından harekete geçilmemiş ve müvekkilim mağdur olmuştur. Bu durum ise kendisini hem madden hem de manevi yönden kötü etkilemiş, gerek iş hayatında gerekse özel hayatında sorunlar yaşamasına sebebiyet vermiştir. ... 24. İcra Müdürlüğünün ilgili dosyasına sunmuş olduğumuz takip dayanağı belgede de belirtildiği üzere müvekkilimin vermiş olduğu eğitim neticesinde 26.450,00 TL hak edişi bulunmaktadır. Ancak davalı taraf bu süre zarfı içerisinde müvekkilime hiçbir şekilde hak edişlerini ödememiş ve müvekkilim mağdur edilmiştir. Müvekkilim her defasında kendisine hak edişlerinin ödenmesini beklemiş ancak hiçbir şekilde muhatap firma tarafından harekete geçilmemiş ve müvekkilim ciddi anlamda mağdur olmuştur. Bu durum ise kendisini hem madden hem de manevi yönden kötü etkilemiş, gerek iş hayatında gerekse özel hayatında sorunlar yaşamasına sebebiyet vermiştir. 5-)Müvekkilimin davalı kurumda vermiş olduğu eğitim neticesinde hak etmiş olduğu ücretin davalı tarafça müvekkilime ödenmemesi üzerine ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası açılmıştır. Buna rağmen, davalının asılsız iddialar ileri sürerek, icra takibine itiraz ederek takibi durdurması nedeniyle, söz konusu itirazların İcra ve İflas Yasasının 67. maddesi gereğince kaldırılmasını..." talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalılar vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Her ne kadar davacı tarafın hak edişlerinin kendisine ödenmediği iddia edilerek müvekkilimiz aleyhine icra takibine başlanmışsa da, davacının müvekkilimiz nezdinde çalıştığı dönemde sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle müvekkilimizden talep edebileceği herhangi bir alacak kalemi bulunmamaktadır. Bu nedenle huzurdaki davanın reddedilmesi gerekir. Davanın esasına ilişkin iddialara geçmeden önce görülmekte olan davanın yetki bakımından reddedilmesi gerekir. Zira dava konusu alacak için yetkisiz icra dairesinde takibe başlanmış, en nihayetinde yetkisiz mahkemede itirazın iptali davası ikame edilmiştir.Davacı taraf, müvekkilimiz için yaptığı iş karşılığı hak edişlerinin kendisine ödenmediğini ileri sürmektedir. Öncelikle davacının talep ettiği alacağa hak kazanması için taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı edimlerini tam olarak yerine getirmiş olması gerekmektedir.Müvekkilimizin, bir kısım eğitim hizmetlerini organize etmek ve fiilen yürütmek konusunda davacı ile sözleşme imzaladığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Ancak davacı, görev tanımı açık bir şekilde belirlenmiş olmasına rağmen üstüne yüklenen edimden başka her türlü eylemi gerçekleştirmiştir. Davacı, sözleşme gereği müvekkilimizle iş yaptığı sınırlı süre içerisinde müvekkilimiz ile sözleşme ilişkisi kuran diğer tedarikçilerle ve sinema eğitimi vermek konusunda sözleşme ilişkisi kurulan sanatçılarla müvekkilimiz arasında sürekli gerginlik çıkarmış, huzursuzluk ve kargaşa meydana getirmiş, nihayet eğitim hizmetleri konusunda hiçbir edimini yerine getirmediği gibi şirketin diğer eğitim faaliyetlerini de akamete uğratmıştır. Bizzat davacının kasıtlı hareketleri ile oluşan gerginlik, eğitim hizmeti almak üzere müvekkilimizle sözleşme ilişkisi kuran müşterilere de yansımış, davacının kaprisleri nedeni ile verdiği hizmetler için müvekkilimiz kursiyerlere karşı hukuki yükümlülükler altına girmiştir. Bu hususlar tarafımızca beyanları ile de açık bir şekilde ispat edilecektir.Gelinen noktada davacı tarafın hak ediş adı ile ileri sürdüğü -somut delillerle ispat edilmesi gereken- talebin dayanağı belli değildir. Bu nedenle davanın reddedilmesinı..."talep etmiştir.(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;... 24. İcra Dairesi ...esas sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Tarafların ilgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak 2022-2023 yılından bugüne kadar olan BA/BS kayıtlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Davacı hakkında tacir araştırması yapılmasına karar verilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Davacının tacir araştırması yapılması için bağlı bulunduğu vergi dairesi ve İTO'ya yeniden müzekkere yazılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.Mahkememizin █████/2024 tarihli ara kararı ile davalı vekilinin bildirmiş olduğu "..." adresinde, Bilirkişiye HMK.m.218 hükmü gereği yerinde inceleme yetkisi verilmesine, iş bu ara kararın talep eden vekile tebliğine, bilirkişiye mahkememizce telefonla arayarak bilgilendirilmesine karar verilmiştir.Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile ile, dosyanın raporunu sunan bilirkişi heyeti ile yeni bir eğitim alanında uzman bilirkişiye tevdii ile, tüm dosya kapsamı ve kök rapora itiraz dilekçeleri doğrultusunda takip tarihi itibari ile davacının tüm dosya kapsamı ve kök rapora itiraz dilekçeleri doğrultusunda takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda ek rapor hazırlanmasının istenilmesine, yeni atanan bilirkişinin harcayacağı emek ve mesaisine karşılık 6.500,00 TL ücret takdirine, kök rapor hazırlayan bilirkişilere ek ücret takdirine yer olmadığına, masrafın davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.Bilirkişiden alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir; "Eğitim alanında uzmanlığımız olmadığı için davacı eğitmen tarafından sözleşmede üstlenilen edimlerin gereği gibi ifa edilip edilmediğinin tespit edilemediği, raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, Davalı yana ait 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan mali tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde: davalı avantaj ...A.Ş. tarafından incelemeye sunulan 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerin TTK. ilgili hükümleri önünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı yanın incelemeye gelmediği, defter ve belge de sunmadığı, davalı yanın incelenen 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinde davacı taraf ile ilgili herhangi bir muhasebesel kayda rastlanmadığı, tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin: Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı, borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: taraflar arasında adi yazılı şekilde 22.08.2022 tarihinde “Eğitim Hizmetleri Sözleşmesi"nin kurulduğu; sözleşmedeki irade açıklamaları incelendiğinde sözleşmede eğitmen davacının mali ve hukuken bağımsız hareket ederek kendisinin belirleyeceği müfredat kapsamında eğitim ve atölye çalışmaları organize etmeyi; davalının bunun karşılığında cironun *425'ini davacıya ödemeyi üstlendiği; sözleşmenin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olduğu; davacı tarafından davalı aleyhine 12.12.2023 tarihinde ...24. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde 26.450TL. (22.08.2022 tarihli eğitim hizmet sözleşmesinden döğan asıl alacak) ile 710,89TL. (22.08.2022 tarihli eğitim hizmet sözleşmesinden doğan. faiz alacağı) olmak üzere toplamda 27.160,89TL.nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi” olarak 22.08.2022 tarihli sözleşmenin gösterildiği, davacının davalının üstlendiği edime aykırı olarak sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmediğini iddia ettiği; davalının ise davacının üstlendiği edimleri yerine getirmediği yönünde savunma yaptığı; Eğer Sayın Mahkemece davacı eğitmen tarafından sözleşmede üstlenilen edimlerin gereği gibi, Zamanında, eksiksiz ifa edildiği kabul edilir ise bu halde sözleşmeye dayalı alacağın davalıdan talep edilebileceği; ancak hem (uzmanlık alanımızca) davacı eğitmen tarafından sözleşmede üstlenilen edimlerin gereği gibi, zamanında, eksiksiz ifa edildiği hususunun açık bir şekilde tespit edilemediği..." rapor edilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti istemine ilişkindir.Davacının gerçek kişi olması nedeni ile Mahkememizce öncelikle Mahkememizin işbu davaya bakmaya görevli olup olmadığının tespiti için davacının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmıştır. ... Vergi Dairesi Başkanlığının vermiş olduğu █████/2024 tarihli yazı cevabında "Dairemizin ... (T.C... ) vergi numarasında kayıtlı mükellefi ...'ın tarh dosyası ve bilgisayar kayıtlarımızın tetkiki sonucu mükellefiyeti █████/2023 tarihinde SMK (Serbest Meslek Kazancı) yönünden başlamış olup, mükellefiyeti hala devam etmektedir. █████/2016 ile █████/2021 tarihleri arasında da SMK (Serbest Meslek Kazancı) yönün mükellefiyeti bulunmaktadır. Herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamaktadır." bildirilmiştir.Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda ; dosyadaki kayıt ve belgelere, ... Vergi Dairesi Başkanlığının... ve 19.09.2022 tarihli yazılarında; davacının serbest meslek erbabı olduğu, ve serbest meslek kazanç defteri tuttuğu, Gelir İdaresi Başkanlığı... Vergi Dairesi Başkanlığı 01.06.2022 tarihli yazılarında; davalının ise defter tutma mecburiyeti olan mükelleflerden olmadığı bildirilmiştir. Buna göre mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'da düzenlenen adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı olduğu, tarafların TTK'da düzenlendiği gibi tacir sıfatını taşımadığından, ortaklığın konusunun ticari gelir elde etmek olması, davayı kendiliğinden ticari dava haline getirmeyeceği ve TTK'da ön görülen, tarafların her ikisinin de tacir olması koşulunun davada oluşmadığı , uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi usul ve hukuka uygun görülmekle, davacının istinaf başvurusunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir...".Denizli BAM 3. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Asliye Ticaret Mahkemesince yaptırılan araştırmaya göre davalı doktorun özel muayenehanesinin bulunduğu, esnaf odasına kaydının olmadığı, serbest meslek erbabı olarak vergi kaydının bulunduğu ve dava tarihinden önceki son iki yıllık serbest meslek kazancının dosyaya kazandırıldığı, ancak serbest meslek faaliyeti yürüten avukat, doktor, diş hekimi, veteriner hekim, mali müşavir, serbest muhasebeci gibi meslek gruplarının esnaf ya da tacir sınıfından olmadıkları, dolayısıyla esnaf işletmesi-tacir işletmesi parasal sınırına da tabi olmadıkları bilinmektedir. O halde, ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın gerek davalı doktorun serbest meslek erbabı olması nedeniyle ticari faaliyetinin olamayacağı ve tacir sayılmayacağı yönündeki tespitinin, gerekse de görevsizlik kararı verilerek dosyanın aynı yargı çevresinde bulunan ve sözleşmenin ifa yeri mahkemesi olduğu anlaşılan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi kararı yerindedir...".İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... İddia savunma, dosya kapsamı ve istinaf nedenleri ile, kamu düzeni kapsamında yapılan yargılamaya göre, yanlar arasında araç alım satım sözleşmesi olduğu, davacının serbest avukat olarak görev yaptığı, davalının ise şirket tüzel tüzel kişiliğine sahip tacir olduğu, tarafların 6502 sayılı Yasa kapsamında satıcı sağlayıcı ya da tüketici sıfatlarının bulunmadığı, davalı şirketinin faaliyet alanının araç alım satımına ilişkin olmadığı, davacının tacir de olmadığı anlaşılmakla, davaya bakmakla görevli mahkemeler genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleridir...".Kayseri BAM 1. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Davacının az yukarıda da belirtildiği üzere, mali müşavirlik faaliyeti yönünden serbest meslek kaydının bulunması ve bu nedenle tacir niteliğini taşımaması, dava konusunun da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmemesi sebebiyle 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca, eldeki davada görevli mahkeme ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesidir...".Bursa BAM 7. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dairemizce ... Ticaret ve Sanayi Odasına müzekkere yazılmış, verilen yanıtta davalı adına gerçek kişi firma olarak kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Davalının Nilüfer Vergi Dairesi Müdürlüğünde kayıtlı bulunduğu ve serbest meslek kazancı elde ettiği ve serbest meslek kazanç defteri tuttuğu bildirildiğinden davalının ticaret odasına kayıtlı tacir olmadığı serbest meslek sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; uyuşmazlık taraflar arasında mimarı proje çizimine ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemeleri'nde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda 6102 sayılı TTK'nun 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir...".İzmir BAM 14. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dairemizce davacının tacir olup olmadığının belirlenmesi yönünden Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne, ... Ticaret Odası'na, .. Esnaf Ve Sanatkarlar Odası'na müzekkereler yazılmış olup, davacının oda kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2018 tarihli yazı cevabı ve ekindeki belgeler kapsamına göre, serbest meslek kazancı yönünden mükellef olduğu, serbest meslek kazanç defteri tuttuğu belirtilmiş, yıllık gelir vergisi beyannamesine esas belgeler içeriğinden işletme hesabında defter tuttuğu, gayrisafi hasılatının 79.055,69 TL olduğu anlaşılmıştır. Gerçek kişi olan davacının işletme defteri tutması onun tacir sayılmasını gerektirmeyeceği gibi davacının sözleşme ile yüklendiği edimin daha çok bedeni çalışmalara dayandığı nedeniyle uyuşmazlığın Asliye Hukuk mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir...".Tüm dosya kapsamından; davalının tacir olduğu; davacının ise mükellefiyetinin █████/2023 tarihinde SMK (Serbest Meslek Kazancı) yönünden başlamış olup, mükellefiyetinin devam ettiği, █████/2016 ile █████/2021 tarihleri arasında da SMK (Serbest Meslek Kazancı) yönünden mükellefiyeti bulunduğu, davanın konusunun ise █████/2022 tarihli sözleşme ile davacının davalı şirket tarafından verilen eğitim hizmetlerini organize etmek ve fiilen yürütmek konusunda üstlendiği edimi ifa etmesine karşılık davalının para borcunu ifa etmemesi iddiası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, yukarıda atıf yapılan yüksek mahkeme içtihatları uyarınca davacının serbest meslek kazancı elde ettiği ve serbest meslek kazanç defteri tuttuğu, ticaret odasına kayıtlı tacir olmadığı, serbest meslek sahibi olduğu anlaşılmakla, davacının tacir olmadığı, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca işbu davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. █████/2025KatipE-imzalıdırHakimE-imzalıdır