İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin menfi tespit davasında, icra takibine konu senedin teminat niteliği iddiasının incelenmesi kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının, daire satışına karşılık teminat olarak verildiğini iddia ettiği ve tapu devri yapılmasına rağmen iade edilmeyip haksız yere icra takibine konu edildiğini öne sürdüğü 275.000 TLlik senede ilişkin borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasına ilişkindir; davalı ise söz konusu senedin davacının şahsi borcu olduğunu, daire satış sözleşmesinin şirketi ile kendi ailesi arasında yapıldığını ve senedin bu satışla ilgisinin bulunmadığını, ayrıca daire ödemeleri için başka teminatların (ipotek) mevcut olduğunu savunarak, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı ve mesnetsiz olduğunu belirtmektedir.

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2020 (Dava) - █████/2022 (Karar)
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili hakkında İzmir 10. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas nolu dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkili aleyhine yapılan icra takibine konu senedin müvekkilinden daire karşılığı teminat olarak alındığını, müvekkilinin müteahhit olup ... Şirketi'nin bulunduğunu, davalının ... Şirketinin %10 ortağı olduğunu, daha sonra davalının 18.02.2020 tarihinde noterde şirketteki %10 hissesini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, davalı tarafından proje aşamasında yapılacak dairenin bedeli 220.000 TL iken yarısı olan daire için yine elden 110.000 TL alındığını, tapu devri yapılana kadar karşılığında teminat olarak 275.000 TL bedelli senet alındığını, müvekkilinin dairenin tamamlanmasını müteakip tapuda ... İli, ... İlçesi, ... Ada, ... Parsel ve ... Mahallesi Sadık ... Caddesi No:... da bulunan 2. katta bulunan 5 nolu daireyi davalı adına önceden anlaşıkları gibi arsa sahiplerinin kendisine verdiği vekaletnameyle satışını yaptığını, ancak davalının şirket ortağı olmasına rağmen teminat senedini vermek istemediğini, buna rağmen müvekkilinin de senedi sonra vereceği inancıyla satışı yapmakta tereddüt etmediğini, ancak daha sonra davalının kötüniyetli ve haksız olarak 275.000 TL teminat senedi nedeniyle 21.02.2020 tarihinde İzmir 10. İcra Müdürlüğünün █████████ E sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin bu senetle ilgili davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, █████/2017 vade tarihli 275.000 TL'lik senetten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı takip dosyasında takibin durdurulmasına ve takibin iptaline, davalı tarafın kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarının asılsız olduğunu, menfi tespit davasında bonoya dayalı borcun aksini ispat yükünün öncelikle davacı yanda olduğunu, davacı yanın dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları senetle aynı kuvvetle bir yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının takip konusu senedin müvekkiline satılan taşınmazın bedeli karşılığı teminat olarak verildiğine ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, daire satış sözleşmesinin davacı yanın sahibi olduğu ve müteahhitlik işlerini yaptığı şirket ile müvekkilinin eşi ve çocukları arasında yapıldığını, dava konusu edilen senedin ise davacının bizzat şahsi imzası bulunan kendi senedi olduğunu, ... Ltd. Şti. ile yani satış sözleşmesinin tarafı olan satıcı ile bir ilgisinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının 110.000 TL'ye karşılık 275.000 TL lik senet verdiği yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müteahhitlik yapan davacı yanın bedele karşılık böyle yüksek miktarlı bir şahsi senet vermiş olmasının makul ve inandırıcı olmadığını, müvekkilinin eşi ve çocukları adına davacının sahibi olduğu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketten █████/2015 tarihli sözleşmeyle dava dilekçesinde yazılı parselde bulunan inşaattan 4-5-6 numaralı 3 adet daireyi toplamda 330.000 TL'ye eşi ..., oğlu ... ve ... adına satın aldığını, bu dairelerin ödemelerini de müvekkilinin kendi çekleri, banka havaleleri ve yine elden makbuz karşılığı nakit vermek suretiyle ayrıca yaptığını, müvekkilinin bu sözleşme gereğince satışı yapılacak dairelere karşılık ödediği bedellerin teminatı olarak da davacının o tarihlerde kendi adına kayıtlı olan Karşıyaka'daki yalısı üzerine ipotek şerhi koydurduğunu, dairenin o tarihlerdeki bedelinin dahi 1 milyon doların üstünde olduğu düşünüldüğünde davacının üstüne bir de takip konusu senedi teminat verdiği iddiasının gerçekten uzak olduğunu, davacının daire satışına karşılık takip konusu senedin teminat verildiği iddialarına ilişkin hiçbir kaydın sözleşmede yer almadığını, davacı yanın iddialarını yazılı delille ispat etmek zorunda olduğunu, davacının iddiaların asılsız olduğunun İzmir 4. A.T.M'nun ████████ Esas sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit davasından ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dielkçesinde kendisini gösterdiğini, bu davada müvekkiline 220.000 TL'lik daireyi 110.000 TL'ye sattığını ileri süren davacının diğer menfi tespit davası ve Savcılık şikayetinde 240.000 T'lik daireyi 122.000 TL ye sattığını beyan etiğini, davacı yanın 2015 yılında yapılan sözleşme çerçevesinde satışı yapılan taşınmazları hem bu dosyada hem de 4. A.T.M'deki menfi tespit istemine konu ettiği senetler karşılığı satmış olduğunu söyleyerek kendisi ile çeliştiğini, senede karşı senetle ispat mükellefiyeti olup davacının iddialarını aynı kuvvetle bir yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İlk derece mahkemesince "...davacı tarafça davalı aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası ile takip konusu yapılan senedin proje aşamasında yapılacak dairenin bedeli 220.000 TL iken yarısı 110.000 TL nin elden alındığı, tapu devri yapılana kadar karşılığında 275.000 TL lik senedin teminat olarak alındığı, tapuda ... ... İlçesi ... ada ... parsel ve ... Mahallesi ... caddesi No: ... 'da bulunan 2.kat 5 no.lu dairenin satışı yapılmış olmasına rağmen senedin iade edilmediği, dava konusu senedin teminat senedi olduğu bildirilerek takip konusu yapılan 275.000 TL lik senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak işbu davanın açıldığı, beyanlarda bildirilen taşınmaz satışı ile ilgili █████/2015 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinin taraflarının ... San ve Tic. Ltd. Şti ile ..., ... ve ... olduğu, sözleşmede davaya konu senet ile ilgili herhangi bir düzenleme ve kayıt bulunmadığı, davaya konu █████/2015 düzenleme █████/2017 vade tarihli senette keşidecinin ..., lehtarın ... olduğu ve senette "bedeli teminat alınmıştır" kaydının bulunduğu, bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin senetteki yazılar ya da ayrı bir belge ile ispatlanması gerektiği, davaya konu senette neyin teminatı olarak verildiği hususunda bir açıklama bulunmadığı, bu nedenle bononun mücerretlik vasfının ortadan kalkmadığı, davaya konu senedin teminat senedi olduğu hususunun HMK'nun 201.maddesi uyarınca davacı tarafça yazılı delillerle ya da diğer kesin delillerle ispatlanması gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları bulunmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeyi kaleme alan davalının işine geldiği için bir örnek olarak düzenlediğini, davalı bunu bildiğinden daha sonra ilavelerde bulunduğunu, sözleşmenin █████/2015 tarihinde düzenlendiğini, müvekkiline yapılan ödemeler ve verilen çeklerin teslim tarihlerinin sözleşme tarihinden sonra olduğunu, sözleşme düzenlendikten sonra davalı tarafından düzenlenen senetlere ilgili bilgilerin sözleşmeye ilave edilmesinin hayatın olağan aşıkına aykırı olduğunu, davalının kötü niyetli olarak bu tarihten sonra olan ödemeler ve verilen evrakların sanki sözleşme tarihinde yapılmış gibi küçük yazı karakterleriyle ilave edildiğini, sözleşmeden sonra yapılan bu ilavelerin tespiti için bilirkişi incelemesi taleplerinin bulunduğunu, yerel mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığını, senedi davalının kendisinin düzenlediğini, müvekkilinden alacağı olmadığı halde bu senedi bilerek bu şekilde düzenlediğini ve kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını, davada haklılıklarını belgelerle ortaya koyduklarını, bütün senetlerin dairelerin satışı karşılığında davalının düzenlediğini iddia ettiklerini ve davalının borcun kaynağını yargılama esnasında açıklayamadığını, ne müvekkilinin ne de davalının banka hesaplarında senet miktarı olan 275.000 TL bir para girişi ve çıkışı olmadığını, müvekkili ile davalı arasında dairelerin satışı haricinde kesinlikle hiç bir ticari ilişkin olmadığını, bu senetle ilgili davalıya başka bir borcunun olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, senet sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de davacı vekili 15.01.2025 tarihli dilekçesiyle davadan ve istinaf başvurusundan feragat ettiğini, davalıdan vekalet ücreti talebi olmadığını bildirmiş, davalı vekili de aynı tarihli dilekçesi ile feragate bir diyeceklerinin olmadığını ve davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığını belirtmekle dosya resen ele alınarak gereği konuşulup düşünüldü:
HMK'nın 310. maddesinde "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-███████ md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi HMK'nın 307 ve devamı maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olup davacı vekiline verilen vekaletnamede davadan feragat yetkisi bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan ve istinaftan feragat etmiş olması nedeniyle HMK'nın 310/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının davadan feragat nedeniyle HMK'nın 310/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, peşin alınan 6.673,58 TL harçtan alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.058,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya iadesine,
4-Davalı tarafından talep edilmediğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansı miktarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
8-İstinaf harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
9-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
10-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
12-Dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!