Hizmet tespiti davasında mahkemenin eksik araştırma yapması, tanık beyanlarına dayalı soyut hüküm kurması ve prime esas kazanç hatası nedeniyle temyiz incelemesi sonucu bozma.
Özet: Yargıtay, davacının hizmet tespiti talebiyle açtığı davada, yerel mahkemenin sadece tanık beyanlarına dayanarak verdiği kabul kararını yetersiz inceleme ve hatalı prime esas kazanç tespiti gerekçeleriyle bozmuştur; zira kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda tarafların sunduğu kanıtlarla yetinilmeyip, işverenin dönem bordroları, emsal çalışan ve işveren kayıtları ile vergi kayıtları incelenmeli, gerekli durumlarda resen araştırma yapılmalı, sigortalılık kayıt dışı kalma nedenleri belirlenmeli, Kurum müfettiş incelemesi olup olmadığı sorulmalı ve prime esas kazancın asgari kazancın üzerinde belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    No
    : 185-509
    Davacı, davalılardan işveren yanında, 28.04.2000-20.12.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, █████/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga █████/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın █████. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    Eldeki dava dosyasına konu olayda, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına göre hüküm kurulmuş ise de, tanıkların bu döneme yönelik çalışma olgusu konusundaki beyanları, soyut nitelikte olup herhangi bir somut veriye dayanmadığından hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece, öncelikle, işverenin Kurum nezdindeki ihtilaf konusu döneme ait tüm dönem bordroları getirtilerek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen zabıta marifetiyle saptanarak, belirlenen kişilerin beyanlarının denetlenmesi için hizmet cetvelleri ve vergi kayıtları celp edilerek, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
    2-Kabule göre de, 31.03.2001 tarihine kadarki dönemde prime esas günlük asgari kazanç tutarı 5,00 TL., aylık asgari kazanç tutarı 150,00 TL. iken ve davacının prime esas kazancın tespiti yönünde bir talebi de bulunmadığı halde, bu dönemdeki çalışmalar yönünden prime esas kazanç tutarının asgari kazancı aşar şekilde belirlenmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davalıların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı Şirkete iadesine, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!