İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, İİK 235 uyarınca iflas tasfiyesinde sıra cetveline itirazla davacının kesinleşmiş USD alacakları, faizleri ve icra masraflarının masaya kaydı talepli kayıt kabul davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir iflas tasfiyesinde, davacı alacaklının, iflas idaresi tarafından kesinleşmiş mahkeme kararına dayanan alacağının (döviz cinsi ana para, iflas tarihine kadar işleyen faizler, vekalet ücreti ve masraflar dahil) bir kısmının hatalı hesaplandığı ve haksız yere reddedildiği iddiasıyla açtığı sıra cetveline itiraz davasını konu almaktadır; davacı, iflas idaresinin kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilgili alacak kalemlerinin iflas masasına tam olarak kabulünü ve kaydını talep ederken, iflas idaresi ise kendi kararının hukuka uygun olduğunu, döviz çevrim hesaplamalarının mevzuata göre yapıldığını ve davanın usulden reddi gerektiğini savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ... 3.ATM nin ... E.sayılı ilamına istinaden kesinleşmiş olan alacak kalemlerinden anlaşılacağı üzere faiz hariç asıl alacak miktarlarının █████/2016 tarihi itibariyle 346.500-USD ve 45.864,74-TL olduğunu, kesinleşmiş olan ilama göre USD cinsinden alacağın iflas tarihine kadar yapılan faiz toplamının 379.198,52-USD olduğunu, iflas idaresi kararında kesinleşmiş icra takibinin gözetilmediğini, bu çerçevede eksik ve hatalı hesaplama yapıldığını, ... 15. İcra Müdürlüğünün... E.sayılı dosyada tahakkuk eden ve █████/2017 tarihli kapak hesabında belirtilen 25,20-TL başvuru harcı, 57.888,15-TL vekalet ücreti, 45.886,64-TL masraf miktarının ise dikkate alınmadığı, iflas idaresinin icra dosyasında tahakkuk eden kesinleşmiş alacaklarını silmesinin kabul edilemeyeceğini, iflas idaresinin █████/2021 tarihli kararı ile 505.722,88-TL alacak kısmını hukuka aykırı olarak reddetmiş olduğunu, bu çerçevede bu miktarın masaya kabul ve kayıt edilmesini talep etmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili davanın süresi içinde açılmadığını beyan ederek alacak kayıt talebi hakkında iflas idaresince verilen kararın hukuka uygun olduğunu, yabancı para alacaklarının döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi doğrultusunda miktarın hesaplandığını, fonun kayıt kabul davalarında hesaplamaların hangi tarih ve kur üzerinden gerçekleştirileceğine dair almış olduğu karar gereği müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldı tarih itibari ile kur dönüşümünün yapılmasının gerektiğini, bu çerçevede davanın usulden red olunması gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunun davacının alacak talebine konu olan ilamın kesinleşmiş ilama dayalı olup olmadığı, kesinleşmiş olan ilam var ise USD cinsi alacakların iflas tarihi itibariyle işleyecek faizler dahi ilave olunduğu taktirde iflas tarihi itibariyle kayıt kabule esas olan miktarın TL karşılığında olması gerektiği, buna göre kayıt edilen 1.206.841,10-TL dışında iflas tarihi itibariyle aslında kaydı gereken toplam alacak miktarının ne olduğu, özellikle konu ile ilgili Yargıtay uygulaması gözetildiğinde kesinleşmiş ilam ve hüküm altına alınan miktarların eklenmesi gerekip gerekmediği, sonuç olarak masaya kaydı gereken miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davaya konu alacak ile ilgili iflas idaresinin █████/2021 tarihli kararı oluşturduğu, konu ile ilgili iflas idaresine başvurulduğu ancak kısmen red kararı verildiği tartışmasızdır.
Taraflar arasındaki dava İİK. 235 ve devamından kaynaklanan, uygulamada kayıt kabul davası olarak nitelendirilen ve kanunda ise sıra cetveline itiraz olarak belirtilen, tahsili amaçlamayan, sadece iflas masasına kayıt yapılmasını amaçlayan bir davadır.
İİK m.235/f.1 hükmüne göre "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içerisinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar".
Kayıt kabul aşamasında iflas dairesince davacının talep ettiği miktar oranında alacaklı olduğunu ortaya koyan yeterli belge olmadığından alacağın reddedildiği açıktır.
Kayıt kabul davası bilindiği üzere alacağı kısmen veya tamamen red edilen alacaklı tarafından iflas idaresine karşı açılır. Davada husumet iflas masasına yöneltilmelidir. İflas masasının temsilcisi adi tasfiyede iflas idaresi, basit tasfiyede iflas dairesidir. Somut olayda olduğu üzere iflas masasının temsilcisi iflas idaresi olarak müflis ...A.Ş.iflas idaresidir. İspat yükü kural olarak masaya yazdırılması gereken alacağı olduğunu iddia eden davacı alacaklı üzerindedir. Davacı alacağını genel hükümlere göre ispat etmek yükümlülüğü altındadır.
Bu arada aynı davacı aynı davalıya ve bu defa mahkememizin adı geçen dosyasında kayıt ve kabule konu olan miktar ile ilgili █████/2021 tarihinde dava açmış, davacı bu davayı açarken bu davaya konu olan miktar ile ilgili yine iflas idaresinin █████/2021 tarihinde almış olduğu kararın kendisine tebliğ üzerine ve bu davayı açmıştır.
Öncelikle dosya içinde mevcut bulunan, varlığı tartışmasız müflis ...A.Ş.iflas idaresi kararı █████/2019 tarihli olup karar numarasının 1942 olduğu, bu karara göre davacı olan şirketin toplam 1.712.563,98 TL miktarlı kısmın davacıların davadan feragat etmesi durumunda kabul edilmesine dair açıkça yazılı karar aldığı, hatta bu kararla ilgili davacı vekiline e-posta ortamında bildirim yapıldığı, nitekim bu karar üzerine Yargıtay █████/2019 tarihli kararının ortaya çıktığı, iflas idaresinin karar tarihi ile Yargıtay onama kararı arasında 11 gün olduğu, davacının █████/2019 tarihli iflas idare kararı ile benzer davalarda olduğu üzere dosyayı idari yargıya taşımadığı, esasen sorunun bu yönden ortaya çıktığı, davalı iflas idaresinin almış olduğu karar ile davacı tarafın dava dosyasının idari yargıda devam ettirme iradesini açıkça engellediği, bu suretle davacıyı açıkça oyaladığı, bu oyalama neticesinde davacının redde konu kısımla ilgili mahkememizde kayıt kabul davası açma hakkının engellenmemesi gerektiği mahkememizce kabul olunmuştur.
Her ne kadar somut davada davacının .... 3.ATM'nin ...E.sayılı kesinleşen dosya içeriği gözetildiğinde mahkememiz dosyasında davacının süresinde dava açmadığı gözükmekte ise de, 09.03.1955 gün ve 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği gibi davalı, davacıyı oyalamaya yönelik hileli hareketleri ile zamanında dava açmaktan alıkoymuş ise, bu durumun objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı ve davacı aleyhine hak düşürücü sürenin geçirildiği savunmasında bulunulmayacağı, (İBK'nın aynı yönde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi ...E....K.sayılı, Yargıtay 11.HD ...E....K.sayılı ilamı), bu halde somut olay yönünden davacının ... 3.ATM'nin ...E. ...K.asyılı ilamı çerçevesinde ve dava dosyalarımızdaki dava dilekçesine istinaden açmış olduğu davayı süresi içinde açmış olduğunun kabul olunması gerektiği izahtan varestedir.
Kaldı ki atanmış iflas idaresinin müflisin ve masanın menfaatlerini gözeten, tasfiyeyi yapmakla görevli tarafsız bir organ olduğu, iflas idaresinin kamu görevini yerine getirdiği tartışmasız bir organ olmakla kişilerin yasal ve anayasal hak arama hürriyeti ile ilgili kişilerde idari yargıda dava açılmaması veya davaya devam edilmemesi yönünde güven oluşturduktan sonra bu güvene aykırı iş ve işlem tesis etmeleri durumunda, kişilerin bu işleme karşı süresi içinde dava açma hakkının engellenmesinin Anayasa m.36 hükmü ile bağdaşır olmadığı gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik uygulamalarına da aykırıdır.
Tüm bu durumlar gözetildiğinde davacının mahkememizde süresi içinde dava açtığı, aynı davalıya yönelik birçok dosyada idari yargının yargı yoluna ilişkin görevsizlik kararı verdiği, nihayet bu tip dosyalar yönünden günümüz itibariyle artık Uyuşmazlık Mahkemesinin en son tarihli ...E. ...K.sayılı ve benzer bir çok kararı çerçevesinde ise mahkememizin zaten görevli olduğu, anlaşılmakla süresi içinde mahkememizde açıldığı kabul edilen davadaki yargılama işlemlerine aynı şekilde devam olunmasına karar verilmiştir. Buna göre davanın esasına girilmesine engel bir hal bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması amacıyla mahkememiz tarafından atanan ve konusunda ehil bankacı bilirkişi █████/2022 tarihli raporunda "banka kayıtları ve dosyadaki mevcut belgeler, üzerinde sadece teknik olarak bankacılık konusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davalı müflis banka iflas idaresinin talebi dikkate alınmak suretiyle birinci olarak davalı müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından ileri sürülen ... Fon Kurulunun ... tarih ve ...Sayılı kararına kabul edilen “yabancı para cinsinden olan alacağın hesaplamasında bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihi itibari ile T.C. Merkez Bankası'nca ilan edilen döviz alış kurları dikkate alınmalı” görüşü yönünde hesaplama yapıldığında davacı alacağının faizli toplamının 379.198,52 USD olduğu, ... Fon Kurulunun kararı gereği, 22.07.2016 tarihli 3.0573 TL kur üzerinden karşılığının 1.159.323,64 TL ilamda yer alan Türk Lirası alacaklarınız yıllık *69 yasal faiz işletildiğinde iflas tarihi itibariyle toplam 47.517,46 TL olduğu, bu durumda toplam alacağın 1.206.841,10 TI. 4.sıraya kabulü, söz konusu tutarım imtiyazlı alacak yönünden 3/3.sıradan kayıt kabulu gerekeceği, ikinci olarak ise; İcra İflas Kanunu'nun 195 maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği hükmü esas alındığında ise; müfis bankanın iflas tarihi olan 16.11.2017 iflas tarihi itibariyle davacı alacağının 1712.516.88 TL kabul edilen - 1.206.841.10-505,675.78 TL daha kaydi gereken alalacak tespit edildiği, sözkonusu tutarın imtiyazlı alacak yönünden 3/3.sıradan kayıt kabulü gerekeceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Davalı vekilinin █████/2022 tarihli itiraz dilekçe içeriği karşısında bilirkişinin hazırlamış olduğu raporda herhangi bir revize yapılmasını gerektirir bir durum olup olmadığı, herhangi bir hesap hatasının olup olmadığı hususlarını içerecek şekilde mevcut bilirkişiden ek rapor alınmasına dair ara karar oluşturulmuştur.
█████/2022 tarihli ek raporda "davalı itiraz dilekçesinde, Fon Kurulu'nun Vermiş Olduğu ... Tarih ...nolu kararın uygulanması hukuka uygun olup yabancı para cinsinden alacak kayıt taleplerinin fon kurulu'nun almış olduğu karar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini,... Tarih ... nolu Fon Kurulu kararı uyarınca " Yabancı para ve altın cinsinden vadesiz hesaplara; müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası'nca ilan edilen döviz alış kurları üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılıklarına " denilerek hesaplamanın hangi tarih ve kur üzerinden gerçekleştirileceği belirtilmiş” şeklinde beyan beyan etmiş ise de bankanın faaliyet izni sadece mevduat toplama yetkisinin elinden alındığı, faiz ve ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı mahkemenizin takdirlerinde mütalaa olunduğu, davalı müflis banka iflas idaresinin talebi dikkate alınmak suretiyle, birinci olarak davalı müflis ...Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından ileri sürülen ... Fon Kurulunun ... tarih ve ... Sayılı kararına kabul edilen “yabancı para cinsinden olan alacağın hesaplamasında bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihi itibari ile T.C. Merkez Bankası'nca ilan edilen döviz alış kurları dikkate alınmalı” görüşü yönünde hesaplama yapıldığında davacı alacağının faizli toplamının 379.198,52 USD olduğu, ... Fon Kurulunun kararı gereği; 22.07.2016 tarihli 3.0573 TL kur üzerinden karşılığının 1.159.323,64 TL, ilamda yer alan Türk Lirası alacaklarınız yıllık 99 yasal faiz işletildiğinde iflas tarihi itibariyle toplam 47.517,46 TL olduğu, bu durumda toplam alacağın 1.206.841,10 TL 4.sıraya kabulü, söz konusu tutarın imtiyazlı alacak yönünden 3/3.sıradan kayıt kabulu gerekeceği, ikinci olarak ise; İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği hükmü esas alındığında ise;Müfis Banka'nın iflas tarihi olan 16.11.2017 iflas tarihi itibariyle davacı alacağının 1.445.930.32 TL kabul edilen -1.206.841.10- 239.089.22 TL kaydi gereken alalacak tespit edilmiştir sözkonusu tutarın imtiyazlı alacak yönünden 3/3.sıradan kayıt kabulü gerekeceği" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Özellikle bu noktada bilirkişi ...' un hazırlamış olduğu █████/2022 tarihli ek raporu ve akabinde hazırlayacağı ek raporu dikkate alındığında farklı veya aynı sonuca varılıp varılmadığı, gerekçesinin ne olduğu, yine bilirkişi...' un hazırlamış olduğu █████/2022 tarihli rapora yönelik davacı vekilinin █████/2022 tarihli itiraz dilekçesindeki hususların ve davalı vekilinin █████/2022 tarihli dilekçesindeki hususların içerikleri dikkate alındığında herhangi bir hesap hatası olup olmadığı, buna göre ve sonuç olarak gerekirse seçenekli olarak kayıt ve kabulü gereken miktarın hesaplanması açısından yeni bir banka müdürü bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Yeni atanan ise bilirkişi hazırlamış olduğu █████/2023 tarihli raporda "davacı şirketin, ...3.ATM ... E.sayılı dosyasından verilen ... sayılı karar uyarınca aşağıda belirlenen alacaklarını iflas masasına kaydını talep edebileceği kanaatinin edinildiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere terditli/seçenekli hesaplama sonuçları aşağıda (a) ve (b) bentleri altında arz edildiği, davacı bankanın, müflis bankadan iflas tarihi (16.11.2017) itibariyle alacakları, icra vekalet ücreti dahil edilerek yapıları hesaplama sonuçları yönünden talep edilen 1.712.563,98 TL, hesaplanan 1.735.681,23 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken 505.722,88 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK'nun 195 ve 206 m. uyarınca iflas masasına ilaveten 505.722,88 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği, icra vekalet ücreti hariç tutularak yapılan hesaplama sonuçları yönünden talep edilen 1.712.563,98 TL, hesaplanan 1.677.793,08 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken alacak 470.951,98 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK'nun 195 ve 206 m. uyarınca iflas masasına ilaveten 470.951,98 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği, davacı şirketin, müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihli TCMB döviz alış kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre belirlenen alacağı, talep edilen 1.712.563,98 TL, hesaplanan 1.385.826,64 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken alacak 178.985,54 TL, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK'nun 195 ve 206 m. uyarınca iflas masasına ilaveten 178.985,54 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği" şeklinde görüş sunmuştur.
Taraf vekillerinin rapora karşı beyanlarının sunulması sonrası gerek sunulan beyanlar ve gerekse özellikle devlet bankalarından gelen cevap içeriği incelendiğinde, iflas tarihi itibariyle hesaplanacak işlemiş faiz miktarı değişebileceğinden █████/2023 tarihli ek raporda revize edilmesi gereken bir durumun olup olmadığı noktasında █████/2023 tarihi sonrası dosyanın ikinci bilirkişi olarak atanan ...' e teslimine dair ara karar oluşturulmuştur.
İkinci bilirkişi münferiden hazırlamış olduğu █████/2023 tarihli raporda "davacı şirketin,... 3.ATM ..E.sayılı dosyasından verilen ███████ sayılı karar uyarınca aşağıda belirlenen alacaklarını iflas masasına kaydını talep edebileceği kanaatinin edinildiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere terditli/seçenekli hesaplama sonuçları aşağıda (a) ve (b) bentleri altında arz edildiği, davacının, müflis bankadan iflas tarihi (16.11.2017) itibariyle alacakları, icra vekalet ücreti dahil edilerek yapılan hesaplama sonuçları yönünden talep edilen 1.712.563,98 TL; hesaplanan 1.583.761,18 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken alacak 376.920,08 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK' nun 195 ve 206 m. uyarınca iflas masasına ilaveten 376.920,08 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği, icra vekalet ücreti hariç tutularak yapılan hesaplama sonuçları yönünden talep edilen 1.712.563,98 TL, hesaplanan 1.525.873,03 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken alacak 319.031,93 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK'nun 195 ve 206 m. uyarınca iflas masasına ilaveten 319.031,93 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği, davacı şirketin, müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihli TCMB döviz alış kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre belirlenen alacağı, talep edilen 1.712.563,98 TL, hesaplanan 1.266.622,97 TL, kabul edilen 1.206.841,10 TL, ilave kaydı gereken alacak 59.781,87 TL olduğu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde, İİK'nun 195 ve 206 m. Uyarınca iflas masasına ilaveten 59.781,87 TL nakdi alacağın 4.sıraya kaydının yaptırılabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
1.bilirkişi... ile 2.bilirkişi ... raporları arasında doğan rakamsal ve sınıfsal çelişki karşısında bu çelişkinin giderilmesi, çelişkinin giderilmesi aşamasında █████/2024 tarihli duruşma tutanağındaki tespitleri dikkate alınması, bu çerçevede iflas tarihi itibariyle yabancı paranın dönüşümü hususunun dikkate alınması durumunda iştirak ettiği rapor olup olmadığını açıklaması, var ise hangi rapora neden iştirak ettiğini gerekçeli olarak belirtmesi, bu suretle masaya kaydı gereken rakamın miktar açısından ve sınıfsal olarak belirtilmesi, amacıyla üçüncü bilirkişiden rapor alınmasına dair ara karar oluşturulmuştur.
█████/2025 tarihli raporda "kesinleşen mahkeme ilamında 288.750,00 USD’lik tutar yönünden takibin devamına karar verildiği, bu sebeple, söz konusu tutara, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre, Devlet Bankalarının USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranından faiz yürütülerek, takip tarihinden 16.11.2017 iflas tarihine kadar faiz hesaplandığı, 57.750,00 USD’lik inkar tazminatı tutarına, 03.02.2016 ilam tarihinden 16.11.2017 iflas
tarihine kadar, hemen yukarıda belirtilen USD faiz oranlarından faiz hesaplandığı, 45.864,74 TL'lik Masraf Alacak tutarına, 03.02.2016 İlam tarihinden 16.11.2017 iflas tarihine kadar, % 9,00 kanuni faiz oranından faiz hesaplandığı, yapılan hesaplamalar sonucunda, iflas masasına ilave kaydı gereken alacak tutarı, 377.026,87 TL (= 1.583.867,97TL – 1.206.841,10 TL) olarak hesaplandığı, davalı müflis ... Bankası A.Ş. tarafından, “Erken Kapama Komisyonu” adı altında
davacı şirketin hesabından, 02.09.2014 tarihinde çekilen 288.750,00 USD’lık tutar nedeniyle, davacı ... A.Ş. tarafından, davalı banka aleyhine 30.09.2014 tarihinde icra takibi yapıldığı, ancak yapılan itirazın iptali için açılan davada, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03.02.2016 Tarih, ... E., ... K. sayılı ilamı ile; takibin 288.750,00 USD tutar üzerinden devamına, 57.750,00 USD inkar tazminat bedeli ile 45.864,74 TL vekalet ücreti ve masrafların, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, Mahkeme tarafından, Yargıtay’ın, yabancı para alacakların iflasın açıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek, iflas masasına yazdırılabileceği yönündeki uygulamalarının benimsenmesi durumunda ise, davacı şirket tarafından 16.11.2017 İflas Tarihi itibariyle iflas masasına 377.026,87 TL (= 1.583.867,97 TL – 1.206.841,10 TL) tutarında 4. sıraya İlave Alacak Kayıt Talebinde bulunabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Yargılama aşamasında davalının savunmasının asıl dayanağı müflis bankanın iflas tasfiyesi sırasında yabancı paranın hangi tarih itibariyle Türk lirasına çevrilmesi gerektiği, bu noktada Fonun gösterdiği adaylardan oluşan iflas idaresinin belirlemiş olduğu tarih itibariyle kur dönüşümünün davacı yönünden bağlayıcı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Esasen bilirkişi raporlarında da seçenekli olarak hesaplama yapılmıştır.
Somut olayda █████/2020 tarihli Uyuşmazlık Mahkeme kararında da belirtilmiş olduğu üzere "... A.Ş.'nin ...'nın ve ... Fon Kurulu'nun █████/2015 tarihli kararları doğrultusunda ...'ye devredildiği, █████/2016 tarihli ... kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca faaliyet izninin kaldırıldığı ve bu kararın █████/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Fon Kurulu'nun ... tarihli kararı ile ... sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca bankanın doğrudan iflasının mahkemeden talep edilmesine karar verildiği,... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sırasında açılan davada █████/2017 tarihli ... E.... K. sayılı karar ile 5411 sayılı Yasanın 106. maddesi uyarınca ... Bankası A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, dosyadan düzenlenen sıra cetvelinin 01.06.2018 ve 04.06.2018 tarihli gazete ilanlarıyla ilan edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
5411 sayılı Yasa ile fonun bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere atanan iflas dairesinin iflas idaresinin görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edeceği belirtilmiş, böylelikle atanan iflas dairesinin yetki ve görev alanı genişletilerek 2004 sayılı İİK çerçevesinde atanmış olan iflas idarelerinin yükü bir anlamda azaltılmıştır.
Buna göre 5411 sayılı Yasanın 106/5 maddesinde ''Fon bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İİK 'nun 166., 218., 219., 234., 236., 249., 251., 254. maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı, iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder.'' hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan "Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik''in ,"İflas Yoluyla Tasfiye'' başlığını taşıyan 4. bölümünde Bankacılık Yasası uyarınca iflasına karar verilen bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Uyuşmazlık mahkemesinin adı geçen kararında belirtildiği üzere "somut olayda, 5411 sayılı Yasanın 110. maddesinin yollaması ile 106/5 maddesi gereğince 1. alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere ilgili Yönetmeliğin 20. maddesi gereğince iflas tasfiyesinin yürütülmesi bakımından ...'nin ... tarihli ... sayılı kararı ile müflis bankanın iflas idare memuru adaylarının isimlerinin belirlendiği, ... 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin █████/2017 tarihli ... D.İş ... K. sayılı kararı ve ... 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin █████/2018 tarihli ... D.İş ... K. sayılı kararı ile, Fon tarafından önerilen üç kişinin iflas idare memuru olarak atanmasına karar verildiği kayden sabittir.
Görüldüğü üzere iflas idare memurlarının tamamı Fonun (...) gösterdiği adaylardan oluşmuştur. Müflis ... Bankası A.Ş.'nin iflas tasfiyesi 5411 sayılı Yasanın 106. maddesi ve ilgili Yönetmelik çerçevesinde ... tarafından yürütülmekte olup, ...'nin Bankacılık Kanunu 106/5. maddede tanınan yetkiye istinaden atadığı iflas idare memurları tarafından düzenlenen sıra cetvelinin ve aldığı tüm kararların (kayıt kabul başvurusu red kararları dahil), ... Bankacılık Kanunu uyarınca kanundan aldığı kamusal yetki ve görev kapsamında kamu gücüne dayanarak tesis ettiği idari nitelikte bir işlem olduğu kabul edilmelidir.(...)
Bu noktada 5411 sayılı Kanununun "Faaliyet izninin kaldırılması” başlıklı 106. maddesinin 5. fıkrasında " Yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde Fon, iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. Fon, bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder." hükmü;
Kanunun " Fona devredilen bankalar ile ilgili hükümler” başlıklı 107.maddesinde; “Fon, bu Kanunun 71 inci maddesi hükümlerine göre ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankalarla ilgili yetkilerini maliyet etkinliğini sağlama ve malî sistemin güven ve istikrarını koruma ilkeleri doğrultusunda kullanır.
(...)
5411 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında ise "İflas kararı alınması halinde Fon, iflas masasına imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder ve bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye eder." hükmü yer almıştır.
Görüldüğü üzere, mülga 4389 sayılı Kanun'da; iflas kararı alınması halinde Fon'un bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olarak İcra İflas Kanunu'nda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye edeceği belirtilmişken, 5411 sayılı Kanun'da bu yetkinin kapsamı daraltılarak İcra ve İflas Kanununun 166., 218., 219., 223., 234., 236., 249., 251. ve 254. maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesinin, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edebileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İflas masası" başlıklı 184. maddesinde; " İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer.
Müflis namına gelen mektuplar iflas idaresi tarafından açılır ve sair mevrudelerin de masaya gönderilmesi posta idaresine bildirilir."hükmüne;
2004 sayılı Kanunun “İflas idaresi ve iflas dairesinin vazifeleri” başlıklı 223. maddesinde, "(Değişik: 6/6/1985-███████ md.)
İflas idaresi üç kişiden oluşur. Toplanan alacaklıların yapacağı seçimde, bu sayının iki katı, bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip kişi aday gösterilir. Bu adaylardan dört adedi alacak tutarına göre ekseriyeti teşkil edenlerce, iki adedi ise alacaklılar sayısı itibariyle ekseriyeti teşkil edenlerce seçilir ve icra mahkemesine bildirilir. İcra mahkemesi, iflas idaresini teşkil edecek üç kişiden ikisini alacak ekseriyetine sahip olanların gösterdiği dört aday, birini ise alacaklı ekseriyetinin gösterdiği iki aday arasından seçer.
Tasfiye, iflas dairesince, yukarıdaki fıkraya göre teşkil edilen iflas idaresine havale olunur.
(Değişik üçüncü fıkra
: 17/7/2003-███████ md.) İflâs idaresi toplantıları, idare memurlarının veya herhangi bir alacaklının gündem belirlemek suretiyle yapacağı talep üzerine iflâs dairesi müdürünün toplantı gününden en az yedi gün önce göndereceği çağrı üzerine yapılır. İflâs idaresi, kararlarını çoğunlukla alır; ancak toplantıya her üç iflâs idare memurunun da katılmaması hâlinde iflâs dairesi müdürü iflâs idaresinin görevini yüklenir ve iflâs idaresi adına tek başına karar alır. Toplantıya iflâs idaresi memurlarından birinin veya ikisinin iştiraki hâlinde iflâs dairesi müdürü de bu toplantıya katılır. Karar alınamaması hâlinde iflâs dairesi müdürünün oyu doğrultusunda işlem yapılır. İflâs masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığınca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflâs idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflâs idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar".
Öğretideki görüşlere göre yapılan bu düzenlemeler ile Bankacılık Kanunda tasfiye sırasında yerine getirilmesi gereken bazı görevler fondan alınarak iflas dairesine bırakılmakta, böylece bir taraftan Fonun tasfiyesinin yürütülmesi bakımından yükü hafifletilmekte, diğer taraftan ise iflas dairesi, iflas tasfiyesinde daha aktif hale getirilmektedir. (Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, Bankacılık Kanununun İcra ve İflas Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Bankacılar, Aralık, 2005, Sayfa 30) Bu suretle kanun koyucu yukarıda belirtilen maddelerle atanan iflas idaresi alacaklılar toplantısı ve iflas dairesi görev ve yetkileri dışında kalmakta, Fon bu maddelerde öngörülen yükümlülüklerden muaf tutulmaktadır. Belirtilen yasal düzenlemelerin gerek lafzı ve gerek amacı dikkate alındığında iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel kılınacağına dair İİK m.195 hükmünün gözardı edilmesine imkan verecek bir düzenleme mevcut değildir. Bir başka deyişle bu noktada müflis ... Bankası A.Ş.iflas idaresi lehine tanınmış istisnai bir görev ve yetki verilmemiştir. Kaldı ki adı geçen hüküm iflasta alacaklar arasında eşitliği sağlamak ve ifasın tasfiyesini geciktirmemek amacı ile kabul edilmiş olup adı geçen düzenleme bu noktada emredici nitelik taşımaktadır.
Nitekim Yargıtay 23. HD'nin yerleşik uygulamalarında kabul olunduğu üzere "Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir.(Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244) İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.05.1997 tarih ve... E., ... K. sayılı ilamı ile Dairemizin 11.03.2014 tarih ve... E.... K. sayılı ilamı bu yöndedir".(Yargıtay 23. HD'nin ...E. ...K.sayılı ilamı) O halde iflas tarihindeki kur dikkate alınarak dönüşüm yapılmalıdır.
Hemen belirtmek gerekir ki müflis bankalar aleyhine açılan kayıt kabul davalarında da yabancı paranın, iflas tarihi itibariyle efektif satış kur karşılığının hesaplanması, buna göre kayıt ve kabule esas miktarın belirlenmesi yönünde Yargıtay'ın emsal teşkil eden uygulaması dahi mevcuttur. (Yargıtay 11. HD ...E. ...K.sayılı ilamı)
Nitekim mahkememizin 2021/8E. ████████K.sayılı ve █████/2021 tarihli,...E. ... ve █████/2021 tarihli kararlarında da aynı gerekçe benimsenmiş, iflas tarihindeki kur esas alınmıştır.
O halde belirtmek gerekir ki davacının yabancı para alacağıyla ilgili iflas tarihindeki döviz satış kurunun esas alınması, emredici olan genel hükümlere ve uygulamaya uygundur. Bu durumda kayıt kabul hesaplamasında iki adet taksitin içinde kalan işlemiş faiz tutarları ve yabancı para alacağına ilişkin diğer gecikme faizinin TL'ye dönüştürülmesinde bankacılık lisansının kaldırıldığı tarih değil, iflas tarihi olan █████/2017 tarihindeki döviz kurlarının esas alınması gerektiği, bu noktada ... - Fon Kurulunun almış olduğu kararının yasal bağlayıcılığının bulunmadığı, bu kararın yasal dayanağının mevcut olmadığı, esasen yorum kuralları gereği Fona tanınan yetkilerin "istisnai olması" nedeniyle dar yorumlanmasının esas olduğu, belirtilen yorum tarzı benimsendiğinde ise Fon Kurulunun bu yöne ilişkin kararı ile bağlı olunmasının mümkün olunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Bu kabul çerçevesinde mahkememizce yapılan ilk bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2022 tarihli kök ve █████/2022 ile █████/2023 tarihli ek raporlar mahkememizce hükme esas bulunmamıştır. Zira kayıt kabul davasına esas olan ve davacı lehine hükme bağlanan ... 3.ATM ilamına göre kesinleşen alacak tutarları arasında yer alan icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve masraf kalemleri bilirkişi tarafından dikkate alınmamıştır. Oysaki davacının alacak talebine esas olan ilamdan kaynaklı olan tüm alacak kalemleri İİK m.195 hükmü uyarınca iflas tarihi itibariyle dikkate alınması gereken ana para niteliğindedir. Bu durumda ilgili kişinin hazırlamış olduğu raporun hükme esas alınması mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan ikinci bilirkişi olarak atanan bilirkişinin hazırlamış olduğu █████/2023 tarihli ek raporda USD cinsinden alacağın █████/2027 tarihindeki TCBM efektif satış kurundan TL'ye dönüştürüldüğü, ancak dayanak ilamdaki tüm kalemlerin dikkate alınması sonrası ise iflas tarihi itibariyle hesaplanan toplam alacağın 1.583.761,18 TL olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi kök rapor sunmuş olsa da kök raporda Devlet bankalarında gelen ve yabancı paraya işletilecek faiz oranları dikkate alınmadığından kök rapora itibar olunabilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Esasen çelişkinin giderilmesi için atanan üçüncü bankacı bilirkişi dahi hazırlamış olduğu █████/2025 tarihli raporda iflasın açıldığı tarihteki TCBM efektif satış kuru üzerinden TL'ye çeviri yapılması durumunda davacı alacağının 1.583.867,97 TL olarak tespit etmiştir. Esasen bu rakam ile ikinci bilirkişinin bulmuş olduğu rakam arasındaki fark bir anlamda kuruşlandırmalardan doğan çok küçük bir fark durumundadır. Bir başka deyişle her iki rapor bir anlamda birbirine çok yakındır. Bununla birlikte bilirkişinin hazırlamış olduğu çelişkiyi gideren Yargıtay uygulamasına uygun şekilde hesaplanan, ilamdaki icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, mevduattan çekilen alacak ile ilgili faiz oranlarının tam ve eksiksiz olarak uygulandığı rapor olması karşısında hükme esas alınabilecek niteliktedir. Açıklandığı üzere iki rapor arasındaki fark Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere "fahiş olmayan" bir fark olmakla çelişki olduğu kabul olunamaz. Böylelikle daha önce masaya kaydı yapılan 1.206.841,10 TL tutar, mahkememizce benimsenen 1.583.867,97 TL tutardan mahsup olunduğunda masaya kaydı gereken rakam 377.026,87 TL olarak tespit edilmiş olup mahkememizce bu rakama itibar olunmuştur.
Esasen mahkememizce itibar olunan ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında yabancı paranın cinsi, faiz oranları, iflas tarihleri ve bu tarihteki efektif satış kur karşılığı dikkate alındığında gerekçeli ve denetime elverişli olup bu yönden yapılan hesaplamaya itibar olunmasına engel bir itiraz ise yapılan açıklamalar karşısında mevcut değildir.
Bu miktar ile ilgili pasif sıfat sahibi müflis şirket iflas idaresi aleyhine açılan davada davanın kısmen kabulüne, .. 1.İflas Müdürlüğünün ...dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan 505.722,88-TL alacağın, sadece 377.026,87-TL miktarının davacı alacağı olarak ... 1. İflas Müdürlüğünün ...dosya numaralı iflas masasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan davacı dava dilekçesinde kayıt kabul davasını ... aleyhine dahi açmış, bu nedenle...'ye dava dilekçesi tebliğ olunmuş, ... ise husumet itirazında bulunmuştur. Esasen şekli taraf teorisi dikkate alındığında ve dava dilekçesinde ...'nin davalı olarak gösterildiği açıktır. Her ne kadar HMK m.124 hükmünün yargılama aşamasında uygulanabileceğine dair ara karar oluşturulmuş ise de █████/2025 tarihli duruşmada HMK m.124 hükmünün somut olay açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, yine şekli taraf teorisi gereği ...'nin ayrı bir davalı olarak varlığı kabul edilmiştir. Esasen ... vekili yargılama boyunca davayı takip etmiş ve beyanlarda bulunmuştur.
Kural olarak, 2004 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesinde adi tasfiyede masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi; 218 inci maddesinde ise basit tasfiyede iflas dairesi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Buna göre iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ya da iflas dairesine aittir. Müflisin iflas masasına giren mal ve haklara ilişkin davalarda taraf sıfatı olmadığından, müflis iflastan sonra masaya giren mal ve haklara ilişkin davaları açamaz ve dava edilemez. Bu nedenle hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi basit tasfiyede iflas dairesine, adi tasfiyede ise iflas idaresine aittir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir.
(Yargıtay 9.HD ...E. ...K.sayılı kararı)
Öte yandan, her ne kadar davalı iflas idaresi Fon’un önerisiyle atanan kimselerden oluşuyor ve Bankacılık Kanunu’nun 110/son maddesinin atfı ile aynı Yasa’nın 106. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yetkili organ kararları Fon Kurulu’nca alınıyorsa da dosyanın davalısı ... olmayıp, iflas idaresidir. (Yargıtay 23.HD ...E....K.sayılı kararı) Esasen benzer dosyalarda ...'nin davalı olarak gösterildiği davaların dahi bu açıdan reddolunduğu görülmektedir.
Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davalı müflis ... Bankası A.Ş. iflas idaresi aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne, ... 1.İflas Müdürlüğünün ...dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan 505.722,88-TL alacağın, sadece 377.026,87-TL miktarının davacı alacağı olarak ... 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının, davalı ... aleyhine açmış olduğu kayıt kabul davasının ise pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının, davalı müflis ... Bankası A.Ş. iflas idaresi aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne,
... 1.İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kaydı talep olunan 505.722,88-TL alacağın, sadece 377.026,87-TL miktarının davacı alacağı olarak ... 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4.sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Davacının, davalı ... aleyhine açmış olduğu kayıt kabul davasının ise pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine,
3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 59,30 TL başvuru harcı toplamı olan 118,60 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalı müflis bankadan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140.maddesi uyarınca -Başkan ...'ın karşı oyu ile- harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan 319,60 TL tebligat ve posta gideri ile 5.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.919,60 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 4.413,18 TL'nin davalı müflis ... Bankası A .Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 7.900,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına isabet eden 2.010,38 TL'nin davacıdan alınarak davalı müflis ... Bankası A.Ş.'ye verilmesine,
7-Dava kısmen kabul olunduğundan ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı müflis ... Bankası A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,
8-Dava kısmen reddedildiğinden ve davalı müflis ... Bankası A.Ş. vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
9-Davalı .., vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,
10-Davalı ... tarafından herhangi bir harcama olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
11-Artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
HARÇ YÖNÜNDEN KISMİ KARŞI OY GEREKÇESİ
Somut olayda müflis bankanın tasfiyesi fon eliyle yürütülmekte olup, davalı ise iflas tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresidir.
Buna göre iflas tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresi aleyhine açılmış olan kayıt ve kabul davasında davalının harç ödeme yükümlülüğü olup olmadığı noktasında özel düzenlemelerin gözetilmesi gerekir.
Somut olayda davalı, tasfiyesi Fon eliyle yürütülen müflis bankanın iflas ve tasfiye idaresi olmakla bu konudaki harca dair düzenlemelerin yer aldığı 5411 sayılı Bankacılık Kanununun m.140 hükmü öncelikle irdelenmelidir.
Adı geçen Kanunun “Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî istisnalar” başlığını taşıyan 140.maddesinde de;
“Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması hâlinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler ve bu işlemlerle ilgili düzenlenen kâğıtlar, her türlü vergi, resim, harç, fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır.
Borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi, resim, harç ve masraflar bu alacaktan mahsup edilemez. Bu işlemlerden kaynaklanan döner sermaye ücreti ödenmez ve diğer kesintiler yapılmaz.
Fon alacağına karşılık bir malın Fon veya Fon bankaları tarafından rızaen veya icraen satın alınması hâlinde bu işlemlerle ilgili olarak tarafların ödemekle yükümlü olduğu vergi, resim, harç ve döner sermaye ücreti gibi malî yükümlülükler aranmaz.
Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz.
Fon alacaklarına ilişkin davalarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seri muhakeme usûlü hükümleri uygulanır.
Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, yukarıda belirtilen işlemler nedeniyle kendi aralarındaki ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle aralarındaki işlemler nedeniyle düzenlenen sözleşmeler, belgeler ve sair kâğıtlar ile bunların değiştirilmesi, yenilenmesi, uzatılması, devredilmesi ya da yeni bir itfa plânına bağlanması, alacakların teminatlandırılması, teminatların devir alınması, tarafların sulh ve/veya ibra olması ve/veya her ne nam altında olursa olsun herhangi bir işleme tâbi tutulması nedeniyle düzenlenen kâğıtlar ve/veya belgeler her türlü vergi, resim ve harçlar ile özel kanunları ile hükmolunan malî yükümlülüklerden istisnadır. Bu hüküm üçüncü kişiler yönünden, Fonun ve/veya Fona intikal eden bir bankanın ve/veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen müflis bankaların iflas idarelerinin, tasfiyeye tâbi tutulan bankaların tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsili ile ilgili işlemlere taraf olmaları hâlinde uygulanır.
Fonun, bu Kanunun 131 inci maddesi uyarınca gerçekleştireceği borçlanma ve avans işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır.
Fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları her türlü işlem, dava ve icra takipleri, bu dava ve takiplerin borçlularınca kabul edilmek suretiyle kesinleştirilmesi, her türlü vergi, resim, harç ve fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır.
Faaliyet izni kaldırılan bankaların, Fon bankalarının sandıklarının Sosyal Sigortalar Kurumuna devri hâlinde, aktüerlerce tespit edilen fiili ve teknik açıklar için, faaliyet izni kaldırılan bankaya, Fona ve/veya Fon bankalarına rücu edilemez.” hükmünü içermektedir.
Kanun koyucu yapmış olduğu düzenleme nedeniyle Fon ve faaliyet izni kaldırılan banka yönünden ayrı ayrı düzenlemeler yapmıştır.
Buna göre adı geçen hükmün birinci fıkrası, doğrudan Fonun dava ve icra takipleri dahil her türlü harçtan muafiyeti düzenlemiş olup, buna mukabil ikinci fıkra ise faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devir alınması halinde uygulanacaktır. (...) Bu çerçevede Danıştay'ın dahi vermiş olduğu karara göre bu istisnanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankalara değil kendisine tanındığından Fona devredilen davacı banka tarafından açılan davaya harç alınmadan bakılması olanaksızdır. (Prof.Dr.Seza REİSOĞLU, Bankacılık Kanunu Şerhi Madde 140, Ankara 2015, Sayfa 2132-2133 Bu Kararda Atıf Yapılan Danıştay 7.HD'nin ██████, Danıştay Dergisi, 2007, Sayfa 264) Sonuç olarak bu fıkralar sadece ve sadece Fonun bizzat taraf olması halinde uygulanacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki somut olay kayıt kabul davası olup davalı durumunda olan ve tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresinin birinci ve ikinci fıkralarının muhatabı olmadığı kesin ve açıktır. Zira adı geçen fıkralara göre muafiyet sadece ve sadece Fona tanınmıştır. Bir başka deyişle faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin bu fıkralarda mali bir istisna düzenlenmemiştir.
Buna mukabil yukarıda açıklanan hükmün beşinci fıkrası ise sadece ve sadece mahkeme ilamı alınması ve tebliğe çıkartılması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi şartının aranmayacağına ilişkin olup bir muafiyet veya istisnayı içermemektedir.
Buna mukabil somut olayda davalı durumunda olan ve "tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların iflas idareleri yönünden" dava ve icra takibi ile ilgili tek istisnai düzenleme ise dokuzuncu fıkrada yapılmıştır.
Adı geçen fıkra içeriği dikkate alındığında Fon bankalarının, tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları dava ve icra takipleriyle ilgili harçtan müstesna tutuldukları düzenlenmiştir. Bir başka deyişle, kanun koyucu tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsili ile ilgili taraf oldukları her türlü davada ve her şekilde harçtan muaf ve istisna tutulacağına dair bir düzenleme getirmemiştir. O halde somut olayda olduğu üzere tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idaresinin dava ve icra takipleriyle ilgili harçtan müstesna olabilmesi için a) alacaklarını tahsil etmek amacıyla hareket etmesi, b) bu amaçla bir dava ve icra takibini yapan durumunda olması gerekmektedir.
Davalı olan ve tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresinin davacı olmadığı ve sadece davalı olduğu, ayrıca davanın alacak tahsil etmeye yönelik bir dava değil, davacının bir özel sözleşmesinden doğan alacağı konu ettiği kayıt kabul davasının olduğu, bu nedenle anılan 9.fıkra kapsamında harçtan muafiyet veya istisnayı gerektiren bir hal olmadığı anlaşılmaktadır.
"(...)
Nitekim, 1982 Anayasası'nın 73. maddesinin 3. fıkrası “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmünü içermektedir. Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir. O hâlde, harca ilişkin bir yasa hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamak gerekir. Aksi hâlde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, Yasa Koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.1982 tarihli ve ... E,... K. sayılı kararı). Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanunun 2. maddesinde ise yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu vurgulanmıştır.
16.12.1983 tarihli ve ...K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısı olarak tanımlanmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "harçdan müstesna işlemler" başlıklı 13. maddesinde harçtan müstesna mevzular düzenlenmiş, 59. maddesinde "Harçtan müstesna tutulan işlemler" başlığı altında hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise "  Yukarıda yer alan istisnalara ilave olarak özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanununun “kısımlar arası müşterek hükümler” üst başlığı altında birinci bölüm olarak “genel muaflıklar ve istisnalar” başlığı, bu başlığın altında ise “özel kanunlardaki hükümler“ alt başlığını taşıyan 123. maddesi düzenlenmiştir. (Yargıtay HGK'nin ...E ...K.sayılı kararı)
Buna göre 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harçdan müstesna işlemler” başlıklı 13. maddesinde, bu maddede yazılı mevzuların harçtan istisna olduğu belirtildiği, ancak somut davanın tarafları ve konusunun bu kapsamda kalmadığı gibi 5411 sayılı Bankacılık Kanununun yukarıda irdelenen m.140 hükmü içeriği dikkate alındığında tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılan kayıt ve kabul davasında adı geçen maddenin dokuzuncu fıkrası gereği davalının harçtan muaf olmadığı, her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesinin beşinci sayfasında adı geçen dokuzuncu fıkraya atıf yapmış ise de bu fıkranın uygulanma imkanının bulunmadığı, zaten davalı vekilinin savunduğu üzere adı geçen fıkrada bir muafiyet durumunun değil bir istisna halinin düzenlendiği, kaldı ki Harçlar Kanununun m.123 hükmünde de bu noktada davalı lehine bir muafiyet ve istisna halinin mevcut olmadığı açıkça görülmektedir.
Nihayet ...'nin cevap dilekçesine eklemiş olduğu █████/2019 tarih ve ...sayılı yazısına istinaden Adalet Bakanlığına yazılan yazıda dahi "Müflis Banka'nın iflasından sonraki süreçte alacakların tahsili zımnında açılan dava ve takiplerde, Müflis Banka UYAP programında “harçtan muaf” olarak tanımlı olmadığı için dava ve takipler manuel hazırlanıp fiziken icra dairesine götürülerek açılmakta, bu da toplu icra takiplerinin açılışında zaman ve emek kaybına sebep olmaktadır. Bu kapsamda, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ve 140 ıncı maddesi hükümleri gereğince Müflis Banka'nın UYAP programına “harçtan muaf” olarak tanımlanması hususunda" talepte bulunulmuştur.
Böylece ...'nin "harç muafiyeti" ile ilgili yazdığı yazı dahi, müflis bankanın alacakların tahsili için açılan dava ve takiplerde müflis bankanın takip açılışlarında zaman ve emek kaybına uğramaması amacıyla yazılmış bir yazıdır. Bir başka deyişle "harç muafiyeti" sadece ve sadece tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas idaresi tarafından yapılacak takip ve açılacak davalar ile ilgili olarak talep olunmuştur.
Kanun koyucunun yukarıda yapmış olduğu düzenlemeler dikkate alındığında Fon bankası, tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılmış bulunan davanın kabulü halinde adı geçen davalı bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine harca hükmedilmesi yasal ve anayasal açıdan zorunludur. (Birebir emsal olmasa dahi Yargıtay 11.HD ...E. ...K.; Yargıtay 11.HD ...E....K.; Yargıtay 9.HD ...E. ...K.sayılı kararları)
O halde somut olayda, Yargıtay 6.HD kararlarında ve bu kararları benimseyen BAM daire kararlarında, Bankacılık Kanunu m.140 hükmüne genel olarak yapılan atıf ile tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankanın iflas ve tasfiye idaresi aleyhine açılan davanın kabulü durumunda harç alınmayacağı yönündeki yargısal kararlara iştirak edilememiştir.
...
Başkan

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!