Hizmet tespiti talepli davada, davacının çalışma sürelerine dair iddiaların, hak düşürücü sürenin ve başka işyerinde çalışma durumunun yeterince araştırılmaması nedeniyle bozma.
Özet: Hizmet tespiti davasında ilk derece mahkemesi, davacının belirli bir dönemdeki hizmet tespit talebini hak düşürücü süre nedeniyle reddederken, davacının bu süreçte başka bir işyerinde çalıştığına dair iddiaların gerçek olmadığını ileri sürmesi üzerine, temyiz mahkemesi kararı bozmuştur; zira, mahkemenin, davacının iddia ettiği üzere, bildirimsiz çalıştığı döneme ilişkin olarak başka işyerinde geçen çalışmaların gerçekliği, davalı işyerinin unvan değişikliği öncesi durumu ve davacının ne iş yaptığı gibi hususlar ile ilgili yerlerden talep edilecek belgeler, işveren nezdindeki kayıtlar, sigortalının imzalı belgeleri ve tanık beyanları gibi tüm delillerin eksiksiz toplanarak, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde detaylı bir araştırma yapması gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:467-163Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.2-Davacı vekilinin temyizine gelince;Davacı davalı işveren yanında satış elemanı olarak 01.09.1999- 30.06.2004 ve 01.12.2005-25.06.2009 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığının tespiti talebinde bulunmuş, mahkemece, davacının davalı işyerinden bildirimin sonunu takip eden günden tanıklardan ...’ın hizmetlerinin bildirildiği hizmet sonuna kadar çalıştığının tespitine karar verilmiştir.Mahkemece; davacının başka işyerinden bildirimlerinin başladığı 01.05.2003 tarihi öncesi hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Davacı ise, hak düşürücü sürenin uygulanmasına neden olan 01.05.2003-05.06.2003 tarihleri arasındaki başka işyerinden bildirimlerin gerçek olmadığını, bu işyerinde hiç çalışmasının olmadığını beyan etmiş, davalı işyerinin 2000 yılında tadil tasarısı ile Aydın Elektrikli Ev Aletleri Deri İnş. A.Ş. olan adı, Gelgör Ayakkabı ve Malzemeleri Deri San. ve Tic. A.Ş. olarak değiştirilmiş olup, davacının, başka işyerinde geçen çalışmalarının geçerliliği üzerinde durulmalı, gerçek olmadığı kanaatine varıldığı ve bu çalışmaların davalı işyerinde geçtiği kanaatine varıldığı takdirde, 1999 yılından itibaren çalıştığına dair tespit talebi bulunduğu gözetilerek davalı işyerinin fiilen bu tarihlerde var olup olmadığı, tadil öncesi şirkette çalışmasının bulunup bulunmadığı, davacının ne iş yaptığı gibi hususlar açıklattırılıp, kayıtlar ilgili yerlerden istendikten sonra, tesbite konu çalışmalara ilişkin olarak –varsa- işveren nezdindeki belgeler getirtilmeli; işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; bunun dışında sigortalının tespitini talep ettiği dönemde başka işyerinde geçen çalışmaları da dikkate alınarak kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince yeterince araştırılmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişilerin somut bilgi ve görgülerine başvurulmalı böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.