Ticari satıştan kaynaklanan, çalınan ve sahte ciro ile faktoring şirketine ibraz edilen çek nedeniyle icra takibi sonrası ödenen bedelin istirdadı davası.
Özet: Davacı şirket, çalınan ve üzerinde sahte ciro bulunan, ayrıca mahkeme kararıyla iptal edilmiş bir çek nedeniyle hakkında başlatılan icra takibi sonucunda ihtirazi kayıtla ödediği 235.440,00 TLnin iadesini, davalı faktoring şirketinin çekteki sahtecilikten haberdar olmasına rağmen kötü niyetle icra takibi başlattığı iddiasıyla yasal faizi ve kötü niyet tazminatıyla birlikte talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2023KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, davacı şirketin ... Ltd. Şti. ile, ... ... San. Tic. Ltd. Şti. ticaret yapmakta olduğunu, davacı şirkete olan borçlarını ödemek amacıyla ... Ltd. Şti. tarafından keşide edilen ... ... Şubesi ... seri nolu 547.000-TL bedel, █████/2023 vadeli çek, ... seri nolu, 141.000-TL bedel, █████/2023 vadeli çek ve ... seri nolu 160.000-TL bedel, █████/2023 vade tarihli, lehtarının ise davacı şirket olduğu çeklerin davacı şirkete gönderilmek üzere keşideci ... Ltd. Şti. personeli ... tarafından █████/2023 tarihinde ... Kargo ... şubesine teslim edildiğini, İlgili kargo poşeti █████/2023 tarihinde davacı şirket yetkilisi ... tarafından teslim alındığını ve kapalı olarak gelen poşetin içinde çek olmadığını, söz konusu durum üzerine davacı şirket yetkilisi ...'un, ... Ltd. Şti. Yetkilisi ... ile iletişime geçerek kargo poşetinden çek çıkmadığını karşı tarafa ilettiğini, karşı tarafın da █████/2023 günü ... CBS' ye giderek konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu, İlgili müracaatın ... CBS'nin 2023/... Soruşturma esasına kaydedildiğini, davacı şirket yetkilisi ...'un █████/2023 tarihinde ... numaralı telefondan arandığını, arayan kişinin kendisini ... yetkilisi ... olarak tanıtmış olduğunu, kargoda çalınan çeklerden bir tanesinin ... vergi numaralı, Konak/İzmir adresli .... Mad. Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi tarafından faktoring şirketine ibraz edildiğini, çekin arkasında müvekkil şirketin kaşesinin ve cirosunun bulunduğunu (EK-1) ve ilgili çekin vadesi geldiğinde ödenip ödenmeyeceğini sorduğunu, davacı şirket yetkilisinin kendisini arayan kişiye ilgili çekin kim tarafından ibraz edildiği sorduğunu fakat soruya cevap alınamadığını, şirket yetkilisinin ilgili çekin çalıntı bir çek olduğunu, söz konusu çek hakkında suç duyurusunda bulunduğunu telefonda görüştüğü kişiye iletmiş olduğunu, eldeki davaya konu keşidecisinin dava dışı ... Ltd. Şti., ilk cirantasının (SAHTE KAŞE VE İMZA İLE) müvekkil ... Ltd. Şti. olduğu, ... ... Şubesi ... seri nolu 160.000-TL bedel, █████/2023 vade tarihli çek, alacaklısının davalı "... A.Ş." borçlulardan birinin sahte kaşe ve imza sonucunda davacı şirkette olduğunu, eldeki davaya konu .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin başlatılmasının hemen akabinde, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası ile, davacı ve diğer borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, tüm çekler hakkında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nin ... E. ... K. Sayılı dosyası ile çek zayi davası ikame edilmiş olup, söz konusu karar ile birlikte, dava konusu ... ... Şubesi ... seri nolu 160.000-TL bedel, █████/2023 vade tarihli çek ve ... seri nolu, 141.000-TL bedel, █████/2023 vade tarihli çeklerin iptaline karar verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini, çek zayi kararı ile birlikte .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takibin iptali ve tedbiren durdurulması için █████/2023 tarihinde takibin iptali davası ikame edilmişse de, söz konusu dava hakkında █████/2023 tarihine kadar herhangi bir ara karar veya tensip zaptı düzenlenmediğini, açıklanan tüm bu sebeplerle öncelikle .... İcra Müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyasına ihtirazi kayıtla ve teminat olarak yatırılmış olan paranın, mevcut ekonomik koşullar ve dosya durumu da göz önüne alınarak tedbiren alacaklıya ödenmemesi kararı verilmesini, tensiple birlikte dava konusu etmiş olduğu çekin celbi ile, çekin arkasında ilk ciro olarak yer alan ve müvekkil şirkete ait olmayan kaşe ve imzanın bilirkişi marifetiyle incelenmesini, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında müvekkil şirket ... Ltd. Şti.' nin ... İcra Dairesi'nin ... Tlmt. Dosyasına yapmış olduğu 2.400,00-TL ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu 233.040,00-TL olmak üzere toplam 235.440,00-TL'nin(Fazlaya Dair Hakkımız Saklı Kalmak Kaydıyla) yasal faizi ile birlikte isdirdadını, bonoda yer alan müvekkil şirket kaşe ve imzasının sahte olduğundan haberdar olmasına rağmen kötü niyetle hareket ederek davacı hakkında icra takibi başlatmak suretiyle davacının icra tehdidi altına girmesine ve cebri icra tehdidi altında haksız olarak borcun ödenmesine neden olan davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Müvekkil şirket ... A.Ş. ile dava dışı ... ... Ticaret Limited Şirketi arasında 24.02.2023 tarihinde faktoring sözleşmesi tanzim edildiğini, Taraflar arasında imzalanan faktoring sözleşmesine istinaden ''... ... Bankası A.Ş. ... Şubesine Ait ... Seri No'lu 160.000,00 Tl'lık 31.05.2023 Keşide Tarihli Çek'' müvekkil şirket tarafından fatura ile tevsik edilerek temlik alındığını, Müvekkil şirketin faktoring sözleşmesindeki müşteri ... Tekstil ile kendisinden önceki ciranta ... San. Tic. Ltd. Şti. İle arasındaki fatura ve alacak bildirim formu gereğince söz konusu alacağı ve kambiyo senedini temlik alarak yetkili hamil sıfatını kazanmış olduğunu, ilgili çekin vadesinde ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilmiş olduğunu, alacağın kambiyo senedinden doğması ve alacağını hızlı tahsil amacıyla .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş ... Karar sayılı ilamıyla ihtiyati haciz kararı alınmış ve ihtiyati haciz tatbik edilmiş olduğunu, çek hakkında zayi nedeniyle iptal kararı veren ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas dosyasının ödemeden men kararı verildiğinin tarafınca öğrenilemediğini, çekin arkasında dosya numarası bilgisinin yer almadığını, bu nedenle ilgili dosyadan ve karardan davacı borçlunun icra dosyasında sunduğu karar ile haberdar olunduğunu, ilgili kararın hatalı olduğunu, istirdat ve tazminat talebine karşı cevaplarında davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, icra dosyasına yatırılan meblağında reddiyatının yapılmamış olduğunu, bu nedenle davacının belirttiği bedel üzerinden istirdat davası açmasının haksız olduğunu, müvekkil şirketin davaya konu edilen ... seri numaralı çeki faktoring sözleşmesine istinaden ve fatura karşılığından temlik alarak yetkili hamil olmuş olduğunu, davacının çekleri veya bedelleri müvekilden talep etmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, çeklerin tedavül kabiliyeti olan kıymetli evraklar olduğunu, keşidecinin çeki ilk olarak keşide ettiği kişiye tevdi etmesini müteakip, çekin piyasada tedavül etmesinden sonra, meşru hamil sıfatıyla çeki elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı menfi tespit/istirdat davası açılmasının da hukuken mümkün olmadığını, zira müvekkilin iyi niyetli meşru hamil olduğunu, çekin usulüne uygun olarak ciro silsilesiyle davalı müvekkil eline geçtiğini, davacı şirket ile çek üzerindeki imzası bulunan tüm dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları ile birlikte fatura geçmişinin incelenmesi gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerle Haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yapılan yargılama neticesinde davanın kötü niyetli hareket ettiğinin anlaşılması halinde davacı borçlu hakkında dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava, davaya konu çekte imzanın sahte olması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır.İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir.İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusunda, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise, HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, takibe dayanak senette imzanın keşideciye ait olmadığının- sahteliğinin- bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ███████-2692 E., █████████ K. sayılı kararı)Bu açıklamalar ışığında davacının unmuş olduğu tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, mukayese edilecek ıslak imza asılları toplanılmış, tüm deliller toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır.Adli Tıp Kurumu'nun █████/2024 tarihli 3 sayfadan ibaret raporunda özetle; İnceleme konusu çek arka yüzünde 1.ciroda atılı imza ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'un eli ürünü olmadığı, inceleme konusu çekte yer alan keşide tarihi hususunda sağlıklı bir değerlendirme yapılarak sonuç bildirir rapor tanzim edilebilmesi için; ...'a huzurda inceleme konusu çek kendisine gösterilmeden 31.05.2023" tarih ibaresinin ve çek ön yüz yazılarının aynı tip harflerle büyük küçük harflere dikkat edilerek dikte suretiyle ve normal yazma hızıyla birçok kez yazdırılması ile elde edilecek tutanakların temini, ...'un başka amaçlarla yazmış olduğu samimi yazılarını içerir; mektup, kartpostal, dilekçe, okul defteri, sınav kağıtları, adres ve telefon fihristi vb... belgelerin temin edilerek mevcutlar ve adli dosya ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, dava konusu çekte lehtar olarak davacının ilk ciroda imzası bulunduğu ancak bu imzanın inkarı nedeniyle açılan menfi tespit davasında, davacının imza inkarı nedeniyle Adli Tıp Kumundan imza incelemesine ilişkin rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, çekte ilk cirodaki imzanın davacıya ait olmadığı ve imza itirazının mutlak defilerden olup iyiniyet-kötüniyet ayrımı yapılmaksızın herkese karşı ileri sürülebileceği, bu halde davacının imzası nedeniyle davaya konu çekin ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı, yargılama devam ederken davacı tarafından icra dosyasına 235.440,00 TL ödendiği anlaşıldığından ödenen bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıdan istirdadına karar vermek gerekmiştir.Kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalının faktoring şirketi olduğu, imzanın sahteliğini bilebilecek durumda olmadığı anlaşılmakla davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına dayanak çek nedeniyle yapılmış olan 235.440,00 TL 'nin █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine,2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Kabul edilen 235.440,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 16.082,91 TL karar ve ilam harcından 4.020,73 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 12.062,18 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 4.020,73 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.290,58 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının karşıladığı, 12.991,00 TL diğer giderler olmak üzere toplam 12.991,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır