Milli Eğitim kurumlarında ek ders ücretiyle görevlendirilen usta öğreticilerin hizmet tespiti davasında, 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca kısmi süreli sigortalılıklarının tespiti.
Özet: Hizmet tespiti davasına ilişkin bu karar, uzman ve usta öğreticilerin çalışma statüsünü inceleyerek, 5510, 506 ve 1739 sayılı Kanunlar ile ilgili yönetmelikler çerçevesinde, geçici personel veya ek ders karşılığı çalıştıkları, belirli bir süre ve ders saati bazında ücret aldıkları dikkate alındığında tam süreli iş sözleşmesi ilişkisi içinde olmadıklarını belirtmektedir; bu durum, 5510 sayılı Kanunun 80/j maddesinin ek ders ücreti karşılığı çalışanların prim ödeme gün sayısını brüt ek ders ücretine göre hesaplamasıyla da pekiştirilerek, usta öğreticilerin çalışmalarının tam zamanlı nitelikte olmadığına hükmetmektedir.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:339-148Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Mahkeme, bozma ilamına uyduktan sonra yaptığı yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Mahkemenin uyma kararı verdiği Dairemizin bozma kararında açıklandığı üzere; davanın, 5510 sayılı Kanunun 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar █████/1964 tarihli ve 506 sayılı, █████/1971 tarihli ve 1479 sayılı, █████/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga █████/1983 tarihli ve 2926 sayılı, █████/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile █████/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Kanunu’nun 79. maddesi ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47. maddesidir.Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47. maddesi; “Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ve hizmetiçi yetiştirme kurs, seminer ve konferanslarında uzman ve usta öğreticiler de geçici veya sürekli olarak görevlendirilebilir.Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir.” düzenlemesini getirmiş, bu yasal düzenleme uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin 5. maddesi “ Uzman ve Usta Öğreticiler aşağıdaki şekillerde görevlendirilirler.1 - Geçici personel olarak
:Geçici personel olarak görevlendirilecek uzman ve usta öğreticiler ile yapılacak sözleşme esasları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun █████/1975 gün ve 1897 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesine göre Bakanlıkça hazırlanır.2 -Ek ders görevi verilmek yoluyla
:4. maddede belirtilen esaslara göre ek ders görevi verilmesi yoluyla görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89. maddesi uyarınca █████/1998 tarihli ve ████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ... Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda belirtilen miktarda ek ders görevi verilebilir.”; “Madde 8 - Geçici sözleşmeli olarak görevlendirilen uzman ve usta öğreticilerin haftalık çalışma süresi 40 saattir. Madde 9 - Uzman ve usta öğreticilerin günlük çalışma süresi en fazla 8 saattir. Kurum Müdürü, Cumartesi, Pazar günleri de dahil olmak üzere, uzman ve usta öğreticilere günün 8.00-23.00 saatleri arasında görev verebilir.” hükümlerini içermektedir.Davacının, çalışma esasları ile çalışması sırasında tabi olacağı statü yukarıda sıralanan mevzuat çerçevesinde ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutulmuş olup; anılan düzenlemelere egemen ilkeler ve 4857 sayılı İş Kanunun 13. maddesinde yer alan “İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde; çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı, usta öğreticilerin, öngörülen ve önceden belirlenen süre dahilinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıklarını göstermektedir.Kaldı ki, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi j bendinde; “...’na bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunur. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratlar dikkate alınamaz.”hükmü ile de, usta öğreticilerin çalışmalarının tam süreli olmadığı açık olarak belirtilmiştir.Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümünde, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlar, metinlerinde belirtilen tarihte yürürlüğe girer ve buna bağlı olarak hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyip etkilemeyecekleri, yani, geçmişe etkili olup olmadıkları ile ilgili mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, “toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).”Hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. “Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak yolda yorumlamamakla yükümlüdür. (Yargıtay HGK; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E. ████████ K; 13.10.2004 tarih ve ███████-528 E. ████████ K; 06.04.2005 tarih ve ███████-183 E. ████████ K; 14.03.2007 tarih ve 2007/3-121 E. ████████ K. sayılı kararları)”Kanunların geriye yürümemesi kuralının istisnaları arasında; kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydıyla kanunun yargılama hukukunu düzenlemesi, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin olması ve beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar bulunmaktadır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise, kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.Anılan istisnalardan olmayan 5510 sayılı Kanunun 80/j maddesinin geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenlemede yoktur ve bu hüküm geriye yönelik olarak uygulanamaz.Somut olayda; Dairemizin geri çevirme kararı sonrası celbedilen belgelere göre, 1986 yılı Kasım ayında 17 gün, Aralık ayında 20 gün çalışmasının Kuruma bildirilmiş olmasına karşın davacının hizmet cetvelinde olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dava konusu döneme ilişkin olarak davacının çalışmasının niteliği, gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır. Öncelikle, 1986 yılı Kasım ayında 17 gün, Aralık ayında 20 gün davacı çalışmasının neden hizmet cetvelinde olmadığı araştırılmalı; dava konusu dönemde eksik olan ders ve yoklama defterleri, ücret bordroları, puantajlar ve ödeme belgeleri getirtilmeli, bu tür belgelerde noksanlık varsa bunun nedeni araştırılmalı, buna ilişkin olarak gerekirse işveren kurumun ilgili şef, amir ve müdür gibi yetkili kişileri dinlenerek bir sonuca ulaşılmalı; açıklanan belgelerde davacının çalıştığı ancak Kuruma bildirilmediği tespit edilen günlerin hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeli, hüküm altına alınan süreler yönünden davacının resmi belgelerde belirtilen ders saatlerinden sonra kursta kalmasının haklı bir gerekçesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, dosyada olmayan belgelere ve varsayıma dayalı bilirkişi raporu dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalıların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.