Yersiz ödenen ölüm aylıklarının, hak sahibi eşin yeniden evlenmesi sonucu oluşan sebepsiz zenginleşme borcunun, murisin terekesine dahil olup mirasçılardan tahsilinin mümkün olduğu hususu.
Özet: Yüksek Mahkeme, sigortalının dul eşine evlenmesine rağmen yersiz ödenen ölüm aylıklarının, miras bırakanın sebepsiz zenginleşmesi kapsamında terekeye dahil olduğunu ve mirasçılardan yasal faiziyle birlikte geri alınabileceğini belirterek, yerel mahkemenin davanın reddi kararını eksik inceleme ve hatalı değerlendirme nedeniyle bozmuş, özellikle mirasın borca batık olup olmadığı ile mirasın hükmen reddine ilişkin ilgili dosyanın incelenmesi gerektiğine işaret etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    :405-828
    Dava, yersiz ödendiği ileri sürülen ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte geri alınması istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Yaşamını yitiren 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı üzerinden hak sahibi eş sıfatıyla 01.09.1999 tarihinden itibaren kendisine anılan Kanun hükümleri gereğince ölüm aylığı bağlanan miras bırakanın 27.11.2001 günü evlendiği, 05.02.2009 tarihinde bu kez miras bırakanın hayatını kaybetmesi üzerine davacı Kurumca yapılan değerlendirme üzerine aylığın 2009 yılının Nisan ayında evlilik tarihi itibarıyla iptal edilerek 27.11.2001 – 05.02.2009 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden miras bırakanın yasal mirasçıları konumundaki davalılar hakkında borç tahakkuk ettirilerek işbu davanın açıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu borcun terekeye dahil olmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
    Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlığını taşıyan 46’ncı maddesinde, sigortalının dul eşi evlenirse aylığının kesileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, miras bırakana yasal düzenlemelere aykırı olarak ödenen ölüm aylıkları dolayısıyla oluşan Kurum zararının (alacağının) tereke içerisinde yer alıp almadığı, başka bir anlatımla, miras bırakanın yasal mirasçıları olan davalıların, murisin sebepsiz zenginleşmesinden sorumlu tutulup tutulamayacakları konusunun irdelenmesi de gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599’uncu maddesinde, mirasçıların, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanacakları ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olacakları belirtilmiştir. Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, miras bırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni yetenek ve özellikleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat miras bırakan tarafından yerine getirilmesi gereken kişisel edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olan maddi edim borçları mirasçılara intikal etmektedir. Miras bırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, gerçekleştirdiği haksız eylemlerden, mal varlığında oluşan sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar meydana gelen bir takım olgular nedeniyle doğrudan doğruya kanundan doğabilmektedir ve mirasçıların sorumluluğu yönünden borcun kaynağı önemsizdir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlamaktadır ve borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsamaktadır. Şu durumda, taraflar arasında çekişme konusu yapılan ve miras bırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen alacak tutarı, murisin mal varlığına ve terekesine dahil olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesine kural olarak herhangi bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve ███████-235 Esas, ████████ Karar sayılı ilâmında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; işin esasına girilerek tarafların göstereceği kanıtlar toplanmalı, davalılar ...,...,... tarafından 22.01.2010 günü mahkemeye sunulan dilekçede ileri sürülen ölüm tarihi itibarıyla terekenin borca batık olduğu yönündeki cevap ve savunma kapsamında irdeleme yapılmalı, mirasın hükmen reddine ilişkin olduğu belirtilen (3.) Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas numaralı dava dosyası getirtilerek işbu davaya etkisi üzerinde durulmalı ve yasal mevzuat hükümleri dikkate alınarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    S O N U Ç
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!