Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, davacı şirketin tanınmışlık iddiasıyla "..." markasının hükümsüzlüğü ve YIDK kararının iptali talebine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı bir firma, 1940 yılından beri kullandığını ve tanınmış olduğunu iddia ettiği markasına benzerliği ile eski bir ortağının kötü niyetli tescilini ileri sürerek, rakip bir markanın tescil kararının iptali ve hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı şirket ise kendi markasının da aile tarafından uzun yıllardır kullanıldığını, ürün ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu ve davacı markasının tanınmışlık vasfına sahip olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ise, tarafların markaları arasında benzerlik olmasına rağmen, ürün ve hizmetlerin farklılığı, davacının kullanım ispatı sunmaması ve tanınmışlık şartlarının oluşmaması nedeniyle davayı reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ███████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: YİDK Marka Kararının İptali, Marka HükümsüzlüğüTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı şirket vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, ticari faaliyetlerine 1940 yılında başlayan müvekkilinin faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını, müvekkilinin, sahip olduğu markalara dayanarak davalı şirketin ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/9. maddelerine dayanarak itiraz ettiğini, itiraz diğer davalı TÜRKPATENT 2021-M-7128 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin "..." markasının, çok tanınmış "..." markası ile de özdeşleştirdiğini, uzun yıllardan bu yana kullanımının sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı şirketin ... tarafından kurulduğunu, ...’nun aynı zamanda müvekkili şirketin eski ortaklarından olduğunu, ancak daha sonra tüm hisse ve haklarını devrederek müvekkili şirketten ayrıldığını, davalı şirket kurucusunun, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra yetkilisi olduğu davalı şirketi ve dava dışı ... ... Ticaret A.Ş.'yi kurduğunu, davalı şirket ile dava dışı şirket arasında dava konusu "..." markasının kullanımı konusunda lisans sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirkete ait "..." markasının tanınmış marka olması sebebiyle davalıya ait markanın SMK 6/4 ve 6/5. maddeleri kapsamında tescil edilmemesi gerektiğini, davaya konu markanın müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun aynısını/ayırt edilemeyecek kadar benzerini esas unsur olarak içermesi sebebi ile tescil edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, 2021-M-7128 sayılı YİDK kararının iptaline, diğer davalının 28.02.2020 başvuru tarihli ██████████ sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı şirket vekili, "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket ve kurucuları olduğunu, "..." ticari unvanının davalı şirketin de kurucusu olan ...’nun ferdi olduğu ... Ailesi tarafından işletme adı ve ticari unvan olarak 1940 yılından beri yaklaşık 80 yıldır kullanılageldiğini, "..." ticari unvanının ilk olarak 1940 yılında Konya'da açılan dükkanda işletme adı olarak ... Ailesi tarafından kullanıldığını, "..." unvanlı ilk şirketin de yine ... Ailesi tarafından "... Ticaret A.Ş." unvanıyla 21 Ocak 1957 tescil tarihli olarak kurulduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markasının sadece 34. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkili markasının ise 06, 08, 35 ve 39. sınıfları kapsadığını, "..." markasının tanınmış marka olmadığını, kurum nezdinde kullanım ispatı hususunun gerçekleşmediğinin kabulü kararının hukuka uygun olduğunu, "..." markasının kullanımlarına ilişkin reklam görsellerinin paylaşıldığını ancak "..." ibaresinin markasal kullanımına ilişkin hiçbir belge sunulmadığını, müvekkili şirket ve yetkililerinin "..." ibaresini kullanmalarının kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğini, bu ibarenin 80 yıldır ... Ailesi tarafından kullanıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu markanın listesinde yer alan mal ve hizmetlerinin, davacı şirketin markasında yer alan mallardan farklı olduğu; davacı yanın verilen süre içerisinde kullanım ispatına konu görüşte ispata yarar bilgi ve belge bildirmediği; neticeten SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların ve hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından sağlanamadığı; taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu; emtia benzerliği kriteri gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimali ve bu kapsamda tescil engelinin bulunmadığı; davacı markasının piyasada etkin bir şekilde kullanıldığına dair devamlılık arz eden bilgi veya belgeye rastlanmadığı, davacı şirket lehine SMK’nın 6/3. maddesi koşullarının oluşmadığı; davacı markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığının ispatlanmadığı; ticaret unvanı açısından Yargıtay’ın emsal kararlarında ayrıca eylemli kullanımın aranmadığı dikkate alındığı, davacı şirkete ait firma detaylarından firmanın iş konusu tespit edildiği, davalı şirketin davaya konu markasında yer alan liste ile karşılaştırılması gerektiği, davacı yanın TÜRKPATENT YİDK kararında ileri sürülmeyen fakat hükümsüzlük istemine konu ettiği 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi açısından, davaya konu markanın tescilli olduğu bir kısım mal ve hizmet açısından SMK'nın 6/6. madde koşullarının oluştuğu; kötü niyet değerlendirmesi açısından davalı şirketin ortağı ve yetkilisinin, davacı şirketin eski hissedarı olduğu hususunda bir çelişki bulunmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında 2018-2019 yılları arasında da ticari ilişki olduğu, diğer taraftan, davalı şirket yetkilisinin "..." markasının davacı yanın ticaret unvanı ve tescilli markası olduğunu bildiği de kabul edilmekle birlikte, davalı şirketin, davaya konu başvuruyu, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlarla hareket etmediği, gerekçesiyle, YİDK'nın 2021-M-7128 sayılı kararının iptali için açılan davanın reddine, davaya konu ██████████ sayılı markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın kısmen kabulüne, 6. sınıfta yer alan "…Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri: inşaat demirleri; inşaatlar için adi metalden hasır ve etriyeler; levha, kütük, çubuk, profil, tabaka, sac halinde adi metaller. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metalden mamul yapılar, metalden inşaat iskeletleri ve dikmeleri, metal kutular, metal ambalajlar, alüminyum folyo, metalden çitler, korkuluklar, metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları, metal portatif merdivenler. Eleme, filtreleme ve benzeri amaçlar için yapılmış metalden malzemeler. Metalden mamul kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, dağcılar için metal pitonlar, zincirler, metal mobilya bağlantıları ve tekerlekleri, sanayide kullanılan metal tekerlekler, kapı ve pencere kolları, metal menteşeler, ispanyoletler, metal kilitler, kilit anahtarları, metalden anahtar taşıma halkaları, metalden makaralar. Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar. Metalden mamul işaretle gösterme, yönlendirme, belirtme, tanıtma amaçlı malzemeler: tabelalar, panolar, plakalar, metalden ışıksız trafik yönlendirme işaretleri. Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri: raylar, ray bağlantıları, makaslar. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri; adi metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Metalden mamul kapaklar, şişe kapakları. Madeni direkler, madeni dikmeler, madeni inşaat iskeleleri, madeni kazıklar, madeni kuleler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler. Araç tekerlekleri için metal takozlar. Taşıtlar için metalden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı)…", 8. sınıfta yer alan "Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri." ile 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri: inşaat demirleri; inşaatlar için adi metalden hasır ve etriyeler; levha, kütük, çubuk, profil, tabaka, sac halinde adi metaller. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: metalden mamul yapılar, metalden inşaat iskeletleri ve dikmeleri, metal kutular, metal ambalajlar, alüminyum folyo, metalden çitler, korkuluklar, metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları, metal portatif merdivenler. Eleme, filtreleme ve benzeri amaçlar için yapılmış metalden malzemeler. Metalden mamul kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, dağcılar için metal pitonlar, zincirler, metal mobilya bağlantıları ve tekerlekleri, sanayide kullanılan metal tekerlekler, kapı ve pencere kolları, metal menteşeler, ispanyoletler, metal kilitler, kilit anahtarları, metalden anahtar taşıma halkaları, metalden makaralar. Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar. Metalden mamul işaretle gösterme, yönlendirme, belirtme, tanıtma amaçlı malzemeler: tabelalar, panolar, plakalar, metalden ışıksız trafik yönlendirme işaretleri. Metalden mamul sıvı veya gaz nakli amaçlı borular, sondaj boruları ve bunların bağlantı parçaları: metalden vanalar, manşonlar, dirsekler, klipsler, uzatmalar. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri: raylar, ray bağlantıları, makaslar. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri; adi metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Metalden mamul kapaklar, şişe kapakları. Madeni direkler, madeni dikmeler, madeni inşaat iskeleleri, madeni kazıklar, madeni kuleler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler. Araç tekerlekleri için metal takozlar. Taşıtlar için metalden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı). Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın tümden hükümsüz kılınması gerektiğini, tescilli ticaret unvanına dayanarak bir markaya itiraz edilmesi halinde ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile markanın kapsayacağı mal/hizmet listesinin benzer olmasının yeterli olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, iltibasın davalı tarafça da davalı aleyhine Ankara 2. FSHHM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında açılan davada kabul edildiğini, ilk derece mahkemesinin 6/3, 6/4 ve 6/5. maddesi uyarınca yaptığı değerlendirmeye katılmadıklarını, müvekkilinin markasının çok tanınmış "..." markaları ile özdeşletiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, ilk derece mahkemesince de davalı şirket yetkilisinin "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanı ve markası olduğunu bildiği kabul edilmekle birlikte haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon amaçlarıyla hareket etmediği şeklinde çelişkili bir değerlendirme yaptığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili markasının 35. sınıfta üst grup olan malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden hükümsüzlüğünün hatalı olduğunu, ön inceleme tutanağında yer almayan hususların tahkikat konusu olamayacağını, SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında yapılan incelemenin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu fıkranın işlem dosyasında ileri sürülmediğini, kurum aşamasında ileri sürülmediğinden yargılamaya da konu edilemeyeceğini, raporda SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin 1940 yılından beri "..." ibaresini kullandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 28.02.2020 tarihinde "..." ibaresinin, 06, 08, 35 ve 39 sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2021-M-7128 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 17.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili, hükümsüzlük davası yönünden ise, ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu da ileri sürmüştür.Mahkemece ise, YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine, hükümsüzlük davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/3-4-5-6 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı tarafın SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca dayanabileceği bir markası bulunmamaktadır. Davacının ██████████ sayılı markasının başvuru tarihi dava konusu markadan sonraki tarihli olup, █████████ sayılı markasının kullanımı ise ispatlanamamıştır. Davacı taraf, mesnet markasının ciddi kullanımını ispatlayamamış olup, dolayısıyla dosya kapsamındaki deliller, davacı tarafın, dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden öncelik hakkını ispata elverişli de bulunmamıştır. Yine, aynı gerekçeyle, SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulları da gerçekleşmemiştir. Her ne kadar davacı şirket, SMK'nın 6/4. maddesine de dayanmış ise de, davacı taraf Türkiye'de tescilli markasına dayandığından, anılan fıkra şartları da gerçekleşmiş değildir. Kaldı ki, davacı taraf, mesnet "..." markasının tanınmışlığını da ispatlayamamıştır.Bununla birlikte, davacı vekili, hükümsüzlük davası yönünden "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturması nedeniyle SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürmüştür. SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait ticaret unvanını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine başvurunun reddi gerekir. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih, █████████ E. - █████████ K. sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden, ilk derece mahkemesince, davacı şirketin sicil kaydındaki faaliyet konuları ile dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin kısmen benzer olduğununa ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava kısmen kabul edilmiş ise de, anılan bilirkişi heyeti bu sonuca "Yargıtay emsal kararlarında eylemli kullanımın aranmadığı" şeklindeki hatalı kabul ile ulaşmış olup, davacı tarafça SMK'nın 6/6 maddesi ticaret unvanının çekişmeli mal ve hizmetler kullanıldığı yönünde bir ispat da söz konusu olmadığından, anılan madde uyarınca kısmen tescil engeli bulunduğu yönündeki kabul yukarıda açıklanan Yargıtay kararı doğrultusunda doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları, yerinde bulunmuştur.Davacı vekilinin dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı da ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince ise, bu iddianın ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2022 tarih, ███████-699 E.- █████████ K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararında belirtildiği üzere, genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket vekili, her ne kadar müvekkili şirketin ortağı ve yetkisi olan ...'nun dedesi ve onun kardeşi tarafından dava konusu "..." markasının bulunduğunu, söz konusu ibarenin 80 yıldır ... Ailesi tarafından kullanıldığını ileri sürmüş ise de, söz konusu marka ve ticaret unvanı ... Ailesine değil, davacı şirkete aittir. Dosya kapsamına göre, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ..., daha önce ise davacı şirketin ortağı olduğundan, davacı şirketin markası ve ticaret unvanından ve sicil kaydındaki faaliyet alanından haberdar olduğu şüphesizdir. Buna rağmen, hisselerini devrederek ayrıldığı şirkete ait olduğunu bildiği "..." markasının aynısını, yine davacı şirketin sicilde kayıtlı faaliyet alanlarında kullanılmak üzere, sahibi ve yetkilisi olduğu şirket vasıtasıyla marka başvurusunda bulunmuş, bunun yanında, yine "..." ibaresini ticaret unvanında içeren ikinci bir şirket daha kurmuş ve tescil ettirmiştir. Bu husus YİDK aşamasında da kötü niyet gerekçesi olarak ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş durumdadır. Dairemizce, bu durum, dürüstlük kurallarına uygun bulunmamış ve dava konusu marka başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmış olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararın da bu yöndedir.Bu itibarla, dava konusu marka başvurusu yönünden SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca kısmen tescil engeli bulunduğu yönündeki davanın kısmen kabulü kararı isabetli olmadığı gibi, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapılması ve kötü niyetin de bölünemeyecek olması nedeniyle davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Davanın KABULÜ ile; YİDK'nın 2021-M-7128 sayılı kararının İPTALİNE,3-Dava konusu ██████████ sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 100,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 54,00-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.674,70-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.793,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),9-Davalı şirketten peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,10-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.