Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma üzerine çocuğa verilen mahkumiyetin usulsüz tefhim ve TCK 50/3 seçenek yaptırım hatasıyla bozulmasına karar verdi.
Özet: Kanun yararına bozma talebiyle incelenen bir davada, suça sürüklenen çocuğun çalıntı malı satın alma veya kabul etme suçundan mahkûm edildiği kısa süreli hapis cezasının, suçtan önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmaması ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olması nedeniyle Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesi uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesi bozma nedeni olarak belirlenmiş; ayrıca, temyiz hakkı bildirimindeki usulsüzlük nedeniyle temyizin süresinde yapıldığı kabul edilmiş ve kanun yararına bozma sonrası yargılamanın zamanaşımı açısından önceki yargılamanın devamı niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.

KANUN YARARINA BOZMA ÜZERİNE
MAHKEMESİ
:Çocuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇASÜRÜKLENEN ÇOCUK
: ...SUÇ
: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesiHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSuça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Mahkeme kararının suça sürüklenen çocuğun yüzüne karşı verildiği, karar tarihinde ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” ve kanun yolu bildiriminde “...tefhimden ve tebliğinden itibaren..” ibaresinin kullanılarak yanıltıcı ifadede bulunulması nedeniyle tefhimin usûlsüz olduğu ve temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.01.2020 tarihli ve ███████-618 Esas, ███████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere zamanaşımı hesabında “Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.” şeklindeki 5237 sayılı TCK’nın 66/5. maddesinin kanun yararına bozulmasına karar verilen hükümler yönünden uygulama yerinin bulunmadığı, zira kanun yararına bozulan hüküm sonrasında yerel mahkemelerce yapılan yargılamanın yeniden yapılan bir yargılama olmayıp önceki yargılamanın devamı niteliğinde olması nedeniyle “tekrar muhakeme” veya “tekrar yargılama” ibareleri ile kastedilenin yargılamanın yenilenmesi kurumu olduğu, buna göre suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 08.09.2018 tarihi ile kanun yararına bozma tarihi olan 08.12.2020 tarihi arasında da zamanaşımının durduğu anlaşılmakla;Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Dosya kapsamına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan,“Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki hüküm uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.