Tebligat Kanununa aykırı mernis adresine tebligat nedeniyle eski hale getirme talebinin kabulü sonrası nitelikli mala zarar verme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet davalarında zamanaşımından düşme kararı.
Özet: Bu hukuki metin, sanığın önceki mahkumiyet kararının tebligatının usulüne uygun yapılmaması nedeniyle temyiz başvurusunun süresinde kabul edildiğini belirtmektedir; yapılan inceleme sonucunda ise, sanığın 2009 tarihli nitelikli mala zarar verme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçları için belirlenen 12 yıllık dava zamanaşımı süresinin inceleme tarihine kadar dolmuş olduğu tespit edilerek, önceki mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve sanık hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmedilmiştir.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.ŞİKÂYETÇİ
: ...SUÇ
: Nitelikli mala zarar verme, 6136 sayılı Kanun'a muhalefetHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: DüşmeSanık müdafinin 27.10.2023 tarihli dilekçesindeki anlatımından eski hale getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede,7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda verilen kararın sanığın son bilinen adresine değil, son bildirdiği adresten farklı olan MERNİS adresine "MERNİS adresi" ibaresi ile çıkarılması sebebiyle tebliğ işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; anılan sebeple gerekçeli karar tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle sanık müdafiinin eski hale getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapılmış olan temyiz isteminin de süresinde olduğu belirlenmiştir.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Sanığın, sanığın olay günü ruhsatsız silahıyla ateş etmek suretiyle Ak Parti Borçka İlçe Başkanlığı binasına zarar vermesi şeklinde gerçekleşen yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-f ve 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların üst sınırlarına göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık zamanaşımının, 10.09.2009 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu yönden yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.