Kamu kuruluşunda 1997-2003 yılları arasındaki hizmet tespiti davasında ücret ödemeleri ve kayıtların eksik incelenmesi nedeniyle verilen Yargıtay bozma kararı.
Özet: Davacının kamu işyerindeki sigortasız hizmet sürelerinin tespiti istemiyle açtığı davada, yerel mahkemenin kısmi kabul kararı davacı ve davalı kurum tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olması ve sigortalılığın zorunlu bir hak olması nedeniyle delillerin resen toplanması gerektiğini belirtmiştir. Özellikle kamu kuruluşlarında ücret ödemelerinin belgelere dayalı olması esası karşısında, davacının ücret ödemelerinin kalemleri, vize durumu, aynı birimdeki diğer çalışanların ve o dönemdeki belediye başkanının yeminli beyanları gibi hususların somut delillerle, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin bu konularda eksik araştırma ve inceleme yaptığı gerekçesiyle, davacının temyiz itirazları kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
    No
    :363-80
    Dava, davacının davalı ... işyerinde 01.06.1997-01.01.2003 tarihleri arasında çalışmış oluduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Davacının temyiz itirazlarına gelince;
    01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
    506 sayılı Kanunun 79. maddesine dayalı bu tür davaların kamu düzenine ilişkin bulunmaları, sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı ve devredilemez bir hak olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla araştırma yapılarak deliller resen toplanmalıdır.
    Davacı, 01.06.1997-01.01.2003 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitini talep etmiş, 2000 yılında tanzim edilen teftiş raporunda 01.06.1997-14.07.1998 tarihleri arasında her ay 29'ar gün ücret ödendiğinin saptandığı, Mahkemece bu sürenin tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Böyle olunca; davacının çalışmaları ile ilgili olarak o dönemdeki ücret ödemelerinin hangi kalemden ve ne şekilde ödendiği ve davacının vizeye tabi olup olmadığı hususu araştırılmalı, aynı işyerinde ve davacının çalıştığını iddia ettiği birimde çalışan kamu çalışanlarının yeminli beyanlarına , o dönemdeki Belediye Başkanının tanık sıfatıyla beyanına başvurulmalı ve çalıştı iseler ücretlerinin ne şekilde ödendiği açıkca sorulmalı ve çalışmaların gerçekliği daha somut deliller ile ve hiçbir kuşku ve tereddüt oluşturmayacak şekilde ispat edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, hükmü temyiz eden davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!