Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigorta başlangıç tarihi tespiti davasında fiili çalışmanın varlığının yeterince araştırılmadan reddedilmesini eksik inceleme sebebiyle bozdu.
Özet: Sigorta başlangıç tarihinin tespiti davasında ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararının, fiili çalışmanın varlığının sadece işe giriş bildirgesiyle yeterli olmadığı, sigortalılığın kamu düzenine ilişkin bir konu olduğu ve detaylı bir inceleme gerektirdiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir; zira yüksek mahkeme, davacının kimlik bilgilerinin uyumu, imza ve fotoğrafın aidiyeti, sigorta sicil numarasının kullanımı, eksik tanık beyanları, çevre işyerlerinden bilgi toplama, şahsi sicil dosyasının incelenmesi ve işyerinin niteliğinin araştırılması gibi somut delil toplama ve değerlendirme yöntemleri uygulanmaksızın, yani eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    :163-215
    Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkin olup; mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 108. maddesinde sigortalılık süresi düzenlenmiş olup, sigortalı statüsünde bulunmayan bir kimsenin sigortalılık süresinden söz edilemez. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı, devredilemez niteliği gereğince bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu açık ve özel bir duyarlılıkla çözümlenmesi zorunludur.
    Yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde olmakla birlikte, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. 506 sayılı Kanunun 2, 6 ve 108. maddelerindeki düzenlemelerde de belirtildiği gibi, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde dahi, sigortalılık söz konusu olamaz. Bu kapsamda fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği üzerinde durulmalıdır. İşe giriş bildirgesi Kuruma verilmesine karşın, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun konu ile ilgili 16.06.1999 gün ve ███████, 30.06.1999 gün ve ███████, 05.02.2003 gün ve █████, 15.10.2003 gün ve ███████, 24.11.2004 gün ve ███████, 01.12.2004 gün ve ███████ sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği gibi, bildirgedeki kimlik bilgilerinin davacının kimlik bilgileri ile uyumlu olup olmadığı, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre, bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, bildirge Kuruma teslim edildiğinde, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli, hernekadar bir kısım bordro tanıkları davacıyı hatırlamadıklarını ifade etmişlerse de, bordro tanığı olan ve ifadesine başvurulmayan ...'ın da beyanı alınmalı, bulunabildiği takdirde, aynı çevrede iş yeri olan işveren veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacıya ait davalı Kurum nezdindeki şahsi sicil dosyası eksiksiz getirtilmeli, anılan işyerinin kapsam ve niteliği usulünce araştırılmalı, elde edilen bilgi ve belgelerin tanık anlatımlarında belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!