Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda zorunlu müdafi atanmayarak savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle hükmü bozarken, iş yeri dokunulmazlığı ihlali suçundan temyiz talebini reddetti.
Özet: Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin kararlarını incelemiş; iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun usul hukuku gereği temyiz edilemez olduğunu belirterek reddini onamış, ancak hırsızlık suçundan sanıklara yüklenen suçun alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle zorunlu müdafi atanması gerekirken yargılamaya müdafi olmaksızın devam edilmesiyle savunma hakkının kısıtlandığını tespit ederek ilgili hükümleri bozmuş ve davanın yeniden ilk derece mahkemesinde görülmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.ŞİKÂYETÇİ
: ...SUÇLAR
: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin reddi, bozmaI.Sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığın ihlâli suçundan kurulan hüküm yönünden;Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.11.2018 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının, sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II. Sanıklar Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönündenİlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;5271 sayılı Kanun'un 288.maddesiin " Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; " Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ...'ın temyiz isteminin, avukatı olmadığını, son sözün sorulmadığını, sanık Muhammet Mert'in temyiz isteminin kendisine zorunlu müdafii atanmadığını, TCK'nın 168. maddesinin uygulanmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması ve savunmalarının zorunlu müdafii eşliğinde alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş sanıkların temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-b. maddesi uyarınca Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.