Davacı tarafından talep edilen yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliği, fazla prim transferinin iadesi ve yaşlılık aylığı taleplerinin değerlendirildiği davada, mahkemenin eksik incelemesi ve uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesinin iade koşullarını göz ardı etmesi nedeniyle bozma.
Özet: Davacı, yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliği, fazladan transfer edilen primlerin iadesi ve SSKdan yaşlılık aylığı bağlanması gibi taleplerle dava açmış; ilk derece mahkemesi borçlanmanın geçerliliğine ve fazla primin iadesine karar verirken diğer talepleri reddetmiş; ancak temyiz incelemesinde, mahkemenin davacının borçlanma talebindeki esas süreyi ve Türkiye-İsviçre Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin prim iadesiyle ilgili 10/a maddesi hükümlerini yeterince araştırmadığı gerekçesiyle hüküm eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    :674-696
    Davacı, 720 günlük yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliğini, borçlanmanın prim transferi suretiyle yapılmış olması nedeniyle fazladan transfer edilen primlerin iadesini; SSK’lı hizmet sürelerinin özellikle 11.01.2008 - 01.07.2008 tarihleri arası SSK’lı hizmetlerinin tespitini; SSK’lı hizmetleriyle çakışmayan dönemde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini ve 01.08.2008 tarihinden itibaren SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanarak, hak edilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    İnceleme konusu olayda; 10.10.1974 - 23.11.1974, 16.12.1974 - 28.02.1975, 01.10.1975 - 05.10.1975, 16.09.2004 - 07.12.2004, 26.03.2005 - 30.09.2006, 02.11.2006 - 31.12.2006, 09.01.2007 - 10.01.2007, 10.01.2007 - 01.10.2007 ve 11.01.2008 - 01.07.2008 tarihleri arası toplam 1.220 günlük SSK’lı çalışması bulunan davacı, ilk kez, 25.07.2008 tarihinde SSK’dan tahsis talebinde bulunmuş ise de, anılan SSK’lı çalışmalar da gözetilerek 01.03.1996 - 15.09.2004 ve 01.10.2006 - 24.07.2008 tarihleri arası dönemde 10 yıl 4 ay 7 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmış, aylığı bağlayacak kurumun Bağ-Kur olması ve bu sigortalılığa ilişkin prim borcu bulunması nedeniyle, tahsis istemi yerinde görülmemiştir.
    Diğer taraftan, davacının, 17.04.2006 günlü yurtdışında geçen “09.03.1982-02.02.1985” tarihleri arası süreyi 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak istemesi üzerine, İsviçre’de geçen 01.05.1982-31.08.1983 ve 01.01.1984-31.08.1984 tarihleri arası 720 günlük süre yönünden ilk olarak tahakkuk yapılırken; bilahare davacı istemine de uygun şekilde 01.05.1982-02.02.1985 tarihleri arası 992 günlük yurtdışı çalışması üzerinden belirlenen 3.472 Amerikan Doları karşılığı borçlanma bedeli, İsviçre’den transfer edilen primlerden 11.04.2007 günlü mahsupla tahsil edilmiştir.
    İş bu dava ile, davacı, prim transferi suretiyle gerçekleşen 720 günlük yurtdışı hizmet borçlanmasının geçerliliğini, fazladan transfer edilen primlerin iadesini; SSK’lı hizmet sürelerinin, özellikle, 11.01.2008-01.07.2008 tarihleri arası SSK’lı hizmetinin tespitini; SSK’lı çalışmalarıyla çakışmayan dönemde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini ve 01.08.2008 tarihinden itibaren SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanarak, hak edilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
    Mahkeme, Bağ-Kur sigortalılığıyla çakışan SSK’lı çalışmaların (02.11.2006 - 31.12.2006, 09.01.2007 - 10.01.2007, 10.01.2007 - 01.10.2007 ve 11.01.2008 - 01.07.2008) geçersiz olması, dolayısıyla aylığı bağlayacak Kurum’un da Bağ-Kur olması, giderek tahsis şartlarının da bulunmaması nedenleriyle, sair davacı istemlerinin reddine karar verirken; 01.05.1982 - 31.08.1983 ve 01.01.1984 - 31.08.1984 tarihleri arası 720 günlük borçlanma süresinin geçerliliğine, davacının istemi dışında fazladan 272 günlük borçlanma süresine ilişkin olarak belirlenen 952 Amerikan Dolarının da davacıya iadesine karar vermiştir.
    Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.Çünkü, davacının, 17.04.2006 günlü borçlanma talebinde belirttiği borçlanmaya esas süre dikkate alınmadığı gibi; transfer edilen primlerin iade koşulları da gereğince ve yeterince araştırılıp incelenmemiştir.
    Davanın yasal dayanaklarından olan 01.05.1969 tarihinde imzalanan ve 1452 sayılı Kanunla onaylanıp 01.01.1969 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre Federal Konseyi arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesine, 11.11.1980 tarihinde onaylanan ve 01.06.1981 tarihinde yürürlüğe giren ek sözleşmenin 1/2 maddesi ile eklenen 10/a maddesinde; aynen, “Türk vatandaşları İsviçre yaşlılık ve ölüm sigortalarına kendileri için yatırılmış olan primlerin Türk sigortalarına transferini, İsviçre malüllük yaşlılık ve ölüm sigortaları yardımlarından henüz hiç yararlanmamış olmaları ve Türkiye’ye yerleşmek üzere İsviçre’den ayrılmış bulunmaları koşulu ile talep edebilirler, ...primler Türkiye Sosyal Sigortalar Kurumuna transfer olunur ve bu kurum primleri Türk Mevzuatına göre yetkili sigorta kuruluşuna intikal ettirir. Bu primler ve bu primlere ilişkin süreler bir Türk aylığına hak kazanmada ve bu aylığın hesabında, Türk primlerine ve sürelerine muadil sayılır. Transfer olunan primlerden Türk Emeklilik Sigortası çerçevesinde sigortalı veya hak sahibi yararına hiçbir menfaat sağlanamıyorsa, anılan yetkili kuruluşa transfer edilmiş olan primler ilgili kimselere iade edilir” hükmü öngörülmüştür.
    Ek Sözleşmenin birinci maddesiyle eklenen ana sözleşmenin 10/a maddesi hükümlerine göre, transfer edilen primlerin sigortalıya iadesi şu üç koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
    a)İsviçre yaşlılık, malüllük ve ölüm sigortaları yardımlarından yararlanmamış olmak,
    b)Türkiye’de veya üçüncü bir ülkede yerleşmek amacıyla İsviçre’den ayrılmış olmak,
    c)Transfer edilen primler nedeniyle Türk Emeklilik Sigortası çerçevesinde sigortalı veya hak sahibi yararına hiçbir menfaat sağlanmamış olması gerekir. İnceleme konusu davamızda, anılan birinci ve ikinci koşulun gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık yoktur.Ancak, üçüncü koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.İadeye konu transfer edilen primlerin, sigortalının menfaatına kullanılmasının mümkün olup olmadığı, bağlanacak yaşlılık aylığında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yönü, usulünce saptanması gerekir. Şayet, sigortalının menfaatına kullanılması mümkün ise, maddenin lafzından ve ruhundan açıkça anlaşılacağı üzere, primlerin iade edilemeyeceği yönü gözetilmelidir.
    Nitekim, 3201 sayılı Kanunun 10. maddesinde de; Sosyal Güvenlik Sözleşmeleri ile transferi sağlanan primlerin sigortalı ya da hak sahiplerine iadesinde; bu primlerden, Türk Sosyal Güvenlik Kanunları çerçevesinde, Sosyal Sigorta yardımlarından yararlanmada menfaat sağlanamaması esasına dayalı koşullar aranmıştır.
    Diğer taraftan; Anayasanın 90/son maddesinde ifade edildiği üzere, yöntemine göre yürürlüğe konmuş, uluslararası sözleşmeler, kanun hükmünde olup, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa mahkemesine başvurulamaz.
    Hal böyle olunca da, Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre Federal Konseyi arasındaki sözleşmenin anılan maddesi hükmüne, uygulama açısından yasal güç tanımak Anayasal bir zorunluluktur.
    Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, anılan sözleşme kuralına öncelik ve üstünlük tanınarak, davaya konu istemin bu çerçevede yeniden değerlendirilmesiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
    Öte yandan, 272 günlük borçlanma süresine tekabül eden 952 Amerikan Dolarının,anılan döviz cinsi üzerinden davacıya iadesine karar verilmiş ise de;23.05.2011 günlü Kurum yazısına göre, transfer edilen primlerin 11.04.2007 tarihi itibarıyla mahsup edilme suretiyle tahsil edildiğinin anlaşılması karşısında, anılan mahsup tarihindeki cari kur üzerinden Türk Lirası karşılığı belirlenerek iadenin yapılması gereğinin gözetilmemiş olması, ayrıca, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 07.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!