Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ihtiyati tedbir davasında, yüklenicinin idarenin kusurları nedeniyle işin ifasının imkansız hale geldiği iddiasıyla yaptığı ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ara karara karşı istinaf incelemesi.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ihtiyati tedbir talepli davada davacı şirket, davalı idarenin çeşitli kusurlu eylemleri ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi (yer teslimi, onay süreçleri, proje eksiklikleri, üçüncü taraf işlerinin tamamlanmaması, deprem sonrası oluşan koşullar) nedeniyle üstlendiği yapım işinin teknik ve ekonomik olarak ifasının imkansız hale geldiğini, sözleşme süresinin 1075 gün uzayarak kendilerini zarara uğrattığını ileri sürerek sözleşmenin uyarlanması veya feshini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddeden kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas
DAVA KONUSU
: Alacak ve İhtiyati Tedbir (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ihtiyati tedbir istemine ilişkin davada, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekili; müvekkili şirketin, davalı tarafından ███████████ ihale kayıt numarası (İKN) ile ihale edilen İTM.327 Referanslı 154 kV Sarayköy TM Yenileme Yapım İşini 30.500.000,00 TL bedelle 15.09.2020 tarihinde düzenlenen ihale neticesinde yüklenici olarak üstlendiğini, bu işe ilişkin sözleşmenin 19.10.2020 tarihinde imzalandığını, davalı idare tarafından 27.10.2020 tarihinde yer teslimi yapıldığını, müvekkili tarafından yüklenilen bu işin davalı tarafından 450 günlük sürede bitirilmesinin öngörüldüğünü, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin müvekkilinin hiçbir kusuru olmaksızın ifasının imkansız hale geldiğinden ve ifasının beklenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olacağından sözleşmenin uyarlanması, bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmenin feshine karar verilmesini talep etme zararutinin doğması nedeniyle davalıya Ankara 38. Noterliği'nin 17.10.2024 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini ancak davalı tarafça kabul edilmediğini, sözleşmenin eki olan YİGŞ'nin 6.maddesi, 29.maddesi hükümleri dikkate alındığında, sözleşmenin ifasının davalının kusurları nedeniyle imkansız hale geldiğinin anlaşılacağını, davalının ilk olarak şantiyede bulunan eski lojman binasının yıkımına engel teşkil eden sayaçları sökmemesi, zemin iyileştirme yönteminde değişikliğe gidilmesi, tedarikçiye servis trafosu, tip testleri ve kesici malzeme onaylarının verilmemesi nedeniyle işin 127 gün süreyle uzamasına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalının bu maddede belirtilen onay süreçlerine ek olarak metal clap hücrelerinin projelerini müvekkiline eksik ve hatalı verdiğinden, proje onayında gecikme yaşandığını ve işin 187 gün uzamasına sebebiyet verdiğini, sözleşme süresi içinde çıkan kararname ile müvekkilinin başvurusu neticesinde 15 günlük daha süre uzatımı verildiğini ancak bu süre uzatımına davalının kusuru ile ortaya çıkan diğer süre uzatımlarının sebebiyet verdiğini, davalının, sözleşmeye konu şantiyede sözleşmenin tarafı olmayan ... A.Ş. tarafından yapılması gereken işleri tamamlatmadığından ve bu hususlara ihale dokümanında da yer verilmediğinden sözleşme süresinin uzamasına neden olduğunu, davalının kusurları nedeniyle sözleşmenin geldiği tarihe rastlayan █████████ depremi sonrasında iş gücünün deprem bölgesine kaydırılması dolayısıyla 4735 Sayılı kanuna eklenen geçiçi 7. madde ile müvekkilinin tekrar süre uzatımı talebinde bulunmak durumunda kaldığını, davalı kurumun gelinen süreçte ... A.Ş.'nin tamamlaması gereken işleri tamamlatamadığından, sözleşmenin devamında iş eksilişi yapması ve og deplase işlerini tamamlayamadığından tekrar sözleşmenin uzamasına sebebiyet verdiğini,
sözleşmenin süre olarak 4. yılına gelindiği bu noktada davalı kurumun bu kez de müvekkilinin işi kapsamında olmayan ve işin ifası için yapılması zaruri olan zemin etüdü işinde müvekkilinin ifasını engellediğini ve sürenin uzamasına sebebiyet verdiğini, bu açıklamalar kapsamında dava tarihi itibariyle sözleşmenin davalının da süre uzatımı vererek kusurlarını kabul ettiği üzere 1075 gün uzadığını ve bu nedenle de müvekkilinin zarara uğradığını, davalının kusurları nedeniyle sözleşmenin teknik ve ekonomik olarak müvekkili şirket açısından ifasının imkansız hale gelmesi nedeniyle ilk olarak 17.04.2023 tarihinde davalıdan sözleşmenin uyarlanmasının talep edildiğini, bu tarihe kadar sözleşmede ilk fazı olarak nitelendirilebilecek yeni kumanda binası ve metal clad binalarının inşa edilip mevcut kumanda binasının yenisine aktarım işlerinin tamamlandığını ancak ikinci faz olan 154 kV şaltın yıkılıp yeniden inşa edilmesi işleri başlanabilmesi için birinci fazın tamamlanması zorunlu olduğundan ve ikinci aşamaya geçilemediğinden teknik olarak sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğini, davalının da süre uzatımları vererek kusurlarını kabul ettiğini, 17.04.2023 tarihinden sonra ilgili sözleşme kapsamında açıklanan gerekçeler nedeniyle müvekkilinin bir ifada bulunamadığını, bu tarihten sonra yapılan kabullerin ve hakediş ödemelerinin 17.04.2023 tarihinden önceki imalatlara ilişkin olduğunu, davalının kusuru nedeniyle sözleşmenin uzaması nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, personel maaşlarını ödemek durumunda kaldığını, araç, kira ve teminat mektubu komisyonu giderleri olduğunu, sözleşme gereğince davalıya 18 adet teminat mektubu verildiğini, KİK'in "Kesin Teminat" başlıklı 43.maddesi ve KİSK'in "Yüklenicinin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 19.maddesi ve "İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 20.madde hükümleri dikkate alındığında, davalı idarenin alacağı kararlar doğrultusunda telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkması kaçınılmaz olacağından, teminat mektuplarının gelir kaydedilmemesi ve ihaleden yasaklama işleminin durdurulması gerektiğini ileri sürerek, davalının kusurları nedeniyle sözleşmenin uzamasından dolayı müvekkili şirketin uğradığı zararlara karşılık (personel maaşları, araç yakıt giderleri, araç kira giderleri, teminat mektubu komisyon giderleri, Kontrolör giderleri, bekçi giderleri, ev-ofis kirası, All-Risk sigorta, yemek giderleri her biri için şimdilik 125,00 TL) şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, teminat mektuplarının gelir kaydedilmemesi ve idarenin müvekkili şirket hakkında yapacağı ihalelere giriş yasağı işleminin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 14.02.2025 tarihli ara karar ile; alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve dava konusu olmayan teminat mektupları hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece dava konusunun hatalı yorumlanarak ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, kararın hatalı olduğunun HMK'nun 389. maddesinin lafzında bile açıkça ortaya konduğunu, dava dilekçesinde mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeler, bu değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği ve ciddi bir zararın doğacağının açıkça izah edildiğini, ihtiyati tedbir talebinin ne kadar haklı bir talep olduğunun ret kararın hemen ertesinde davalı kurum tarafından gönderilen ihtarname ile müvekkili şirketin sözleşmesini feshetme sürecine girmesi ile doğrulandığını, bir ihtisas mahkemesi niteliğinde olan ticaret mahkemelerinin tacirlerin ticari hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri almakla sorumlu olduğunu, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçekleşeceğinin açıkça ortaya konduğunu, davalının müvekkiline gönderdiği Ankara 21. Noterliği'nin 21.02.2025 tarih ve 02361yevmiye numaralı ihtarnamesinde açıkça, davalının sözleşmenin 19.01.2022 tarihinden 29.09.2024 tarihine kadar uzatıldığını belirterek açıkça kusurlarını kabul ettiğini, ek olarak detaylı olarak incelendiğinden görüleceği üzere davalının ihtarnamesinde yer verdiği çeşitli tarihlerde yazdığını beyan ettiği yazıların tamamının davalının yarattığı ifa imkansızlıklarına rağmen tamamen göstermelik olarak yazıldığını, buna en somut örneğin ise müvekkilinin işe devam edebilmesi için gerekli olan ve davalının sorumluluğunda olan zemin etüt raporunun 10.12.2024 tarihinde onaylanmış olması olup, davalının ihtarnamesinde yer verdiği 09.11.2023, 08.12.2023, 19.02.2024, 07.03.2024 tarihli yazılarının maddi gerçekle bağdaşmayan ve davalının kendi kusurlarını verdiği süre uzatımlarıyla kabul etmesine rağmen yazdığı yazılar olduğunu, buna rağmen davalının yukarıda bilgisi verilen ihtarnamenin son kısmında 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20.maddesine atıf yaparak, bu maddeye göre işlem yapılabileceğini bildirdiğini, bunun açıkça kusurlarını ikrar eden bir işverenin zayıf konumda bulunan yükleniciye karşı işlediği haksız fiil olduğunu, davalının kusurları nedeniyle müvekkilinden ifanın beklenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı hale gelmesi ve oluşan zararların da tazmini için işbu davanın açıldığını, dava neticesinde tespit edilecek zararların tazmini neticesinde müvekkilinin sözleşme konusu işi ifa etmesinin mevcut duruma göre hakkaniyete uygun hale gelebileceğini, dolayısıyla işbu dava ile kusur ve zarar tespiti yapılana dek kamu idaresi karşısında zayıf konumda olan müvekkilinin haklarını korumak ve ciddi zararların önüne geçmek için bu tedbir talebinin usule ve maddeye uygun olarak yapıldığını, ek olarak bu dava ile davalının da sözleşmedeki kusurlarının tespit edileceğinden müvekkilinin geri dönülemez zararların önüne geçilmesi amacıyla tedbir talep edildiğini, HMK'nun 389. maddesinde yer alan doğması muhtemel geri dönülemez ve ciddi zararlara dair endişelerinin ne kadar somut olduğunun davalının ihtarnamesi ile ispatlandığını, Kamu İhale Kanunu'nun "Kesin Teminat" başlıklı 43.maddesinde "Taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla, sözleşmenin yapılmasından önce ihale üzerinde kalan istekliden ihale bedeli üzerinden hesaplanmak suretiyle % 6 oranında kesin teminat alınır." şeklinde hüküm bulunduğunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun "Yüklenicinin sözleşmeyi feshetmesi" başlıklı 19. Maddesinde ise "Sözleşme yapıldıktan sonra mücbir sebep halleri dışında yüklenicinin mali acz içinde bulunması nedeniyle taahhüdünü yerine getiremeyeceğini gerekçeleri ile birlikte yazılı olarak bildirmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir." şeklinde hüküm bulunduğunu, yine aynı kanunun "İdarenin sözleşmeyi feshetmesi" başlıklı 20. Maddesinde "Aşağıda belirtilen hallerde idare sözleşmeyi fesheder: a) Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi, b) Sözleşmenin uygulanması sırasında yüklenicinin 25 inci maddede sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi, Hallerinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir." şeklinde hüküm bulunduğunu, bu hükümler gereğince davalı idarenin alacağı kararlar doğrultusunda müvekkilinin davalının kusurlarına rağmen ticari hayatının bitme aşamasına geleceğini, zira kamu ihalelerinden yasaklama ve daha da önemlisi teminat mektuplarının irad kaydedilmesi neticesinde tüm bankalar ve finans kurumları nezdinde iş yapamaz hale geleceğini, özellikle taahhüt firmaları açısından bankalarla yapılan kredi, çek, teminat mektubu akreditif, yapılandırma vs. İşlemlerin hayati önem taşıdığı ve ticari hayatın olmazsa olmazı olarak düşünüldüğünden davalı kurum tarafından yapılacak irad işlemi geri dönülemez zararlara yol açacağını, müvekkilinin davalının yapacağı bu işlemler neticesinde bankalarla yapılan kredi, çek, teminat mektubu akreditif, yapılandırma vs. işlemlerini yapamaz hale geleceğini, davalının ise bir kamu kurumu niteliğinde bir kuruluş olmasına rağmen müvekkilinin hakkını talep etmesini haksız bir eylem gibi görerek ve dahası sürecinde bu hale gelmesindeki tek kusurlu olmasına rağmen yukarıda adı geçen ihtarla sözleşmenin fesih sürecine başladığını, tedbir talebinin reddi halinde davalı kurumun kendi kusurları nedeniyle işin ifasını imkansız hale getirmesine rağmen müvekkiline ait teminat mektuplarını da irat kaydederek kendi kusurundan faydalanmış olacağını, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, mahkemece verilen ret kararının da bu ilkenin ihlaline sebebiyet vereceğini, ayrıca sözleşmenin tedbir kararı verilmemesi nedeniyle davalı tarafından feshedilmesi neticesinde müvekkilinin gelecek ihalelere katılamamasında kaynaklı kaçıracağı ihalelerden kaynaklı zararlar, ticari itibarının zedelenmesi, bankalar nezdinde finansman kaynaklarına ulaşamaması nedeniyle doğacak zararlar ve neticeten ticari hayatının bitme noktasına gelecek olması HMK'nun 389. maddesinde yer verilen tüm koşulların bir arada varlığına ve gerçekleşeceğine dair son derece somut deliller olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldıralarak, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilinci istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Alınması gereken istinaf karar peşin alındığından yeniden alınmasına gerek olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!