Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen anonim şirkete özel denetçi atanması davasında hissedarın finansal şeffaflık, bilgi alma hakkı kısıtlaması iddiaları ve şirket savunması ele alındı.
Özet: Bu hukuki evrakta, anonim şirketin %33,3 hissedarı olan davacı, şirketin finansal tablolarının şeffaf olmadığını, bilgi alma hakkının kısıtlandığını, 2020-2021 dönemine ait mali durumlarda (faal olmayan şirkete çekilen kredi, yüksek maaş ödemeleri, zarar beyanı gibi) usulsüzlükler ve gizleme çabaları bulunduğunu ileri sürerek özel denetçi atanmasını talep ederken; davalı şirket ise davacının yönetim kurulundan çıkarıldıktan sonra şirketi kötü niyetle sabote etmeye çalıştığını, şirket işleriyle ilgilenmediğini, sorularının eksiksiz yanıtlandığını, özel denetçi atanması için yasal şartların oluşmadığını ve iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: Av. ... -
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: Anonim Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi
DAVA TARİHİ
:
KARAR TARİHİ
:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
TALEP
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin üç ortağı olduğunu, ortakların kardeş olduklarını, müvekkilinin davalı şirketin %33,3 hissedarı olduğunu, diğer ortaklarının da eşit oranda hisselerinin olduğunu, 2020-2021 dönemi olağan genel kurul toplantısının █████/2023 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin şirketin finansal tablolarını incelemek üzere genel kurul toplantısının 1 ay sonraya ertelenmesi talebi üzerine toplantının 1 ay ertelendiğini ve ikinci toplantının █████/2023 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin şirketten dışlanmak istenildiğini, bilgi alma hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin ikinci toplantı öncesi noter aracılığıyla cevaplanmasını ve görüşülmesini istediği konuları davalı şirkete ihtar ettiğini, genel kurul toplantısına noter ihtarı ile cevaplanmasını istediği konuların örtbas edilerek ayrıntılı olarak açıklanmadığını, denetçi talebinin reddedildiğini, şirketin finansal durumunun ve mali yapısının gizlenmeye çalışıldığını, TTK'nun 438.maddesi uyarınca denetçi taleplerine ilişkin şartların oluştuğunu, genel kurulda bu taleplerinin reddi yönünde karar alınmasının yanlış olduğunu, genel kurulda şirket mali yapısına yönelik sorulara açıklayıcı cevaplar alınamadığını, bu durumun bile özel denetçi atanmasının gerekli olduğunu ortaya koyduğunu, şirket mali yapısına ilişkin soruların dürüstlük kuralına uygun cevaplanmadığını, hileli yollarla hazırlanan finansal tabloların incelenmesi gerektiğini, faal olmadığı iddia edilen şirket üzerine 2.200.247,24TL kredi çekildiğini bu paranın nerede kullanıldığının açıklanamadığını, yine faal olmadığı iddia edilen şirkette 18 kişi çalıştığı ve bu kişilere 2021 yılında 1.442.090,00TL maaş ödemesi yapıldığını, şirket 2021 yılında 46.612,00TL zarar ettiğini bu ve bunun gibi işlemlerin olduğunu, şirketin ana sözleşmesine aykırı hareketlerle yönetildiğini beyanla davalı şirkete özel denetçi atanmasına, 2020 ve 2021 yılına ilişkin olarak finansal tablolarla ilgili atanacak özel denetçiden rapor aldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının amacının şirket haklarını korumak olmadığını, şirket işleriyle ilgilenmediğini, davacının şirket yönetim kurulundan çıkarılmasından sonra şirket hakkında davalar açtığını, şirketin çalışmasını engelleyici ve huzursuzluk çıkarmak amacında olduğunu, müvekkili şirketin altı şirketten oluşan grup şirketlerden biri olduğunu, tüm şirketlerin davacı ile birlikte üç kardeşin olduğunu, davacının İstanbul ilinde yaşadığını, davacının 2017 yılında şirket yönetiminden de çıkmak istediğini diğer şirket ortakları olan kardeşlerine ilettiğini, buna ilişkin mail yazışmasının mevcut olduğunu, sonraki dönemde şirketin kamu ihaleleri de alarak karlı işler yapmaya başlaması sonucunda davacının tavrının değişerek tekrar yönetim kuruluna girmek istediğini, davacının 2012 yılında evlenmesinden itibaren İstanbul ilinde yaşadığını, şirketin diğer iki kardeş tarafından yönetildiğini, davacının yüksek bedellerle şirket hissesini devretmek istemediğini, bunun kabul görmemesi üzerine şirket hakkında seri davalar açıldığını, müvekkili şirket yetkililerinin babalarından miras kalan şirket hakkında böyle işlemler yapılmasının yanlış olduğunu davacı kardeşlerine söylediğini ancak sonuç alınamadığını, davacı tarafından açılan bir çok davanın da davanın reddine ilişkin kararlar verildiğini ve devam eden davalar da olduğunu, şirketin grup şirketleriyle birlikte aktif olarak çalıştığını, kamu ihaleleri alarak faaliyetlerine devam ettiğini, davacının sürekli şirketi kötüleyici ve zora sokmaya yönelik teşebbüsler içinde olduğunu, TTK'nun 438-444.maddeleri arasında düzenlenmiş olan özel denetçi atanmasına yönelik şartlarında oluşmadığını, davacının kanun gereğince de özel denetçi atanması talebinde bulunamayacağını, davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu kendi dönemiyle ilgili bilgi almak isteyen taraf değil bilgi veren taraf olduğunu, denetimle incelenmesini istediği iş ve işlemlerin de kendisi tarafından yapıldığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında sormuş olduğu soruların tamamına cevap verildiğini, davacının şirket hakkındaki iddialarının soyut iddialar olup delillendirilemediğini, şirketin kötü yönetilmediğini, davacının iddialarının muhasebe kayıtlarındaki bazı rakamların birbirini tutmadığından öteye gitmediğini, özel denetim işlevinin şirket işleyişine ilişkin olmadığını, sınırlı alanda ve pay sahiplerinin tam olarak bilmediği konuların aydınlatılması amacını taşıdığını, davacının taleplerinin özel denetim konusu olmadığının açık olduğunu, özel denetim talebinin geçerlilik ilkesine de aykırı olduğunu, şirketin ana sözleşmesine aykırı bir işlem ve faaliyetinin olmadığını, şirketin zarara uğratılmadığını, şirket yetkililerinin şirketi zarara uğratmasının da söz konusu olmadığını beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirkete ait bilgi ve belgeler celp edilmiş, şirketler konusunda uzmanlığı ve bilgisi bulunan mali müşavir, ticari işletme uzmanı ve şirketler hukuku konusunda uzman nitelikli hesap bilirkişisi heyetinden raporlar alınmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, anonim şirkete özel denetçi tayini davasıdır.
Davacı vekili, müvekkilinin azlık pay sahibi olarak ortağı olduğu davalı şirketin kötü yönetildiğini ve bunun sonucunda pay sahiplerinin ve şirketin zarara uğratıldığını, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme haklarının tam ve gereği gibi kullandırılmadığını ileri sürerek davalı şirkete özel denetçi tayin edilmesini dava etmiştir.
Davalı vekili ise, davacının, şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olması sebebiyle davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, yasada aranan dava ön şartlarının yerine getirilmediğini, genel kurullarda davacının tüm sorularına ayrıntılı yanıt verilerek bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırıldığını, iddia olunan zarar olgusunun gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dava tarafları arasında, davacının pay sahipliğinden kaynaklı olarak özel denetim hakkının bulunup bulunmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı, özel denetim talebi açısından yasada belirtilen özel dava şartlarının oluşup oluşmadığı, davalı şirketin veya paydaşlarının zarara uğratıldığının ikna edici olarak ortaya konulup konulamadığı hususları ihtilaflıdır.
Anonim şirketlerde pay sahiplerinin özel denetçi atanmasını talep etme hakkı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun TTK m. 437 hükmünde düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkının bir uzantısı olarak TTK m. 438 ilâ 444. maddelerinde düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun 437. Maddesi
:
"(1)Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir.
(2) Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden
denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz.
(3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir.
(4) Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekir. İzin alındığı takdirde inceleme bir uzman aracılığıyla da yapılabilir.
(5) Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.
(6) Bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz." hükmünü,
TTK'nun 438. Maddesi
:
"(1) Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli
olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir.
(2) Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir." hükmünü,
TTK'nun 439. Maddesi
:
" (1) Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir.
(2) Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır." hükmünü,
TTK'nun 440. Maddesi
:
"(1) Mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir.
(2) Mahkeme istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir." hükmünü içermektedir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuca göre, bir şirkete Mahkememe eliyle özel denetçi tayin edilebilmesi için; özel denetim isteminin, azınlık veya belirli itibari değerde payı bulunan hak sahipleri
tarafından istenilmiş olması, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olması, özel denetçi talebinin genel kurulda reddedilmiş olması,
özel denetçi atanmasına ilişkin genel kurulun verdiği ret kararından itibaren üç ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi talep edilmesi,
dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal
ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarar uğrattıklarının ikna edici bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir.
Dava şartları açısından yapılan değerlendirmede;
Somut olayda, davacı ... 09.03.2023 tarihli 2020-2021 yılı olağan ilk genel kurul toplantısında 2020-2021 yılı faaliyet raporlarına ilişkin gündemin 3. maddesinin görüşülmesi sırasında, yönetim kurulunun elindeki tüm mali tablolar ve detaylı mizanın tarafına verilmesini ve Türk Ticaret Kanunun 420. maddesi gereğince ertelenmesini talep etmiştir. Bunun akabinde genel kurul toplantısının 08.04.2023 tarihine ertelendiği ve istenilen belgelerin davacı ...'a tutanakla teslim edildiği görülmüştür. 08.04.2023 tarihinde yapılan 2020-2021 yılı ertelemeli olağan genel kurul toplantısında ise, davacı ... tarafından şirketin finansal durumuna ilişkin, şirket yönetim kuruluna birçok
soru yöneltmiştir. Söz konusu sorulara ilişkin davalı şirket tarafından davacı ...’a detaylı ve kapsamlı açıklamalar yapılmıştır. Bu bakımdan bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldığı anlaşılmıştır. Davacı ...’ın 08.04.2023 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesinde
talep ettiği özel denetim istemi, genel kurulda reddedilmiştir. Eldeki dava söz konu genel kurul tarihinden itibaren yasada belirtilen 3 aylık süre geçmeden █████/2023 tarihinde açılmıştır. Anılan genel kurul tarihi itibariyle davacı ...’ın davalı şirketin % 33,3 pay sahibi olarak azınlık pay sahibi olduğu hususunda
çekişme bulunmamaktadır. Özel denetçi tayini talebi için ayrıca yönetim kurulu üyesi olarak TTK'nun 392. Maddesi uyarınca bilgi alma hakkının kullanılması şartı yasada düzenlenmemiştir. Dolayısıyla davacının, şirkette aynı zamanda yönetim kurulu üyesi sıfatına sahip olması pay sahibi olarak bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasına ve bunun sonrasında özel denetçi talep etmesine engel teşkil edici değildir. Açıklanan nedenlerle dava şartlarında bir eksiklik bulunmadığı neticesine varılarak, davalı vekilinin buna yönelen savunmaları yerinde görülmemiştir.
Şirketin veya pay sahiplerinin zarara uğradığının ikna edici bir şekilde ortaya konulup konulmadığı (davanın esası) açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacı vekili, davalı şirketin finansal tabloların hileli yollarla düzenlendiğini ve gerçeği yansıtmadığını, şirketin faal olmamasına rağmen şirket adına banka kredisi çekildiğini ve kredinin nerede kullanıldığının belli olmadığını, şirket faal olmamasına rağmen işçilerine maaş ödemesi yapıldığını belirterek şirketin ve paydaşlarının zarara uğratıldığı iddiasında bulunmuştur.
Buna karşılık davalı vekili ise, davalı şirketin grup şirketleriyle birlikte kamu ihaleleri almak suretiyle inşa ve yapım alanında faaliyetlerine devam ettiğini, davalı şirketin ortakları ve pay oranları aynı olan grup şirketi niteliğindeki ... A.Ş'nin, kamu ihalesi yoluyla üstlenmiş olduğu bir yapım işi için krediye ihtiyaç duyulduğunu, adı geçen şirketin ticaret hacmi sebebiyle bu şirket yerine küçük çaplı işletmelere sağlanan ve daha uygun faiz ve ödeme koşulları olan KGF kredisinin davalı şirket üzerinden çekildiğini ve çekilen kredinin grup şirketine aktarıldığını, grup şirketi tarafından da kredilerin ödendiğini, bundan dolayı bir zarar doğmadığını belirtmiştir.
Somut olay, dava taraflarının iddia, savunma ve dayandıkları deliller, özellikle yeminli mali müşavirin dahil edildiği ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve ilk bilirkişi heyeti raporuna göre dosya kapsamına uygun olduğundan üstünlük tanınıp hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile birlikte değerlendirildiğinde;
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 195. Maddesinde yer verilen ve ticari hayatta grup şirket olarak adlandırılan şirketler topluluğu, bir ticaret şirketi ile buna doğrudan ve dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki ticaret şirketinden meydana gelen bir yapıdır. Davalı şirket ile kredi aktarımı yapılan ... A.Ş arasında, ortaklık yapıları, faaliyet alanları ve ticari ilişkileri gözetildiğinde şirketler topluluğu ilişkisi bulunduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti raporunda tespit edildiği üzere, grup şirketlerin amaçları dikkate alındığında, hâkim ya da güçlü şirketin, diğer şirkete daha uygun koşullarda sağlamış olduğu kredi, ekonomik hayatta amacına uygun, normal karşılanan bir davranıştır. Dolayısıyla bu kredilerin grup şirketler arasında en uygun şekilde sağlanıp, en verimli şekilde kullandırılması, yani şirketlerin finansman işlemlerini tek merkezden yürüterek finansman maliyetlerini düşürmeye çalışması ilgili yasal mevzuat ve ticari teamüllerle birlikte değerlendirildiğinde olağan karşılanmaktadır. Grup şirketler arası kredi aktarımında, bir nevi aracı vazifesi görüldüğünden, örtülü kazanç dağıtımı da söz konusu değildir. Zira, bankadan sağlanan kredinin aynen kullandırılması; bir tarafın gelirini artırmak suretiyle diğer tarafın gelirini azaltma gibi bir durum ortaya çıkarmamaktadır. Ayrıca grup şirkete dahil şirketler bünyesinde kaydı bulunan işçilerin, diğer şirketlerde belli dönemlerde veya işlerde çalıştırılması ve kendilerine maaş ödemelerinin tek elden yapılması şirketlerin zararına bir işlem olarak değerlendirilemez. Davalı şirketin Ziraat Bankasından ve Vakıfbanktan aldığı kredilerin ana şirkete aktarıldığı ve kredi taksitlerinin ana şirket tarafından davalı şirkete taksit ödemeleri için gönderildiği bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Buradan hareketle kredi kullanımından dolayı bir zararın doğmadığı neticesine ulaşılmıştır. Öte yandan kredi aktarımı işlemlerinin ticari defterlere işlenmesi sırasında her ne kadar tek düzen muhasebe planına uyulmamışsa da, bundan dolayı hazine zararının oluşmayacağı ve bir takım vergisel yükümlülüklere aykırılık haricinde bunun doğrudan şirketin zararına yapılan bir işlem olmayacağı da hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporuyla saptanmıştır.
Hal böyle olmakla, davalı şirketin veya şirket paydaşlarının zarara uğradığı ikna edici bir şekilde ortaya konulamadığından, davanın, anılan sebeple reddi gerekmiş olup aşağıdaki haliyle hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL maktu karar ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 38,40TL vekalet suret harcı ve 2.250,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.288,40TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6102 sayılı TTK'nun 440. maddesi gereğince KESİN olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!