Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, sigorta şirketinin alkollü araç sürücüsünün sebep olduğu trafik kazası zararını Keçiören Belediyesinden rücuen talep ettiği itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, sigorta şirketinin, alkollü şekilde araç kullanarak üçüncü şahıs aracına hasar veren ve %100 kusurlu bulunan sigortalısının sebep olduğu zararı ödemesi üzerine, ödediği hasar bedelini tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı şirket rücu hakkını kullanırken, davalı taraf davanın usulden reddini, müvekkili belediyenin kusuru olmadığını ve zamanaşımı gibi itirazları ileri sürerek savunmasını yapmaktadır.

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ███████
T.C.ANKARA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████...DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025K.YAZIM TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketi ile davalı ...arasında ... numaralı poliçe ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası imzalandığını ve bu kapsamda ...'na ait .... plakalı aracın sigortalandığını, 08.09.2022 tarihinde sigortalı araç,... Sokak kavşağında geri geri manevra yaptığı esnada aracının arka kısımlarıyla park halinde bulunan ... plakalı araca çarptığını, meydana gelen kaza sonrasında kolluk tarafından kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, Tutanakta; ...plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 67/1-B kuralını ihlal ettiği, .. plakalı araç sürücüsünün herhangi bir kural ihlali görülemeyeceğini, "tespitleri yer almakla birlikte yine tutanak da davalıya ait araç sürücüsünün yasal sınır üzerinde alkollü olduğu tespit edildiğini, yine kazaya ilişkin düzenlenen 15.08.2023 tarihli ve ... ... numaralı Ekspertiz Raporu ile ... plakalı araç sürücüsünün alkol sebebi ile %100 kusurlu olması sebebiyle rücu imkanının olduğu" tespit edildiğini, yaşanan kaza sonrasında ...plakalı araç maliklerine 22.08.2023 tarihinde toplam: 28.650,00 TL hasar bedeli ödendiğini, somut uyuşmazlıkta, sigortalı aracın sürücüsünün 0,61 promil alkollü olduğu kolluk tarafından tutulan tutanak uyarınca sabit olduğunu, yine kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması dışında başka bir etmen bulunmadığının da ortada olduğunu, müvekkili şirket tarafından, kazaya karışan dava dışı araç maliklerine ödenen hasar tazminatının sigortalı/davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, bu nedenle, borcun tahsili amacıyla ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından, icra takibinin sonuçlarından kaçınmak ve bu arada mal kaçırmak amacıyla, haklı ve hukuken korunabilir bir sebep olmaksızın söz konusu icra takiplerine itiraz edildiğini, davalının icra takibine itiraz etmesi sonrasında, İ.İ.K. hükümleri gereğince ilgili İcra Müdürlüğü tarafından, icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazı haksız, dayanaksızdır ve takibi uzatma amaçlı olduğunu, davalı, meydana gelen hasar nedeniyle sorumluluğu bulunduğunun açık olduğunu, izah edilenlerle birlikte mahkemece re’sen gözetilecek hususlar bir arada değerlendirilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla; Davalının, ... Esas Sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının, İ.İ.K.’nun 67.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca %20 oranından aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, kötü niyet sahibi davalının, HMK 329. maddesi gereği 5.000 TL disiplin cezasına mahkum edilmesine, dava harç ve masrafları ile yargılama giderlerinin ve H.M.K.’nun 323 ve 326. maddeleri uyarınca tespit edilecek vekalet ücretinin, davalının üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev ve yetki itirazları dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde davacı tarafça araçta meydana geldiği iddia edilen değer kaybı net bir şekilde ifade edildiğini, buna rağmen zarar miktarı bilinmediği gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla kısmi dava açıldığını, davacı taraf iddia ettiği değer kaybını net bir şekilde ortaya koymasına rağmen davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, gerçekleştiği iddia olunun değer kaybının belli olduğu gerçeği karşısında davanın belirsiz alacak davası açılma ihtimali bulunmadığını, bu duruma muvafakatları olmadığını, yargılama safahatında bu durumun göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde davacı taraf, müvekkili Keçiören Belediyesi’ni kazanın oluşumunda sorumlu olarak gösterdiğini, davacı müvekkili belediyenin araç sürücüsüyle birlikte müteselsil sorumlu olacağını iddia ettiğini, böyle bir iddianın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili Keçiören Belediyesi gerek personelin işe alınması, gerek meslek içi eğitimleri gerekse eğitim uygulamaları konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, Keçiören Belediyesi’nin kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin kazadan sorumlu tutulamayacağını, kaza yapan araç sürücüsü ... isimli şahıs olup müvekkiline kusur atfedilemeyeceği gibi husumet de yöneltilemeyeceğini, bu sebeple davanın husumet yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen kaza sonucu düzenlenen trafik kazası tespit tutanağının kabulü taraflarınca mümkün olmadığını, davacı tarafça sunulan söz konusu tutanağa itibar edilmeyerek, kusur oranı açısından mahkemece rapor alınması gerektiğini, böylece müvekkiline kusur yüklenemeyeceği açıkça ortaya çıkacağını, davacı taraf her ne kadar araçtaki hasarın dava konusu kaza ile meydana geldiğini iddia etmiş olsa da bu hususun yine sayın mahkemece araştırılması gerektiğini, kamu kurumu olan müvekkil belediyenin herhangi bir borçlusundan mal kaçırmak gibi bir maksat edinemeyeceği mevcut anayasal düzenle hukuki teminat altına alındığını, müvekkili idare tarafından ilgili icra takibine yapılmış olan itirazın davacı tarafça bu şekilde değerlendirilmesi mevcut yasal mevzuat çerçevesince izahtan vareste olduğunu, bu nedenle davacının talep ve beyanlarına karşı taraflarınca itiraz etme zaruretinin hasıl olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının talep ettiği zarardan kendi kusuru ile sebep vermesinden dolayı araç sürücüsü bizzat sorumlu olduğunu, müvekkili belediyeye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, araç sürücüsü müvekkili belediye tüm dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirip gerekli eğitimleri vererek ilgili envanteri araç sürücüsüne teslim ettiğini, araç sürücüsü kendi dikkat ve özensizliği sebebiyle eldeki davaya konu hasara sebep olduğundan müvekkili idarenin sorumluluğuna başvurulamayacağını, sonuç olarak Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri, ...'ın yerleşik içtihatları ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde de değerlendirildiğinde davacı tarafın açmış olduğu dava haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğini, izah olunan ve mahkemece re’sen tatbik edilecek hususlar da göz önüne alınarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talepler içeren davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, davacı sigortacının dava dışı kişiye ödediği tazminatın sigortalısından rucuen tahsil amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir.Eldeki davada, davacı sigorta şirketi tarafından meydana gelen kaza nedeniyle ödeme yaptığı dava dışı üçüncü gerçek kişiler arasındaki hukuki ilişki haksız fiilden doğmuştur. Dava dışı kişilerin tacir olmadığı gibi davalı ... de tacir olmadığı kazaya karışan sigortalı ... plakalı araçta ticari araç değildir. TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi davanın aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Buna göre haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. ... arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, mahkemenin görevli olması HMK'nun 114. maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi hakim resen gözetmelidir. Davacının tacir olmayan davalı sigortalısına açtığı davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE,2-Görevli mahkemenin ... Mahkemesi olduğuna,3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.█████/2025...