Ruhsatsız silah taşıma suçunda lehe kanun uyarınca dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle verilen mahkumiyet kararının bozulması ve kamu davasının düşürülmesi.
Özet: Ruhsatsız silah taşıma suçundan verilen mahkumiyet hükmü, lehe kanun ilkesi gereği 765 sayılı Türk Ceza Kanununda öngörülen 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin, sanığın eylem ve sorgu tarihleri ile hüküm tarihi arasında dolduğu tespit edilerek, bu nedenle kamu davasının düşürülmesi gerektiği halde mahkumiyet kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş; sonuç olarak kamu davasının düşürülmesine ve adli emanetteki bıçağın müsaderesine karar verilmiştir.
8. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İhbarname No
    : KYB██████████
    6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun 13/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine dair (KÜÇÜKÇEKMECE) 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2011 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." seklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerekmesi karşısında, sanığın üzerine atılı 10.04.2005 tarihli ruhsatsız silah taşımak eylemiyle ilgili olarak, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13/1. maddesinde yazılı cezanın nev'i ve miktarına göre, mahkûmiyet hükmünün verildiği █████/2011 tarihi itibariyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4, 104/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.01.2012 gün ve 2191 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 06.02.2012 gün ve KYB-██████████ sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Gereği görüşülüp düşünüldü
    :
    5237 sayılı TCK.nun 7, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında; sanığa yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezalarının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde belirlenen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 17.10.2005 tarihi ile hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, kamu davasının düşürülmesine yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
    Kanuna aykırı olmakla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazılarına izafeten Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini içeren ihbarname içeriği yerinde görülmekle, Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 23.05.2011 gün, ████████ esas ve ████████ sayılı kararının CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca (BOZULMASINA), "sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen asli dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve CMK.nun 223. maddeleri gözetilerek (DÜŞÜRÜLMESİNE), adli emanetin █████████ sırasında kayıtlı bıçağın 765 sayılı TCK.nun 36. maddesi uyarınca müsaderesine", dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!