4733 sayılı Kanuna muhalefet suçunda, eylemlerden birinin zamanaşımına uğraması ve diğer eyleme ilişkin hükümde usul ile esas yönünden hukuka aykırılıklar sebebiyle mahkûmiyet kararının bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, tütün ve alkol piyasasının düzenlenmesine dair kanuna muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü bozarak, sanığın 21.03.2013 tarihli eylemine ilişkin kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmüş, ayrıca 23.02.2013 tarihli diğer eylemi yönünden, zamanaşımına uğrayan eylemle zincirleme suç hükmü uygulanması, ek savunma hakkı tanınmadan farklı kanun maddelerinden hüküm kurulması, etkin pişmanlık hükümlerinin hatalı değerlendirilmesi ve haksız vekalet ücreti takdiri gibi usul ve esasa ilişkin hatalar nedeniyle hükmü kaldırmıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
:4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, eşya müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzelterek onamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. 21.03.2013 Suç Tarihli Eylem YönündenSanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan ve 67/4. maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun'un 67/2-d bendi gereği zamanaşımını kesen son işlem olan, sanık hakkında mahkûmiyet kararının verildiği 22.10.2013 tarihinden hüküm tarihine kadar 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle katılan ... vekilinin ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiğiyetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, ele geçen kaçak eşyanın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,II. 23.02.2013 Suç Tarihli Eylem YönündenSanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan ve 67/4. maddesi 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu, buna göre dosya kapsamında durma süreleri de eklendiğinde gerek olağan gerekse olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmıştır.Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1.21.03.2013 tarihli eylem için karar tarihinde zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini,2.Sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8/4. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan 5607 sayılı Kanun'un 5., 10. ve 23. fıkraları uyarınca hüküm tesisi,3. 21.03.2013 tarihli eylem nedeniyle karar tarihinde zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu göz önüne alınmadan, sanığa bu eyleme ilişkin gümrüklenmiş değer miktarının iki katının da dahil edilmesi suretiyle ödeme ihtaratı yapılarak sanığın yanıltılması ve hakkında ödeme yapılmadığından bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,4.Katılma hakkı bulunan ... yargılamada katılan olduğu halde, karar başlığında suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'nin katılan olarak gösterilip hükümde de hangi kurum lehine tesis edildiği anlaşılamayacak şekilde katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... vekilinin ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 08.01.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSanık ... hakkında, zincirleme olarak 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine yönelik hükmün, katılan ... vekili ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun, 21.03.2013 tarihli eylem yönünden yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin dava zamanaşımı süresinin geçtiğinden bu yöndeki kamu davasının düşürülmesine, sanığın 23.02.2013 tarihli aynı mahiyetteki eylemi için ise hakkında artık TCK’nun 43. maddesinin uygulanmaması gerektiği, ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3/5,10 ve23.maddelerinden hüküm tesis edilmesi, aynı Kanun’un 5/2. maddesi gereğince etkin pişmanlık yönünden yeniden uygulama yapılması gerekeceği, katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi vekilinin vekalet ücreti verilmesi gerekçeleriyle hüküm de hem düşme ve hem de bozma kararı verilmesi yerinde olmadığı düşüncesiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.Çünkü;Zamanaşımı ceza hukuku uygulamasında devletin, belli bir süre geçmesi durumunda davaya devam etmemeyi veya cezalandırmaktan vazgeçmeyi önceden kabul etmesi ve bunu yasal düzenleme ile hüküm altına alması şeklinde beliren bir uygulamadır. Zamanaşımı devletin cezalandırma hakkını ortadan kaldırır bir neden olarak öngörülmektedir. Ceza hukuku uygulamasında iki tür zamanaşımı kavramından bahsedilmektedir. Birinci tür dava zamaaşımıdır. İkinci tür ise ceza zamanaşımıdır. Konumuzu ilgilendiren dava zamanaşımı bir suçun işlenmesinden başlamak üzere kanunda gösterilen belirli bir sürenin geçmesi sebebiyle kamu davasının açılamaması veya açılmasına karşın, sona erdirilememesi veya hükmün kesinleştirilememesi halini ifade eder.Zincirleme suç ve zincirleme suçtaki zamanaşımı süresinin belirlenmesi, zamanaşımı süresini kesen ve durduran sebeplerin değerlendirilmesi gerektiğinde ise; yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.Zircirleme suç yönünden dava zamanaşımı ve bu dava zamanaşımını kesme ve durdurma sebeplerini değerlendirilmesinde ise;Doktorindeki bir görüşe göre; zincirleme suçun şartlarında birden çok fiilin bulunması kavramı kapsamında zincirleme suça dahil olan fiillerin kanunen bir bütün olarak kabul edildiği hallerde, fiillerden her biri ayrı ayrı değerlendirilmemelidir. Örneğin Kanun’da zincirleme suçlarda zamanaşımı son suçun işlendiği günden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. (TCK 66/6) bu itibarla zincirleme suça tabi olan fiillerde zamanaşımı son suçun işlendiği tarihten itibaren hesap edilecek, zincire dahil olan suçlar tek tek gözönünde bulundurulmayacak ve bu fiillerden ilk işlenenleri zamanaşımı dolduğu gerekçesiyle zincirleme suç kapsamında çıkarılmayacaktır. (Porf. Dr. ... KOCA, Prof. Dr. ... ÜZÜLMEZ, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler 15. Baskı sayfa 530-531)Yargıtay uygulamalarında dava zamanaşımı süresinin kesilmesi ve durması bütün halinde değerlendirme kuralı öngörülmüştür.5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 67. maddesinin birinci fıkrasına göre; soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durmaktadır. Burada zamanaşımının durması kavramı, bütün failler açısından değerlendirmeye alınmalıdır. Yani zamanaşımının işlemediği nazara alınmak suretiyle tüm failler yönünden zamanaşımı üzerinde durularak bu şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir. (Yargıtay 5. CD’nin 08.12.2014 tarih ve ██████████ E., ██████████ K.). Örneğin; milletvekili olduğu dönemlerde yasama dokunulmazlığı bulunan fail yönünden milletvekili seçildiği █████/2007 ile bu görevinin sona erdiği █████/2012 tarihleri arasında geçen sürelerde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 67. maddesinin birinci fıkrası gereğince zamanaşımının işlemediği nazara alınmak suretiyle tüm failler yönünden zamanaşımı üzerinde durularak bu şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden; eylemin bölünmesi yoluyla görevi kötüye kullanma suçundan milletvekilliği görevi sona eren fail hakkında mahkûmiyet, diğer bazı failler hakkında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma, bazı failler hakkında ise ayrıca zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı olacaktır. Yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231/8-c madde, fıkra bendi gereğince hükmün açıklanmasındaki denetim süresinin dava zamanaşımının durmasında da aynı açıklamalar kapsamında değerlendirilmelidir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçlarında 21.03.2013 tarihli suç yönünden en son zamanaşımını kesen mahkumiyet hükmünden sonra asli zamanaşımı süresi geçtiği ve düşürülmesi gerektiği, 23.02.2013 tarihli suç yönünden ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden deneme süresinde tekrar suç işleyip zamanaşımı durma süresi gözetildiğinde bu suç yönünden 43 değerlendirilmesi yapılmadan ayrı olarak etkin pişmanlık ve yasa değişiklikleri yönüyle değerlendirme yapılmak üzere bozulmasına karar verilmiş ise de, ilk suça yönelik Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi sırasında deneme süresinde zamanaşımı durma sebebinin ikinci suç yönünden de değerlendirileceği, bu haliyle eylemlerin bölünmeyeceği ve sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçundan dolayı TCK 43.maddesindeki zincirleme suç yönünden bir bütün halinde değerlendirilip sanık hakkında ek savunma hakkı tanınmadan 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 5, 10, 23 ve TCK 43 maddeleri gereğince hüküm tesisi, ayrıca 5607 sayılı Kanun’un 5/2.maddesindeki etkin pişmanlığın sanığın yanıltılması ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresine vekalet ücretinin verilmesi yönüyle bozulması gerektiği düşüncesiyle özellikle dairemiz çoğunluğunun 1 nolu zamanaşımı nedeniyle bozma ve düşme kararına iştirak edilmemiştir. 08.01.2025