Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, kazandırıcı zilyetliğe dayalı kadastro tespitine itiraz davasında Diyarbakır BAM kararının eksik inceleme nedeniyle hüküm kurmaya yeterli olmadığını belirtti.
Özet: Hazinenin bir parselin kadastro tespitine itiraz ederek orman olmadığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı iddiasıyla kendi adına tescilini talep ettiği davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davalı lehine verdiği kararların, 1951 yılı hava fotoğrafları ve diğer deliller üzerinden taşınmazın orman niteliği ve kazandırıcı zilyetliğin başlangıcı ile süresinin yeterince araştırılmadığı, imar ihyanın netleştirilmediği gerekçesiyle Yargıtay tarafından incelemenin eksik olduğu tespit edilerek, nihai bir hüküm kurulabilmesi için daha detaylı bilirkişi incelemeleri ve araştırmaların yapılması gerektiği belirtilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

    KARAR
    : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Batman Kadastro Mahkemesi
    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü çalışma alanında 2019 yılında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 109 ada 3 parsel sayılı 26.992,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfıyla, davalı adına tespit edilmiştir.
    Davacı ... vekili 26.06.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazın imar ihyasının yapılmadığını ve üzerinde herhangi bir kullanımın bulunmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile çekişmeli yerin Hazine adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur.
    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle verilen, davacı Hazinenin davasının reddine, Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü 109 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit gibi tesciline ilişkin önceki karar, davacı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... eksik araştırmayla hüküm kurulduğu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahası kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığı, yapılan orman araştırmasına ilişkin raporların denetime elverişli olmadığı, yine 20 yıllık zilyetliğin ispatına ve denetimine yarar şekilde uygun tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, imar ihya hususunun netleştirilmediği ..." gerekçesiyle kaldırılmış ve dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; önceki gerekçelerle davanın reddine, 109 ada 3 parselin davalı adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olduğu, sınır taşlarının toprağa gömülme durumu, sınırının toprağının sertlik durumu dikkate alındığında 2002 yılından en az 20 yıl önce (1970'li yıllarda başlayıp, 1978 yılında) imar ihyasının tamamlandığı, sınırın 1978 yılında günceldeki halini aldığı, 1978 yılından sonra tarımsal faaliyetin devam ettiği, komşu parsellerle bütünlük arz ederek ekonomik tarım faaliyetlerinin yapıldığı, kuru tarla vasfında olduğu hususlarının belirtildiği, jeodezi bilirkişi raporundan 1984, 1978, 1973 yıllarında komşu 109 ada 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte bir bütün olarak sürüldüğünün, komşu diğer parsellerle benzerlik gösterdiğinin, (ziraat raporuyla uyumlu şekilde 1973 yılından itibaren üzerinde imar ihya çalışmalarına başlandığının) anlaşıldığı, orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın orman olmadığı, keşifte elde edilen bilgilere göre taşınmazın davalıya babasından kaldığı ve 50 - 60 yıldır davalı tarafından kullanılmakta olduğu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oluşu da nazara alındığında, neticede kazanım koşullarının davalı bakımından oluştuğu, ilk derece mahkemesince varılan sonucun isabetli olduğu ..." gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 2019 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 inci maddesi uyarınca yapılmış olduğu ve arazi kadastrosunun ise 1984 yılında kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
    Şöyle ki; en eski tarihli olan 1951 yılı hava fotoğrafında orman ve jeodezi uzmanı bilirkişilerce gösterimi yapılan dava konusu taşınmazın, üzerinde yoğun koyuluklar görünmesine rağmen bilirkişilerce bu koyulukların neden kaynaklandığı netliğe kavuşturulmamış ve genel geçer ifadelerle dava konusu yerin orman sayılan yer olmadığı belirtilmiş, söz konusu hava fotoğrafındaki koyulukların ağaç olması halinde bu ağaçların cinsi, sayısı ve buna bağlı olarak kapalılık oluşturup oluşturmadığı ayrıntılı olarak açıklanmamıştır.
    Öte yandan; davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, davalının taşınmaz üzerinde, kadastro tespit tarihi olan 2019'dan geriye doğru 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmekte olup, bu yönde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi, ziraat bilirkişisinin 17.06.2022 tarihli ek raporunda, keşif tarihi olan 2022 itibariyle taşınmazın bir kısmının son 4 yıl, başka bir kısmının ise son 10 yıldır kullanılmadığı belirtildiği halde bu yerlerin taşınmazın hangi bölümleri olduğu da açıklanmamıştır.
    Yine, hükme esas alınan jeodezi ve fotogrametri uzmanının 13.06.2022 tarihli ek raporunda, taşınmazın tamamının 2009, 2010 ve 2013 yıllarında kullanımda olduğu yönündeki tespiti ziraat bilirkişi raporuyla çeliştiği halde bu çelişki üzerinde durulmamış ve ayrıca taşınmazın 2017'den sonra kullanımda olmadığı dosyada sabit olmakla, 2017 - 2019 yılları arası neden kullanımda olmadığı, nadasa mı bırakıldığı mahalli bilirkişilere sorularak açıklığa kavuşturulmamış, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi dinlenen mahalli bilirkişiler ile sonrasında dinlenen mahalli bilirkişiler aynı kişiler olup bu mahalli bilirkişiler, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı öncesi taşınmazın üst kısmının 10 yıldır ekilmediğini belirtmelerine karşın, iade kararı sonrası taşınmazın 40 - 50 yıldır davalının kullanımında olduğunu ifade ederek, çelişkili beyanlarda bulunmuş olmalarına rağmen söz konusu çelişki giderilmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
    Ayrıca; Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada aldırılan raporların, iade kararı öncesinde aldırılan raporları düzenleyen aynı teknik bilirkişiler tarafından tanzim edilmesi ve raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen çelişkilerin giderilmemiş olması da usule ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırmaya ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemez.
    Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek önceki keşiflere katılan mahalli bilirkişilerden farklı ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile yine önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
    Yapılacak bu keşifte, dosya arasında bulunan belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi, özellikle, başka dosyalarda dava konusu olan kuzey komşusu 109 ada 3 parsel ve onun komşusu olan 101 ada 1 orman parseliyle mukayeseli olarak durumu incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
    Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, özellikle taşınmazın uzun yıllardır kullanılmayan bölümleri varsa bunların ayrıca gösterildiği, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
    İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırmaya dayalı şekilde davanın reddine karar verilmesi usûl ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!