Ticari şirket ortağının temsil yetkisini kötüye kullanarak şirketin mal varlığını düşük bedellerle üçüncü kişilere devretmesi ve gabinli sözleşmelere yol açması nedeniyle azil ve sorumluluk davası.
Özet: Davacı şirket vekili, müvekkili şirketin diğer ortağı olan davalının, tutukluluk sürecinde şirketi zarara uğratmasına, tahliyesi sonrası müvekkiline haber vermeden şirkete ait taşınmaz satarak bedelini zimmetine geçirmesine, müvekkili şirketi ağır finansal sıkıntıya sokarak gabinli bir protokole mecbur bırakmasına ve şirketin tüm mal varlığını oluşturan 21 adet tapuyu düşük bedellerle dava dışı üçüncü bir şirkete devrederek temsil yetkisini kötüye kullanması sonucu şirketin ve müvekkilinin büyük zararlara uğramasına neden olduğunu iddia ederek, davalının azlini, ortaklıktan çıkarılmasını ve yöneticilik sorumluluğuna dayanarak tazminat talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Ticari Şirket (Azil , ortaklıktan çıkarma ve yöneticinin sorumluluğu)DAVA TARİHİ
: █████/2018KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Azil , ortaklıktan çıkarma ve yöneticinin sorumluluğu) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iki ortaktan oluşan bir şirket olduğunu, şirket ortaklarından birinin ..., diğerinin ise davalı ... olduğunu, müvekkili ile davalının %50 hisseli ortağı oldukları davacı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasının kararlaştırıldığını, bu hususta sözleşmeler imzalandığını ve bu proje için çeşitli bankalar krediler kullanıldığını, ... Ltd. Şti nin yüklü miktarda ... Bankasına borcu olduğundan kredilerin davacı şirket adına çekildiğini ve çekilen krediye müvekkiline ait şirketlerin kefil olduğunu, kredi borcuna karşılık müvekkili şirketin projedeki taşınmazlar üzerine kredi taksitleri ödendikçe kaldırılmak üzere ipotek konulduğunu, müvekkili şirketin inşaat işlerine başladığını inşaatın %60 seviyesine geldiğinde müvekkili şirket ortağı davalı ... soruşturmaları kapsamında tutuklandığını, 6 ay kadar tutuklu kaldığını, davalı ... ortaklık payına konulan tedbir tapu müdürlüğünce ve birçok banka tarafından şirket malvarlığına da tedbir konulmak şeklinde değerlendirildiğini, ve taşınmazların satışının yapılmasına izin verilmediğini, aynı şekilde müvekkil şirkette ait çek ve senetler bankalar ve şahıslar tarafından kabul edilmediğini, bu tedbir ile beraber taşınmaz satışları yapılmadığı ve müvekkil şirket çekleri kabul edilmediği için müvekkilinin tüm taşeronları ve alacaklıları ve bankaları diğer şirketlerinin çekli ve şahsına ait nakit ödemeleri ile ve arabasını değerinin altında satarak idare etmek durumunda kaldığını, davalının tutuklu olduğu dönemde tedbirli olan projeyi %60 oranından davalının tahliye olduğu zamana kadar %78 e getirdiğini, müvekkili tarafından tedbirin kaldırılması için yaptığı bütün girişimlerden sonuç alamadığını davalının dosyası ... mahkemelerine intikal edince tapular üzerindeki tedbirlerin kaldırıldığını, dava dışı ... Şti nin █████/2017 tarihinde müvekkili şirkete dava açarak tapuların iptalini ve kendi adına tescilini talep ettiğini, bu davada müvekkili şirketi ait tüm tapulara tedbir konulduğunu, buna karşılık müvekkilinin 4 adet taşınmazında ipotek olması, ve proje inşaat aşamasında alınan malzeme ve taşeronlara olan borçlarına karşılık olarak oğlunun halen ikamet ettiği eve ipotek konulduğunu, müvekkili şirketin çek ve senetleri kabul edilmediği için müvekkilinin diğer şirketlerine ait çek , senetleri vermesi nedeni ile zor durumda kaldığını, dava sürecini bekleyip bo borçları ödeyebilme gücü bulunmadığından yapılan devir işleminin iptalini talep edemediğini mecburen dava dışı ... şirketi ile iyi niyet protokolü imzaladığını, bu protokol ile inşaatın ... şirketi tarafından yapılması ve tamamlanmasına karar verildiğini, ve müvekkil şirketin hakkı olan 21 adet tapunun bu şirkete verildiğini, ancak sözleşmede edimler arasında açık bir oransızlık olduğundan bu sözleşme ile müvekkilin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanmak ve müvekkilini zarara uğratmak için imzalandığından gabine dayalı olarak tapu iptal tescil davası açtığını müvekkil şirketin tüm mal varlığını oluşturan ve ... şirketi tarafından 1 gün içinde çok düşük bedeller ile devri yapılan 21 adet tapu üzerine tedbir konulduğunu, müvekkil şirketi ... şirketi ile işbirliği içinde hareket edip gabinli sözleşmeye mecbur bırakan müvekkil şirket ortağı davalı ... temsil yetkisini kötüye kullanarak gerek şirketi gerekse müvekkilini zora ve zarara uğrattığını, davalı şirket ortağı ... tahliye olduktan sonra müvekkiline haber vermeden şirkete ait bir taşınmazın satışını yapmış ve bunun bedelini zimmetine geçirmesi üzerine aralarında anlaşmazlıklar çıktığını, bunun üzerine genel kurul kararı alarak imza yetkisinin sınırlanması ve çift imza ile temsil talep ettiklerini ancak davalının bunu kabul etmediğini, müvekkile ait 21 adet taşınmaz karşılığında bankanın kredi limiti vermeyi kabul ettiğini, davalının bu duruma sevinmesi gerekirken bu durumdan hoşnut olmadığını anlamaları üzerine hemen tapuya dilekçe vererek davalının mal kaçırma girişiminde bulunmaması için yapılacak olan işlemlerden müvekkilinin haberdar edilmesi onayı alınmadan işlem yapılmamasını talep ettiklerini, ancak talepleri yerine getirilmeden aynı gün davalı tarafından müvekkili şirkete ait tüm ve yegane mal varlığı olan 21 adet tapunun devrinin çok düşük bedeller gösterilmek suretiyle ... şirketine yapıldığını, bunun üzerine banka kredi limitini iptal ettiğini, davalının yaptığı bu işlem sonucunda müvekkili tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilinin yıllarca emek verip maddi olarak neredeyse tüm yatırımını yaptığı şirket ortağı davalı hapishanedeyken şirketin tüm malvarlığı ve maddi itibarı ohal kapsamında tedbirli iken dahi devam ettirmek için her şeyini ipotek altına aldırdığı projesini ve projede yer alan taşınmazlarını inşaat bitme aşamasına gelmiş iken tam satışları yapıp yatırımlarının karşılığını alacakken devretmesi üstelik satışlardan gerekse proje iin yapılan ve şirketi borçlandıran harcamalar için onayı alınmayacağını, bilgilendirme yapılmayacağını sözleşme ile kabul etmek sorunda kalması nasıl bir zorda kalma haline düştüğünün göstergesi olduğunu, yine davalının işbirliği içinde olduğu ... şirketi müvekkil şirketten ödemediği bedellerde fatura talebinde bulunduğunu, tapuda satışı 54.000 TL olarak görünen taşınmazlar için 1.000.000 TL fatura istediğini müvekkilinin bunu kabul etmediğini ancak davalının faturaları keseceğini beyan etmesi üzerine davalıya ihtarname keşide ettiğini, davalının ortağı olduğu şirketin menfaatlerini değil işbirliği içinde olduğu şirketin menfaatini düşünerek hareket ettiğini, müvekkili şirketin ortağı davalının şirketim tüm malvarlığını bir günde devrederek hem yetkisini kötüye kullanmış ve genel kurulun yetkisi kapsamında olan bir işlemi tek başına müvekkiline hiçbir bilgi dahi vermeden gerçekleştirdiğini, bu proje için bankalardan alınan kredilerin ödenmediğini ve davacıya ait şirketlerin kredi borçlarına kefaleti nedeniyle ile müvekkiline hacizler ve icra takipleri geldiğini, bu nedenle müvekkillinin zararlarının tespiti ile davalıdan tahsilini talep ettiği, ayrıca davalının davacı şirkete ilişki içerisinde olduğu ... şirketine karşı borçlandırmaya devam ettiğini, bu nedenle HMK 389 maddesi gereğince ileride telafisi imkansız zararlar oluşmaması açısından şirket müdürlerinden davalı ... in müdürlük yetkisinin yargılama sonuna kadar tedbiren kaldırılması, mahkeme aksi kanaatte ise yargılama sonuna kadar temsil ve ilzam yetkisinin sınırlandırılarak şirketin çift imza ile temsil edilmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, akabinde Müvekkil şirketin davalı tarafından uğratıldığı zararlarının tazminini, davalının gerçekleştirdiği borçlandırıcı işlemlerin bilirkişiler tarafından incelenerek fahiş bedellerle gerçekleştirildiklerinin, kötü niyetli ve haksız olduğunun tespitine, şirket menfaatine değil şirketin zararına olup şirketin diğer müdürü müvekkilin icazeti kapsamında olmayan bu işlemlerin şirketi değil davalı tarafı bağlamasına, karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı karşı davacı davaya cevabında ;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: Öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, ayrıca davacı şirketin davada davacı sıfatı ile yer alma hakkı olmadığını davacı şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkilinin davacı şirkette 2012 yılından itibaren şirket ortağı ve temsile yetkili müdür olduğunu, ... da faaliyet gösteren şirketin, ... da yürüttüğü tüm işlere ilişkin finans ve proje yönetiminin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davacı ...'ın ise münferiden şirketi temsil yetkisine sahip olmasına rağmen gerek ... da gerçekleştirilen diğer projeler gereksi İkon .... projesi kapsamında yapılan hiçbir işleme katılmadığını, müvekkilinin tutuklanmasından sonra ilk olarak şirketin ... da yer alan ofisini kapatarak personeli işten çıkardığını, müvekkilinin tahliye edilmeyeceği inancıyla müvekkilinin tutuklu bulunduğu süreç boyunca projenin diğer ortağı ... şirketi ile iş birliği yaparak projeyi tamamlamak yerine projeden doğacak kara tümüyle el koymaya çalıştığını, müvekkili tutuklu iken hiçbir taşeronluk sözleşmesi imzalamadığını, müvekkilinin tahliye olmasının hemen ardından el yazısı ile yazdığı bir ödeme listesi ile müvekkili tarafından şirkete aynı miktarda para konulması aksi taktirde projeden doğacak rarın %90 ını istediğini ifade ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin yeni tahliye olduğunu, tutuklu bulunduğu süre zarfında arsa sahibi ile şartları çok ağır bir sözleşme imzalanmış olduğunu, sözleşme şartlarının yerine getirilmesi halinde banka borçları ve tüm proje borçlarından dolayı zaten şirketin borca batacağını, bu konuların daha sonra proje bittikten sonra hesaplar incelendikten sonra bu konuların değerlendirileceğini belirtiğini, müvekkilinin davacı şirkettin münferiden temsile yetkili ortağı olduğunu, şirket nezdinde gerçekleştirdiği her işlemin şirket menfaatlerini korumaya yönelik olduğunu, proje devam ederken müvekkilinin gizli tanık tarafından atılan bir iftira ile tutuklandığını, şahsi malvarlığı üzerine tedbir konulduğunu, ancak tapu müdürlüğü kritik bir hata yaparak şahsi malvarlığına konulan tedbiri şirket malvarlığına konulmuş olarak yorumlayarak şirketin mülkiyetinde bulunan tüm taşınmazları tedbir şerhi işlediğini, davacı ... in ortaklığı süresince şirkete katkı sağlamadığını, müvekkilinin tutuklu kaldığı süre içinde projeyi %60 seviyesinden %78 seviyesine çıkardığı iddiasının temelsiz ve asılsız olduğunu, davacı ... in olmayan tedbir kararını kaldırtmak için bir avukat ile anlaştığını şirketi adına imza ettiği sözleşme ile tedbirlerin kaldırılması karşılığında 1 milyon sekizyüz bin TL ödeyeceğini ayrıca projeden iki adet villa satış sözleşmesi yapılacağını taahhüt ettiğini, işi üstlenen avukatın tedbir kararının şirket malvarlığını kapsamadığını, taşınmazlar üzerine sehven konulan tedbirin kaldırılmasını talep ederek tedbirlerin kaldırıldığını, davacının sehven konulan tedbir için şirketi büyük bir mali yük altına koyduğunu, davacının ... şirketi tarafından açılan davayı bertaraf etmek için yaptığı sözleşme şartlarının davacı şirket açısından fazlasıyla ağır nitelikte ve şirket menfaatlerini alt üst ettiğini, davacının müvekkilinin tahlile olduktan sonra habersiz olarak şirkete ait bir adet taşınmazı sattığı bedelini zimmetine geçirdiğini taraflar arasındaki husumetin bu andan itibaren başlatığını belirttiğini bu iddianın tümüyle asılsız olduğunu, müvekkilinin 2 adet taşınmazı bedel karşılığında devrettiğini, bedelleri de şirket hesabına yatırdığını, yine bu bedelden büyük bir kısmını da davacı ... hesabına gönderdiğini, şirketin acil borçlarının ödenmesi için ancak davacının şirketin hiçbir borcunu ödemediğini, satış bedelinden kalan miktarın müvekkili tarafından şirketin proje ile ilgili ödemeler için kullandığını, gerek yaşanan finansal kriz gerekse davacı ortağını tutumu karşısında projenin bitirilmesine imkan kalmadığını anlayan müvekkilinin projeyi tamamlayabilmek için projenin diğer ortağı aynı zamanda arsa sahibi ... şirketi ile anlaşma yoluna gittiğini 21 adet taşınmazın devri karşılığında proje bitirme süresini uzattığını, aynı zamanda ... şirketi projeden kaynaklı davacı şirketin borçlarını devraldığını, devredilen taşınmazların satış bedelleri üzerinden geri alınacağını, ... şirketinin alacağı kalmadığı zaman da kalan taşınmazların davacı şirkete iade edileceğini, müvekkilinin taşınmazları teminat göstererek projenin ... şirketi tarafından finansa edilmesini sağladığını, davacının bankanın kredi limite vermiş olmasına rağmen devirleri gerçekleştirdiği iddiasının asılsız olduğunu, bankanın sağladığı kredi nin bir ticari kredi niteliğinde olmayıp garantörlük bedeli olduğunu projeden ev almak isteyenlere ödemesini konut kredisi ile yapmak isteyenlere kredi sağlamayı teklif ettiğini, şirketin kasasına girecek ve projeyi tamamlayacak bir kredi desteğinin söz konusu olmadığını, davacının müvekkilinin ... şirketi ile yaptığı sözleşmeyi itibarsızlaştırmak için asılsız iddialar öne sürdüğünü, müvekkilinin temsilci sıfatıyla .... şirketi ile imzaladığı sözleşmenin ardından projenin işleyişine engel olmak için her türlü çabayı sarfettiğini projenin işleyişine engel olmak için projeden ev almak isteyen müşterileri arayarak onları vazgeçirmeye çalışmak noktasına gelince müvekkilinin ... şirketi davacı ... in de katılımıyla ek sözleşme ve buna bağlı iyi niyet protokolü imzaladığını, bu sözleşme ile başından itibaren davacı şirket tarafından bitirilecek projenin tamamlama yükümlülüğünün ... şirketine bıraktığını, müvekkilinin şirket ortağı ve temsilcisi olduğu 2012 yılından buyana şirket menfaatlerine zarar verecek hiçbir eylemde bulunmadığını, davacının bu husustaki tüm beyanlarının gerçek dışı olduğunu beyan ederek öncelikle yetki itirazı değerlendirilerek dosyanın yetkili olan ... Mahkemelerine gönderilmesini, husumet itirazlarının kabulüne ve davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı karşı dava dilekçesinde, ;Davalı karşı davacı karşı dava dilekçesinde özetle ; Öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, ayrıca davacı şirketin davada davacı sıfatı ile yer alma hakkı olmadığını davacı şirket yönünden husumet itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkilinin davacı şirkette 2012 yılından itibaren şirket ortağı ve temsile yetkili müdür olduğunu, müvekkilinin gizli tanık tarafından iftira neticesinde tutuklandığını, ayrıca soruşturma sebebiyle şahsi mal varlığına tedbir konulduğunu, 6 aylı tutukluluk sürecinin ardından ilk celsede tahliyesine 3 celsesinde ise müvekkilinin malvarlığı üzerindeki tüm tedbirlerin kalktığını, müvekkilinin tahliyesinin ardından davacı ... in müvekkilinin tutuklu bulunduğu süre zarfında İkon .. projesi kapsamında çok fazla para harcadığını bu nedenle %50 şer olan kar payı dağılımını kabul etmediğini karın %90 ını istediğini ifade etmesi üzerine müvekkilinin eğer ortaya konulan fazladan bir değer varsa bunu kendi kar payından karşılanacağını ancak öncelikle hesapları incelemesi gerektiğini ve yaptığı belgeli ödemeleri bildirmesini istediğini, bunun üzerine davacının kendi el yazısı ile kaleme aldığı yazıyı müvekkiline vererek kağıtta yazan harcamaları yaptığını iddia ettiğini ancak yapılan harcamalara ilişkin hiçbir ödeme belgesi sunmadığını, davacı karşı davalının bu tavrı karşısında güven kaybı yaşana müvekkilinin davacı karşı davalı ... un şirket nezdinde yürüttüğü bir takım iş ve işlemlerin şirketi zarara uğratmak suretiyle şahsi menfaat elde etmeye yönelik olduğunu tespit ettiğini, müvekkilinin tutuklu bulunduğu süre içinde müvekkili malvarlığına konulan tedbirin tapu müdürlüğünce hatalı yorumlanarak şirket malvarlıkları üzerine tedbir koyduğunu davacı karşı davalı ... in ise sehven konulan tedbiri kaldırmak için bir avukat ile şirket adına protokol imzaladığı tedbirlerin kalkması karşılığında 1 milyon sekizyüz bin TL vermeyi ve proje kapsamında yapılan 2 villanın satış vadi sözleşmesi yapacağını taahhüt ettiğini, avukatın sehven konulan tedbiri bir sayfalık dilekçe ile kaldırılması karşılığında ödenen tutarın gerçekleştirilen işe ödenebilecek azami tutarın çok üzerinde olduğunu, davalının bu taahhüdünün şirketi zarara uğratacak şekilde borçlandırdığının açık olduğunu, davacı karşı davalı bu işlemini bertaraf etmek için dava açtığını, yürüttüğü bu işlemden kendilerini bilgilendirmediği için akıbetini bilmediklerini, ancak şirket aleyhine gerçekleştirdiği bu kritik kararın bedeli yine şirkete mal olduğunu, davacı karşı davalı ...'un davacı şirketin keşidecisi olduğu çok sayıda çeki şirket temsilcisi sıfatıyla imzaladığını ve çekin lehtarı olarak da kendisini gösterdiğini, ardından lehtar olarak ciroladığı çekleri şirket ile hiçbir ilgisi olmayan ödemeler için kullandığını, bu hususta davacı karşı davalıya şirketi zarara uğratan bu tür eylemlerden dönmesi noter vasıtasıyla ihtar ettiklerini, davacı karşı davalının yaptığı şirket adına gerçekleştirdiği diğer usulsüz işlemin ise şirkette hiçbir ilgisi olmayan 3. Şahısları ve dahi akrabalarını şirket personeli olarak göstermek bu yolla SGK pirimlerini haksız olarak şirket üzerinden ödediğini, ayrıca şirket tarafından kesilen faturaların ticari kayıtlara işlenmesini engellemek ve bu yolla vergi ziyanına yol açtığını, kendi kontrolüne geçirtiği mali hesapları kötüye kullandığını 3. Şahıslarla işbirliği yaparak şirket aleyhine usulsüz ve haksız faturalar kestiğini, bu faturaları ticari defterlere işleyerek şirketi borçlandırdığını, şirket adına kesilen gider faturaları ile şirket tarafından kesilmesi ve ticari defterlere işlenmesi kanunen zorunlu faturaları ticari defterlere işlemeyerek şirketin önemli bir akçesi olan KDV iadesi alacağının da oluşmasına engel olduğunu, yaptığı diğer bir usulsüzlüğün ise akrabaları üzerinden şirketi zarar uğrattığını, şirket ile hiç bir münasebeti bulunmayan akrabasına şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmaza söz konusu akrabası lehine ipotek koydurduğunu, davacı karşı davalının kendi şahsi borçlarını ödemek için şirketi borçlandırdığını, bu şekilde hareket eden davacı karşı davalının şirket müdürü olarak görevini sağlıklı şeklide sürdürmesinin mümkün olmadığını beyan ederek karşı davalarının kabulüne karar verilerek öncelikle yetki itirazları uyarınca dosyanın yetkili ... mahkemelerine gönderilmesin, yargılama sonuna kadar davacı karşı davalı ...'un şirketi temsil yetkisinin yargılama sonuna kadar tedbiren kaldırılmasını, akabinde davacının müdürlükten azline, davacı karşı davalı tarafından gerçekleştirilen kötüniyetli ve borçlandırıcı işlemlerin şirketi değil kendisini bağlamasına, şirketi kötüniyetle uğrattığı zararların tespiti ile iş bu zararların davacı karşı davalıdan tazminine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı karşı davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.GEREKÇE
:Asıl davada davalı ... nin müdürlük görevinden azline, bu talebin reddi halinde davalının temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanması ve şirketin çift imza ile temsil ve ilzam olunması ile davacı şirketin davalı tarafından uğramış olduğu zararların tazmini talep edilmiştir.Davacı karşı-davalı ... vekili 26.11.2020 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek davalı karşı davacı ... in TTK 636/3 uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına, bu talebin reddi halinde halinde davalı-karşı davacının yöneticilikten azline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı şirket bakımından;Haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınması dava şartıdır (Yargıtay 11. HD... E. ... K.).09.02.2023 tarihli duruşma ara kararı ile;"TTK'nın 640/3. maddesine uyarınca, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun bu yönde bir karar alması gerekir. Kanun'un 616/1-h ve 621/1-h maddelerinden böyle bir kararın alınması gerektiği açıkça anlaşılmakla, davacı vekiline davalı ...' in ortaklıktan çıkarılması talebi yönünden; çıkarma davasının açılmasına ilişkin genel kurul kararını sunmak üzere genel kurul toplantısının yapılabilmesi için gerekli işlemlere başlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde genel kurul toplantısı için gerekli işlemlere başlanmadığı veya haklı nedenlerle sürenin yetersiz olduğu ve uzatılması talep edilmediği takdirde genel kurul kararı sunmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve şirket yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceğinin ihtarına," karar verilmiştir. Verilen süre içerisinde nitelikli çoğunluk tarafından ortaklıktan çıakrmaya ilişkin genel kurul kararı sunulmadığından ortaklıktan çıkarma talebinin dava ön şart eksikliğinden usulden reddine, terditli talebin aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.Davacı ... bakımından;TTK'nın 616. Maddesinde limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerle ortaklıktan çıkarılması sayılmıştır.. TTK'nın 640. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açabilir. Ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmamaktadır.Buna göre ortak diğer ortağın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin dava açamayacaktır. Bu davayı açma hakkı şirkete aittir. Şirketin bu konuda dava açabilmesi için de genel kurul kararına ihtiyaç bulunmaktadır. (Aynı şekilde Yargıtay 11. HD ...E, ... K, ve ...E, ... K, İstanbul BAM 13.HD ... E, ... K,) Limited şirketlerde ortağın çıkarılmasına ilişkin yasal düzenleme 6102 sayılı Kanun'un 640 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açamayacağı, böyle bir davanın ancak şirket tarafından açılabileceği anlaşılmakla davanın aktif husumet yönünden usulden reddine karar verilmiştir.Davalı ... 15.10.2012 tarihli karar ile 10 yıllığına şirketi temsile müdür olarak seçilmiştir. Davalının müdürlük görevi 15.10.2022 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten sonra davalının yeniden müdür seçildiği ve müdürlük görevinin devam ettiğine dair her hangi bir karar dosyaya sunulmamıştır. Azil kararı geriye etkili olmayacağından davalının müdürlük görevinin sona ermesi ile dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.Karşı dava bakımından;Davalı karşı davacı ..., davacı-Karşı davalı ...'un müdürlük görevinden azline ve şirketi kötüniyetli olarak uğrattığı zararların tespiti ve tazminine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı dilekçesinde tazminat miktarını belirtmediğinden ve tazminatın kendisine mi şirkete mi ödeneceğine ilişkin bir açıklık bulunmadığından, talebini açıklaması için süre verilmiştir. Davalı karşı davacı 50.000 TL tazminat talebinde bulunduğunu ve bu tazminatın şirkete ödenmesini talep ettiğini açıklamıştır.24.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda;"Karşı davada, davacı şirket ticari defter kayıtları üzerinde, bilirkişilik görevi ile sınırlı olacak şekilde yapılan incelemeler sonucunda, davalı-karşı davacı yanın ileri sürdüğü her bir zararlandırıcı işlem iddiası yönünden, herhangi bir kayda rastlanmadığı,"15.11.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda;"Karşı davada, davacı şirket ticari defter kayıtları üzerinde, bilirkişilik görevi ile sınırlı olacak şekilde yapılan incelemeler sonucunda, davalı-karşı davacı yanın ileri sürdüğü her bir zararlandırıcı işlem iddiası yönünden, herhangi bir kayda rastlanmadığı,Bununla birlikte, yukarıdaki hususların dışında gerek ek raporun düzenlenmesi aşamasında, gerek ise işbu raporun düzenlenmesi aşamasında tenkit edilen hususlar var olmakla birlikte, bunların, davalı-karşı davacı yanın karşı dava dilekçesinde yer verdiği zararlandırıcı işlemlerden olmadığı görülmekle, davacı-karşı davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre şirketten olan alacaklarının fiktif olduğu, kendisini yersiz şekilde şirketten alacaklı duruma getirdiği anlaşıldığından, bu hususun davalı-karşı davacı yanın ileri sürdüğü zararlandırıcı işlemlerden olup olmadığı noktasında takdirin mahkemeye ait olduğu,Davalı yanın davacının ortaklıktan çıkarılması yönündeki talebinin mahkemece yerinde görülmesi halinde ise yine 30.09.2022 tarihli detay mizan, ara bilanço ve gelir tablosunun SMMM onaylı suretlerinin dava dosyasına sunulması, buna göre şirketin karar tarihine en yakın dönem itibarıyla öz varlığının ve buna dayalı hisse paylarının tesit edilebilmesinin mümkün olabileceği,"15.06.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda;... Tapu Müdürlüğünden celp edilen güncel (3.04.2023 Rapor Tarihli) tapu kayıtlarına göre aşağıdaki 18 bağımsız bölüm’ün ... ŞİRKETİ’ ne ait olduğu tespit edilmiştir.Heyetimizin teknik üyesinin tespit ve değerlendirmelerinin, davacı şirkete ait bu aşamaya kadar incelemeye sunulan resmi ve gayri resmi ticari defter kayıtları ile karşılaştırılması neticesinde, zararlandırıcı işlem olarak nitelendirilebilecek toplam tutarın 3.538.000,00 TL olarak belirlenebildiği,Bunların dışında, davalı-karşı davacı yanın dosyaya kazandırılan belgeler çerçevesinde (banka ekstreleri ve benzeri), davacı şirketin hangi işlemler neticesinde daha ne kadar zarara uğradığını somutlaştırması gerektiği değerlendirilmiş olup,11.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda;Karşı dava yönünden, 15.06.2023 tarihli raporumuzun sonuç kısmında, davalı-karşı davacı yanın dosyaya kazandırılan belgeler çerçevesinde (banka ekstreleri ve benzeri), davacı-karşı davalı şirketin hangi işlemler neticesinde daha ne kadar zarara uğradığını somutlaştırması gerektiği halde, davalı-karşı davacı yanın buna ilişkin herhangi bir ilave belge ya da somut açıklamaya yer vermediğinin görüldüğü,"Tespitlerine yer verilmiştir.15.06.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda 13. Ve 14. Sayfalarda yer verilen 18 bağımsız bölüm’ün ... Şirketi’ ne devir/satış işlemlerini celp edilen satış akitlerinden davalı karşı davacı ...' in yapmış olduğu görülmekle bu taşınmazların satışından davacı karşı davalının sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda davacı-karşı davalı yanın kendi ticari defter kayıtlarına göre şirketten olan alacaklarının fiktif olduğu, kendisini yersiz şekilde şirketten alacaklı duruma getirdiği, bu hususun davalı-karşı davacı yanın ileri sürdüğü zararlandırıcı işlemlerden olup olmadığı noktasında takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili 24.02.2022 tarihli bilirkişi raporun itiraz dilekçesinde tapu alıcısı ...'ya satış yapıldığı dönemde satış bedeli ...'un hesabına yatırıldığını, oradan da şirketin hesabına gönderildiğini belirtmiştir. 16.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun 2. Sayfasında davalı itiraz değerlendirilerek kaydın fiktif olduğu değerlendirilmiştir. Davacı şirket kasa hesabı ve para hareketleri izlenerek paranın şirket hesabına gönderilip gönderilemediğinin sunulan belgelere göre tam olarak ortaya konulamaması ve davacının defterdeki bu kayıttan dolayı şirketten alacağının bulunmadığını belirtmesi ile mevcut kayıttan dolayı şirketin zarara uğramadığı ve müdürlük görevinn özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal edilmediği anlaşılmakla azil talebinin reddine karar verilmiştir.Bilirkişi kök ve ek raporları ile davalı-karşı davacı yanın karşı dava dilekçesinde yer verdiği zararlandırıcı işlemlerden dolayı şirketin zarara uğramadığı ve şirketin her hangi bir zararı ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine hükmedilmiştir.HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;A. Asıl Dava1- Davacı şirket yönünden; ortaklıktan çıkarma talebinin dava ön şart eksikliğinden usulden reddine, terditli talebin aktif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,2- Davacı ... yönünden ortaklıktan çıkarma talebine ilişkin davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE, terditli talebin ise davalının müdürlük görevinin yargılama aşamasında sona ermesi nedeni ile konusuz kalan talep hakkında esastan karar verilmesine YER OLMADIĞINA,B. Karşı Dava1- Karşı davanın reddine,Asıl Davada1-Alınması gereken 615,40-TL maktu karar harcından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 579,50.-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2- Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına,Karşı Davada1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin yatırılan 35,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye 579,50 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2- Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına. ,4-Asıl ve karşı davalar yönünden taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadasine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025Başkan ...(e-imza)Üye ...(e-imza)Üye ...(e-imza)Katip ...(e-imza)