İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasında, icra takibine dayanak gösterilen 800.000 TLlik senedin geçerliliği ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği üzerine görev itirazları değerlendirilmektedir.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirket, ticari alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlu hakkında başlattığı icra takibinde, borçlunun başka bir şirketle düzenlediği senede dayalı 800.000 TLlik icra takibinin muvazaalı olduğunu, bunun gerçek dışı bir borç ilişkisine dayanarak kendi alacaklarını engellemek için yapıldığını iddia ederek söz konusu takibin ve buna bağlı tüm icra işlemlerinin iptalini talep etmektedir; davalı şirket ise iddiaları reddederek aralarında yoğun ticari ilişki olduğunu, bononun malen düzenlendiğini ve davanın ticari dava olmayıp asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğini savunmaktadır.

T.C.

İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Muvazaa Nedeniyle Tasarrufun İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2019
Mahkememizde görülmekte olan muvazaa nedeniyle tasarrufu iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari ilişkisinden kaynaklı alacaklarının borçlu ... ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ödenmemesi sonucu █████/2018 tarihli İzmir .... İcra Dairesi ... Esas ve takip çıkışı 54.321,55 TL, █████/2018 tarihli İzmir .... İcra Dairesi ... Esas ve takip çıkışı 54.296,69 TL olan dosyalar ile borçlu aleyhine icra takibine başlatıp iki kez hacze çıktıklarını ancak müvekkili şirketin alacaklarını karşılayacak şekilde tahsilat sağlanamadığını, yaptıkları araştırmalar sonucu █████/2018 tarihinde açılmış olan İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında senet ilişkisine dayalı alacaklısı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi borçlusu ... ve Ticaret Limited Şirketi olan 800.000,00 TLlik 10 örnek takip tespit edildiğini, ancak söz konusu takibe dayanak senet ve bu takibe dayalı tüm icra işlemlerinin muvazaalı olduğunu, davalıların kendilerini korumak amacıyla tedbir amaçlı açtıkları bir takip olduğunu, borçlu şirket ile alacaklı şirket vekillerinin farklı dosyalarda aynı kişiler olmasının ve senedin düzenlendiği zaman ile takibe konulduğu zamanın da muvazaa ilişkisini açıkladığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla İzmir .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında haksız ve kötüniyetli olarak başlatılan takibin ve işbu dosya üzerinden yapılan tüm icra ve haciz işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; tasarrufun iptali davalarının ticari dava olmadığını, İİK.'nundan kaynaklanan davalar olduğunu bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan öncelikle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı ... Tic.Ltd.Şti.arasında █████/2015 tarihinde başlayan yoğun bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı şirketin ürettiği makineleri çalıştıran, o makinelere güç ve kinetik enerji sağlayan motorları müvekkili şirketin sattığını, ... şirketine toplamda 4.694.257,78 TL bedelli satış gerçekleştirildiğini buna ilişkin faturaları ibraz ettiklerini, 2018 yılı Haziran ayında davalı ... şirketi ile müvekkili şirket arasında tedarik sözlemesi yapıldığını, tedarik anlaşması kapsamında müvekkili şirketin diğer davalı şirketten █████/2018 tanzim tarihli █████/2018 vade tarihli 800.000,00 TL bedelli bonoyu aldığını, bu yüzden senedin malen kayıtlı olarak tanzim edildiğini,davalı şirketler arasında organik bağ olmadığını, muvazaa iddiasının tahmine dayalı olduğunu belirterek dava dilekçesi sonuç ve istem bölümünün HMK 119/ğ ve 194 md.uyarınca somutlaştırılması ve açıklattırılması için davacı yana kesin süre verilmesine, davanın 108.617,24 TL harca esas değer üzerinden açılması gerekirken 67.200,00 TL üzerinden açılmasının Harçlar Kanunu 30.maddesine aykırı olduğundan davacı yana 108.617,24 TL üzerinden harcı tamamlamak üzere kesin süre verilmesine, müvekkili şirket diğer davalı ... şirketinden alacaklı olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, muvazaa tespiti ve muvazaalı tasarruf nedeniyle başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda dava bu tarihten sonra açılmış olduğundan görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Tasarrufun iptali davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp, şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girmektedir. ( Hukuk Genel Kurulunun ███████-2389 Esas,████████ Karar ;Yargıtay 17. HD █████████ Esas, █████████ Karar )
Somut olayda dava İ.İ.K'nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış olup, Mahkememizce Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre de görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir, kaldı ki görev hususu HMK''nun 114/1-c maddesine göre dava şartlarındandır, dolayısıyla bu davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
:
Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
Davanın, göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek açıkça okunup usulden anlatıldı. █████/2019
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!