Bir bankanın kredi sözleşmesinden doğan alacağını tahsil etmek üzere, ticaret sicilinden terkin edilen borçlu şirketin icra takibine devam için tüzel kişiliğinin ihyası davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın, kredi sözleşmeleri kapsamında borçlarını yerine getirmeyen ve bu nedenle aleyhine icra takibi başlatılan ancak ticaret sicilinden resen terkin edilmiş olan bir şirketin tüzel kişiliğinin ihyası talebiyle açtığı davayı ele almaktadır. Davacı banka, alacaklarını tahsil etmek ve mevcut icra takiplerini yasal olarak sürdürebilmek amacıyla, Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri ve Yargıtay içtihatlarıyla desteklenen şirket ihyasının zorunlu olduğunu belirtmektedir. Davalı ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olduğunu ileri sürerek davanın reddini isterken, tasfiye memuru davaya cevap vermemiştir. Dava, tasfiye sonrası sicilden silinmiş bir şirketin, aleyhindeki icra takibi işlemlerinin devam edebilmesi için yeniden tüzel kişilik kazanıp kazanmayacağı temel meselesi etrafında yoğunlaşmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
''...
KONU
: ------ Şirketi'nin ihyası talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
:
Müvekkil şirket ile yeniden tescili istenen----- Şirketi arasında kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, ihyası istenen şirketin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine şirket aleyhine taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca --- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 04.10.2013 tarihinde ticaret sicilinden resen silinen ----Şirketi, alacaklısı olduğumuz ----- İcra Dairesi -----Dosyasında kredi sözleşmesinden kaynaklı taksitleri ödemediğinden kaynaklı borçlu olarak bulunmaktadır. (Ek-1: 04.10.2013 tarihli ----- Gazetesi)
Şirketten alacaklı olmamız sebebiyle Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi gereği işbu davayı açabileceğimiz sabit olmakla beraber icra dosyasında işlemlere devam edebilmek için söz konusu şirketin ihyası gerekmektedir. Şirketin son ticaret adresi ----- olduğundan dava ---- Adliyesinde açılmıştır. Şirketin ticaret sicili -----'tür.
“Feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulacağından, münfesih tüzel kişiliğin, gerek yargıda gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Dolayısıyla, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren münfesih şirketin takibin tarafı olma ehliyeti de bulunmamaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirket hakkında takip işlemlerine başlanması ve yürütülmesi, tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkündür. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu resen de göz önünde bulundurması zorunludur.”
YARGITAY ----. HUKUK DAİRESİ -----
"6102 Sayılı TTK`nun 547. maddesinde de; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin takibin tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirket hakkında takip işlemlerine başlanması ve yürütülmesi tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkündür."
YARGITAY --- HUKUK DAİRESİ -----
Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere ticaret sicilinden 04.10.2013 tarihinde resen terkin edilen -----Şirketi'nin icra dosyamız sonuçlanıncaya kadar ihya edilmesi hasıl olmuştur.
Aynı şirkete karşı bir başka icra dairesinde yer alan dosyamız için de tarafımızca ihya kararı alınmıştır. Bu davadan alınıp kesinleşen gerekçeli karar da eklerimizde sunuludur. ( Ek-2: T.C. ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin----- Sayılı Kararı)
.........
SONUÇ
: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, ---- İcra Dairesi --- Sayılı dosyasında icra takip işlemlerine devam edilebilmesi için --- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ---- sicilinde kayıtlı-----Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına ve vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 21.11.2024
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde müvekkili Banka ile -----ŞİRKETİ'' ünvanlı şirket arasında imzalanmış olan kredi sözleşmesi nedeniyle kredi borcunun ödenmemesi üzerine söz konusu şirket aleyhine ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını ancak şirketin ticaret sicilinden terkin olduğu için icra takibinin yürütülüp sonuçlandırılması yönünden şirketin ihyasına gerek olduğu ileri sürülerek sonuçta söz konusu şirketin söz konusu takip yönünden ihyasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yasal düzenleme hatırlatılarak ve davalının yasal hasım olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı Tasfiye Memuruna tebligat yapıldığı halde bu davalı adına gelen olmamış ve cevap verilmemiştir.
Dava tasfiyeye bağlı olarak terkin edilmiş olan "TASFİYE HALİNDE -----unvanlı şirket aleyhine ----- İcra Dairesi'nin ----- sayılı dosyası üzerinden işlem gören icra takibi nedeniyle ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir.
TTK'nin "Ek tasfiye" başlıklı 547.maddesi:
"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir."
hükmünü içermektedir.
Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin █████/2013 tarihinde resen terkin edildiği, şirketin adresinin----- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı ve ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası üzerinden █████/2024 tarihinde verilen ve █████/2024 tarihinde kesinleşen ----- karar sayılı kararla söz konusu şirketin başka bir icra takibi nedeniyle ihyasına karar verildiği ve şirketin ortağı ----- tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş olduğu ve buna göre şirketin tasfiye memurunun davalı ----- olduğu, münferiden temsile yetkili olduğu belirlenmiştir.
Başka bir takip nedeniyle ihya kararı verilmiş olduğundan ve eldeki davaya konu takip yönünden de ihya kararı verilmesi gerekli olduğundan söz konusu -----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden verilen ihya kararı eldeki bu davaya etkili olmadığından eldeki bu dava yönünden de davacı tarafın dava açmakta hukuki yararı olduğu gibi söz konusu ihya kararıyla birlikte şirketin tasfiye memurunun atanmış olması karşısında tasfiye memuruna da davanın yöneltilmiş olması zorunlu dava arkadaşlığı kapsamında isabetli olup, buna göre taraf teşkilinde bir eksiklik de bulunmamaktadır.
Gerekli kısımlarının örneği celp edilen ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören takibin davacı tarafından söz konusu ihyası talep edilen şirket aleyhine yürütülen takip olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.
Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket hakkında takip olduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı; söz konusu takibin yürütülmesinin TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır.
Terkin işleminin █████/2013 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra █████/2024 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, başka bir dava nedeniyle ---- BAM -----. Hukuk Dairesi' nin verdiği █████/2021 tarihli, ---- Esas ve ----- Karar sayılı ve ilgili gerekçesi:
"...
Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir.
Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir.
Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur....şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve-----Karar sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve iptal kararının gerekçesinde belirtilen öğrenmeye ilişkin makul süre birlikte değerlendirildiğinde eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş olduğundan buna göre hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yapılabilmesi için yukarıda belirtilen tasfiye memurunun tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ise de yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ----- Ticaret Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
Davanın TTK'nin 547. Maddesi uyarınca KABULÜ ile---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ------ sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''TASFİYE HALİNDE ------ünvanlı şirketin; ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takibi yönünden ve takibin infazı işlemleriyle sınırlı olarak ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ---- Ticaret Siciline yeniden tesciline,
Ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için---- tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru ----- tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine,
Kararın ----- Ticaret Siciline tescil ve ilanına,
Gerekçede açıklanan nedenlerle
:
Davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına,
Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 187,40 TL harcın davalı-tasfiye memuru ----- alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça peşin ödenen harçlar dahil olmak üzere davacı tarafça toplam 1.124 TL yargılama giderinin davalı-tasfiye memuru ----- alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili yararına tarife gereğince belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davalı-tasfiye memuru ---- alınarak davacıya verilmesine,
Davalılar tarafından yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca karar verilmesine yer olmadığına,
Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!