Marka kira sözleşmesi ihlali ve kötü niyetle yapılan marka tescil başvurusu nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Dava, müvekkiline ait "... " markasının davalı tarafından kira sözleşmesiyle kullanılmasına rağmen kira ödemelerinin durdurulması ve markanın yenilememe nedeniyle tescilinin geçersiz hale gelmesinden faydalanılarak aynı markanın davalı tarafından kendi adına kötüniyetli bir şekilde tescil edilmeye çalışılması üzerine açılmış olup; davacı, bu eylemleri marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirerek, ilgili tescil başvurusunun devrini, markanın haksız kullanımının derhal durdurulmasını, yoksun kalınan kazanç ile davalının elde ettiği karın tazminini ve maruz kalınan zararlar nedeniyle manevi tazminat ödenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ ESAS
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkil ...'nun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil no ile .... sınıflarda tescil edilmiş "..." markasının sahibi olduğunu, söz konusu marka, 01.10.2016 başlangıç tarihli marka kira sözleşmesi uyarınca davalı ... tarafından kullanıldığını, müvekkile en son 2024 yılı Ocak ayında marka kira sözleşmesi uyarınca kira ödemesi yapıldığını, sonraki aylar marka kira paralarının ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilin sahibi olduğu marka kira bedelinin ödenmesi için girişimlerde bulunduğunu, davalı şirket tarafından, müvekkilin sahibi olduğu markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru numarası ile tescil başvurusu yapıldığını öğrendiğini, müvekkilin 20.09.2022 tarihinde eşinin vefatı sonrasında markası ile ilgili işlemlerden haberdar olamadığını, müvekkilin vefat eden eşi aynı zamanda davalı şirketin yöneticisi ve sahibi olduğunu, bu nedenle şirket ve marka işleri ile müvekkilin çoğu zaman doğrudan ilgilenmediğini, vefat olayı sonrasında şirket ortaklık yapısı değişmiş ise de marka kira paraları yine düzenli olarak uzun süre davalı şirket tarafından ödenmeye devam edildiğini, davalı şirket tarafından kira paraları düzenli ödenmek suretiyle müvekkil markasının kullanımına devam edilirken bu arada yenilememe sebebi ile tescilin geçersizliği durumunun ortaya çıktığını, bu boşluktan yararlanan davalı tarafça kötüniyetli olarak kiralama yoluyla kullanılan müvekkil markasının haklarını alabilmek üzere kötüniyetli marka tescil başvurusunun yapıldığını, bunun üzerine, davalı şirkete ... 29.Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, ... başvuru numaralı ... marka müracaatının noterden devrinin gerçekleştirilerek Türk Patent ve Marka Kurumu Siciline devrin işletilmesi, müvekile ait tescilli ... markasının ve adının haksız kullanımlarına reel ortam, sanal ortam, yazılı, görsel ve dijital mecralar dâhil tüm mecralarda derhal son verilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 11.03.2024 tarihinde davalı yana tebliğ edildiğini, keşide edilen ihtarnameye rağmen davalı tarafça müvekkil markasının kullanımına devam edildiğini, davalı şirket tarafından müvekkil markasının 01.10.2016 başlangıç tarihli marka kira sözleşmesi uyarınca kullanılmaya başlanıldığını, markanın yenilenmemesi sebebiyle tescilin geçersiz sayılması ile birlikte müvekkile ait olan marka bu defa davalı şirket tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... başvuru numarası ile tescil başvurusunda bulunulduğunu, bu süreçte dahi davalı şirket tarafından marka kira paraları düzenli ödenmeye devam edilmek suretiyle müvekkilin marka hakkı konusunda herhangi girişimde bulunmasının da önüne geçildiğini, yeni marka tescil süreci tamamlanana kadar herhangi ihtilaf oluşmaması için kötüniyetli kurgu ile hareket edildiğini, müvekkil markasının davalı tarafından aşağıda görseli sunulan başta şampuan olmak üzere kozmetik ürünler üzerinde kullanıldığını, müvekkil markalı ürünlerin birçok online alışveriş sitesi üzerinden satışı yapılmakta olup bu ürünler müvekkil markası olan "..." adıyla tanındığını, davalı şirket tarafından, müvekkilin sahibi olduğu marka kiralama yoluyla kullanılmakta iken kötüniyetli tescil yoluyla müvekkil markasına yönelik eylemi haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz mahiyetinde olduğunu, bu nedenle müvekkilin başta kira geliri olmak üzere maddi zararının ortaya çıktığını, müvekkilin yoksun kaldığı kazanç miktarının SMK m.151/2(b) uyarınca marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplanarak müvekkile verilmesini, davalının bilanço ve defter kayıtlarına göre tescil başvurusunun yapıldığı 2023 yılında ne kadar kar elde ettiğini gösterdiğinin tespit edilmesi buna göre kar hesabının yapılması gerektiğini, müvekkil alacağının tam miktarı yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağından şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte müvekkile verilmesini, müvekkilin eşinin vefatı sonrasında yaşamış olduğu ağır sarsıntıdan yararlanılarak müvekkilin marka hakkını elinden almaya yönelik tescilin kötüniyetli olduğu gibi müvekkil markasına yönelik haksız eylem sebebiyle markanın gücünü ve değerinin olumsuz etkilendiğini, hukuka aykırı kötüniyetli tescil sürecinin hukuka aykırı sonuç sağlamaya yönelik oluşu, söz konusu tescil sebebiyle müvekkilin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen eksilme sebebiyle 50.000-TL (Ellibin Türk Lirası) manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte müvekkile verilmesini , davalı şirket tarafından tescile konu edilen ... başvuru numaralı "..." ibareli marka ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil no ile tescil edilmiş "..." markasının aynı olduğunu, müvekkil markasını kira sözleşmesi uyarınca kullanan karşı yanın aynı markayı haksız menfaat sağlamak üzere yapmış olduğu tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunun açıklıkla ortada olduğunu, halen müvekkil markasının kullanımın haksız rekabet ve müvekkil marka hakkına tecavüz mahiyetinde olduğu ve ihlalin devam ettiği nazara alınarak; davalı ürünleri üzerinde ve sanal ortam, yazılı, görsel ve dijital mecralar dâhil tüm mecralarda müvekkile ait "..." ibareli marka kullanımın durdurulması hususunda ihtiyati tedbir uygulanmasını, davalı tarafından kötüniyetle tescile konu müvekkil markası ile birebir aynı "..." ibareli markanın davalı ürünleri üzerinde kullanımın durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı uygulanmasını; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini; haksız rekabet teşkil eden kötüniyetli tescil sebebiyle tam miktarı zarar kapsamı belirlendikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 1.000-TL maddi tazminat ve 50.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini; yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkilin yıllardır fiili kullanımında olan "..." isimli markaya yönelik hiçbir gerçek bağı olmayan davacının, yalnızca müvekkil firmanın önceki tek hissedarı ve yetkilisi olan merhum tarafından yapılan marka devrine dayanarak gerçek olmayan bir hak iddiası ileri sürdüğünü ve kötü niyetle zenginleşme saikıyla hareket ettiğini, bununla birlikte müvekkili firmadan edinilen bilgi doğrultusunda, davaya konu ... numaralı "..." ibareli başvuru 04.06.2024 tarihinde kurum nezdinde geri çekilmiş olduğunu, müvekkili tarafından tescili talep edilen ... başvuru numaralı marka başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde geri çekilmiş olması nedeniyle esasen davanın konusuz kaldığını, davacı tarafın, müvekkilin henüz tescil edilmeyen başvurusuna karşı öncelikle işbu hükümsüzlük davasını ikame etmekte hukuki dayanağının bulunmaması ile birlikte bir an için dahi davayı açmakta hukuki bir gerekçeleri olduğu varsayılsa bile davacının davaya dayanak yapmış olduğu tescil koruma süresi bittiğini, olan marka, SMK uyarınca hükümsüzlük davasının açılabilmesi için gerekli şartları taşımadığını, davacı tarafın tescil koruması olmayan markayı son iki sene içerisinde kullanmadığını, davada markayı kullandığını gösterir bir evrak sunmadığını, davacı taraf adına bir dönem sözde tescilli bulunan, ancak halihazırda tescilsiz olan, yeniden tescil edilme imkanı da bulunmayan, koruma süresi bitmiş olan bir markanın işbu davayı açmak için hukuki bir gerekçe oluşturmaması nedeniyle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, tedbir isteminde bulunabilmesi için kendi sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmesinin şart olduğunu, oysa davacının "kendi sınai mülkiyet" hakkından söz etmenin mümkün olmadığını, hakka tecavüzden de elbette söz edilemeyeceğini, bu nedenle davacının, tedbir yönünden taleplerinin akıl dışı olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm tedbir isteminin ivedilikle reddini , bir süre davacı adına tescil edilmiş gözüken ancak halihazırda tescilsiz vaziyette ve koruma süresi bitmiş olan "..." markasının yıllardır davacının değil, müvekkil firma tarafından aktif olarak kullanıldığını, davacı tarafından ne geçmişte ne de bugün güncel olarak kullanılmayan "..." ibareli, koruma süresi sona ermiş ve yenilenmemiş marka dayanak gösterilerek müvekkil firmanın henüz tescil edilmemiş ... başvurusuna karşı hükümsüzlük davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılacak olan basit bir araştırma ile görüleceği üzere davacının hükümsüzlük davasına dayanak gösterdiği 2016 yılında devraldığı öğrenilen, ... numaralı markanın, 25.11.2021 tarihinde koruma süresinin dolduğunu, davacı tarafın söz konusu markayı yenilemediği gibi koruma süresinin sona ermesinden itibaren geçen yaklaşık 3 yılda markanın yeniden kendi adına tescili için bir girişimde de bulunmadığını, zira davacı tarafın söz konusu markanın hiçbir zaman gerçek hak sahibi olmadığını, diğer yandan müvekkil firmanın davaya konu edilen başvurusu, dava tarihinde henüz tescil dahi edilmediğinden, hükümsüzlük davasına konu edilmesi mümkün olmayıp işbu davanın usulen reddinin gerektiğini, müvekkil firmanın ... A.Ş, 1982 yılında eczacı bir aileden gelen merhum ... tarafından kurulmuş bir yerli üretim firması olduğunu, cilt bakım ve şampuan gibi ürünleri ile kozmetik sektöründe yaklaşık 43 seneden bu yana ülkemizde faaliyette bulunmakta olan müvekkil firmanın, tanınmış ve saygın firmalar arasında yer aldığını, merhumun 2022 yılında vefatı sonrası müvekkil firmanın mevcut hissedarlara vasiyet edildiğini, vasiyetin tenfizinden bugüne müvekkil firmanın mevcut hissedarları tarafından faaliyetlerine devam edildiğini, davacı tarafın ise, ...'nin kurucusu merhum ...'in 2012 yılında evlendiği ikinci eşi olup, müvekkil firma ile hiçbir hukuki bağının söz konusu olmadığını, buna rağmen merhum ...'in vefatından 1 yıl sonraya kadar, müvekkil firma için son derece önemli birçok bilgi, veri, veritabanı, evrak hatta müvekkil şirkete ait araç anahtarları dahil davacı tarafından alıkonulduğunu, müvekkil firmanın vasiyetname ile atanmış hissedarlarının önem arz eden hususlarda bilgi sahibi olmasının davacı tarafından uzun süre engellendiğini, bu engellemelerin bir ürünü olarak müvekkil firmanın yıllardır üretim ve satışını yaptığı ürünlerde kullandığı markalardan olan ... numaralı "..." ibareli markanın, firmanın kurucusu merhum ... adına kayıtlı iken 2016 yılında merhumun ikinci eşi olan davacı ...'e devredildiğini çok geç öğrendiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde söz konusu markanın 01.10.2016 başlangıç tarihli marka kira sözleşmesi uyarınca müvekkili tarafından kullanıldığı iddiasında ise de gerçekte ... ibareli marka, sözde kira sözleşmesinden çok daha önce, müvekkil firmanın kurucusu adına ilk tescil tarihi olan 2011 yılından bu yana marka müvekkil firma tarafından kullanıldığını, davacının ise gerçekte bu markayı hiçbir şekilde kullanmadığını, markanın kullanıldığı ürünlerin üretim, imalat, satış gibi hiçbir aşamasında yer almadığını ve daha sonra öğrenildiği üzere merhum tarafından imza edilen, tek sayfalık, kırtasiye ürünü, alelade bir kira akdi ile uzun yıllar müvekkil firmadan sözde marka kullanım ücretinin tahsil edildiğini, merhumun vefatı sonrası davacı tarafından, müvekkil firma hissedarlarından saklanan bilgi ve belgeler sebebiyle bu hukuka aykırı durumdan yakın zamana dek haberdar olunamadığını, davacı taraf adına devredilmiş ... numaralı "..." ibareli markanın koruma süresi sona erdikten sonra dahi davacının sözde marka kira kullanım ücreti tahsil ettiği işbu dava vesilesiyle tespit edildiğini, tescili bulunmayan bir marka için davacı tarafından haksız ve kötü niyetle yapılmış tahsilatın iadesi için ayrıca hukuki yola başvurulacağını, markanın tescilli olmadığı dönemde marka lisansının da sona ermiş olacağını, esasen lisans alan lisans bedeline gerek olmaksızın markayı kullanmayı sürdürebileceğini, Ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere müvekkil firmanın tek ortağı ve kurucusunın merhumun vefatından sonra vasiyetname tenfiz sürecinin tamamlanmasından sonra müvekkil firmanın yeni yönetim kurulu dahi 13.03.2024 tarihinde teşekkül edebildiğini, bu itibarla davacının Ocak 2024 tarihine dek kira ödemesi adı altında yaptığı tahsilatların akıbetinin yasal olarak takip edilecek ve iadesi için işlem yapılacağını, müvekkil firmanın kurucusu ile eşi olan davacı arasındaki marka devir sözleşmesinde marka devir bedelinin 5000 TL olduğunu, marka kira sözleşmesinde de aylık kira bedelinin 5000 TL olduğunu, devrin tamamen davacıya gelir aracı oluşturulmak için yapıldığını, gerçek hak sahipliğini yansıtmadığını, müvekkil firmanın merhum kurucusu markayı önce 5000 TL bedelle eşine devrettiğini, merhum daha sonra da vefatına dek tek hissedarı olduğu müvekkil firmanın, her ay marka kira bedeli adı altında eşi davacıya her ay devir bedeli tutarında bir tutar olan 5000 TL'nin ödenmesini sağladığını, tescilsiz bir markaya karşı hükümsüzlük davası açılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın, marka hükümsüzlüğü talebine dayanak gösterdiği SMK m.6/8 uyarınca dava tarihi itbarıyla henüz tescil edilmediğini ve bugün itibarıyla geri çekilmiş olan marka başvurusuna karşı Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde yayıma itiraz yoluna da başvurmadığını, davacının haksız, mesnetsiz, telafisi güç ve imkansız zararlara sebebiyet verecek mahiyetteki tedbir talebinin reddini, davaya konu markanın tescil edilmemiş olduğu ve tescilsiz bir markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceği gözetilerek öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davaya konu ... numaralı başvurunun geri çekilmiş olması gözetilerek davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, hükümsüzlük davası açmakta hukuki dayanağı ve yararı bulunmayan davacının, tedbir, hükümsüzlük ve tazminat taleplerinin ve esas yönünden de ispat edemediği davasının tümden reddini, işbu davanın hukuki temelinin bulunmadığı da gözetilerek HMK m.329 uyarınca müvekkili ile aralarında düzenlenen serbest meslek makbuzunda yer alan vekalet ücretinin davacı tarafından müvekkile ödenmesine ve davacı hakkında idari para cezasına da hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Karşı yanca marka tescilinden vazgeçilmekle davanın yerindeliğinin de ortaya çıktığını, bu sebeple davanın açılmasına sebebiyet veren karşı yan aleyhine karar verilmesini, karşı yan cevap dilekçesi ile ayrıca ileri sürülen usule ve esasa yönelik savunmaların hukuki dayanaktan yoksun olup davanın sonuçlarından kurtulmaya yönelik olduğunu, öte yandan bir yandan müvekkil markasının kiralama yoluyla davalı şirket tarafından kullanıldığı kabul edilirken diğer yanda markanın kullanılmadığı savunmasının kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu, yine müvekkilin şahsına yönelik, müvekkile yapılan marka devrinin "Davalı şirketin kurucu ve tek sahibi olan merhum Ahmet Nusret Selen'in müvekkilin eşi olması sebebiyle" müvekkile "gelir oluşturmak" için yapıldığı ileri sürülerek gerçek hak sahipliği olmadığı yönünde mesnetsiz söylemleri ileri sürdüğünü, davacı müvekkilin evlilik birliği öncesinden bu yana merkezi İzmir'de bulunan büyük bir otel işletmesinin hissedarı ve sahiplerinden biri olduğunu, müvekkilin gelir sahibi olduğunu, karşı yanın mesnetsiz söylemlerinin dava ile ilgisiz olduğunu dava konusu marka ile müvekkil markası karşılaştırıldığında birebir aynısı olduğunu, söz konusu markanın kötüniyetli olduğunun açıklıkla anlaşılması karşısında işbu dava üzerine marka başvurusunun geri çekildiğini, ancak yine de bununla yetinilmeyerek bu defa da başvurunun geri çekilmesinin hemen akabinde aşağıda görseli sunulan 05.06.2024 tarihinde bu defa da yine aynı marka aynı sınıfta düz yazı olarak başvuru konusu edildiğini, önce müvekkil markasının birebir aynısını tescil konusu eden karşı yanın inceleme konusu dava üzerine başvurusunu geri çekip akabinde aynı markayı bu defa da yazı olarak başvuru konusu etmesi dahi müvekkil markasına yönelik tecavüzü ve kötüniyeti ortaya koyduğunu, karşı yanca Marka Patent Kurumu nezdinde başvurunun geri çekilmesi karşısında her ne kadar dava konusuz kalmış ise de 6769 sayılı Kanunun (6.8). Maddesi kapsamında önceki marka sahibi olan müvekkil davasında hukuki menfaat bulunduğunu, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle ; Davaya cevaplarında açıkladığı şekilde henüz tescil edilmemiş bir başvuruya karşı dava açılmasının mümkün olmadığından, bu usul ve yasaya aykırı davanın açılmasına sebebiyet verenin müvekkili olmadığını, davacının davaya dayanak yapmış olduğu tescil koruma süresinin bitmiş olan marka, SMK uyarınca hükümsüzlük davasının açılabilmesi için gerekli şartları taşımadığını, davacı tarafın tescil koruması olmayan markayı son iki sene içerisinde kullanmadığını, davada markayı kullandığını gösterir bir evrak sunmadığını, davacı tarafın adına bir dönem sözde tescilli bulunan, ancak halihazırda tescilsiz olan, yeniden tescil edilme imkanı da bulunmayan, koruma süresi bitmiş olan bir markanın işbu davayı açmak için hukuki bir gerekçe oluşturmaması nedeniyle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi, davanın öncelikle usul yönünden reddini, davada dosyanın konusuz kalmasına karar verilmesi halinde ise müvekkil aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinden imtina edilmesini, SMK ve güncel içtihatlar uyarınca marka hükümsüzlüğü davasının ikame edilebilmesi için sicilde kayıtlı ve tescilli bir markanın yine koruma süresi içerisinde olan bir başka tescilli marka tarafından hükümsüzlüğünün talep edilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafın, müvekkilin davanın açıldığı esnada başvuru aşamasında bulunan markasına karşı henüz tescil kararı dahi olmadan, üstelik de halihazırda koruma süresi sona ermiş/tescilsiz bir markayı dayanak göstererek markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğinden dava şartı yokluğu nedeniyle esasa girilmeden davanın reddinin gerektiğini, müvekkil firmanın senelerdir kesintisiz biçimde ve bizzat kullanmakta olduğu "..." isimli markanın, kurum nezdinde tescil edilmesini sağlamak amacıyla her ne kadar 23.05.2023 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunmuş ise de işbu davaya konu ... numaralı marka başvurusu Kurum nezdinde geri çekilmiş vaziyette olduğunu, bu geri çekme işleminin işbu dava ile ilgisi olmadığı gibi söz konusu davacının hiçbir iddiasını doğrulayan bir işlem olarak da görülemeyeceğini, davacı tarafından her ne kadar müvekkilin... numaralı marka başvurusuna karşı hükümsüzlük davası ikame etmesinde hukuki bir yararı bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, dava konusu marka tescil başvurusunun kurum nezdinde geri çekilmiş olması nedeniyle de dava ayrıca konusuz kalmış bulunduğunu, bu nedenle işbu nedenle öncelikle davanın reddini veya mahkeme aksi kanaatte ise HMK m.331 uyarınca dava hakkında öncelikle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'nun 23.maddesinde "(1) Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir.(2) Yenileme talebinin marka sahibi tarafından koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması ve aynı süre içinde yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması gerekir. Bu süre içinde talebin yapılmaması veya yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması hâlinde, yenileme talebi, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde ek ücretin ödenmesi şartıyla da yapılabilir.(3) Marka, tescil kapsamında bulunan mal veya hizmetlerin bir kısmı için de yenilenebilir.(4) Ortak markanın yenilenmesi için gruba dâhil işletmelerden birinin talebi yeterlidir.(5) Yenileme, önceki koruma süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren hüküm ifade eder. Yenileme, sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır."belirtilmiştir.
Tüm bu dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde davacının sahibi olduğu ... numaralı markanın taraflar arasında düzenlenen █████/2016 tarihli kira sözleşmesiyle birlikte davalı tarafından kullanıldığının, davalı tarafça son olarak 2024 yılı ocak ayında kira bedelini ödediğinin bundan sonraki kira bedellerini ödemediğinin, davacının kira bedellerini talep etmesi nedeniyle davalının kötüniyetli olarak ... numaralı marka başvurusunda bulunduğunun bu marka başvurusunun 6769 sayılı SMK'nun 6/8 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği beyan edilerek bu davanın açıldığı, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde, ... numaralı ... başvuru, ... tescil tarihli "..." ibareli marka davacı adına tescilli iken koruma süresinin yasal süresi içerinde yeniletilmemesi nedeniyle geçersiz olduğu, davalı tarafından ... numaralı ... başvuru tarihli "... ibareli marka başvurusunda bulunulduğu ancak bu başvurunun tescil edilmeden davalı tarafından başvuru geri çekildiğinden başvurunun geçersiz hale geldiği, davacının hükümsüzlük talebi yönünden yukarıda belirtildiği üzere davanın açıldığı tarihte davalı adına davaya konu tescil edilmiş bir markanın bulunmadığı, markanın başvuru aşamasında olup bu başvurunun davalı tarafından geri çekildiği ve geçersiz olduğu, başvuru aşamasında TPMK'ya itiraz yoluna başvurabileceği, tescil edilmeyen markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, yine SMK madde 6/8 kapsamında hükümsüzlük talep edilebilmesi için yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içindeki süre içerisinde markanın kullanılmış olması gerektiği, bu süreçte markanın davacı tarafından fiili olarak kullanıldığı yönünde herhangi bir delil sunulmadığı bu nedenlerle bu talebin reddi gerektiği, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden yukarıda belirtildiği üzere davacı markasının koruma süresinin █████/2021 tarihinde sona erdiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde yenileme başvurusunda bulunulmadığı, koruma süresinin sona ermesiyle davacının bu marka yönünden 6769 sayılı SMK korumasından yararlanamayacağı, davacı tarafça dava dilekçesinde davalı ile aralarında kira, lisans sözleşmesi düzenlendiği son olarak 2024 ocak ayında kira bedeli ödendiği beyan edilmekle davacı markasının koruma süresi içerisindeki davalı kullanımının lisans sözleşmesi kapsamında davacının rızasıyla, hukuka uygun bir şekilde olduğu, davacı tarafça koruma süresinden sonra süresi içerisinde yenileme yapılmadığından SMK korumasından yararlanamayacağı, yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren dava tarihine kadar olan sürede de markanın davacı tarafından fiili olarak kullanıldığına ilişkin herhangi bir delil de sunulmadığı bu açıklamalar doğrultusunda davacının SMK ve haksız rekabet hükümleri kapsamında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcının peşin yatırılan 427,60-TL ve 443,35-TL tamamlama harcının toplamı olan 870,95 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 255,55‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen hükümsüzlük talepli dava yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
KATİP ...
¸e-imzalıdır
HAKİM ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!