Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan veri madenciliği ve yazılım hizmeti alacağına ilişkin icra takibine itirazın iptali davasını istinafen inceledi.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalıya veri madenciliği, yazılım ve eğitim hizmetleri sunması karşılığında düzenlediği 298.540,00 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; davalı, faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmiş ve vergi dairesine beyan etmiş olmasına rağmen ödeme yapmamış, hizmetin alınmadığını yazılı delille ispatlayamamış ve bilirkişi raporu davacının alacaklı olduğunu, davalının ise temerrüde düştüğünü teyit etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E-████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: 19.03.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 19.03.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili
: Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine istinaden müvekkili şirket tarafından ifa edilen Veri Madenciliği, İş Zekası Raporlama, A Analizi Yazılımı, Yazılım, Kurulum ve Konfigirasyon Sistemi Yazılım, Eğitim hizmetleri doğrultusunda 298.540,00 TL tutarındaki 21.05.2018 tarihli ve 20.06.2018 vade tarihli 175826 sıra numaralı faturanın düzenlendiğini ve davalı şirkete iletildiğini, ayrıca da kargo tarafından iletilen faturanın, 22.05.2018 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, fatura teslim alınmasına rağmen borcun vadesinde ödenmediğini ve 298.540,00 TL tutarındaki alacağın muaccel hale geldiğini, muaccel alacağa istinaden 31.07.2019 tarihli ihtarnamenin davalıya gönderilerek 02.08.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığından Ankara 32. İcra Dairesinin █████████ sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından 25.06.2021 tarihinde haksız olarak takibe itiraz edildiğini, davalı şirketin ilgili hizmet alımına ilişkin KDV hariç fatura tutarında mutabık olduğuna dair mutabakat yapıldığını, dava konusu faturaya davalı itirazda da bulunmadığından fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılamada davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince
: Davanın, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle Ankara 32. İcra Dairesinde █████████ sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, icra dosyasının uyap sistemi üzerindenz gönderildiği, Ankara Kavaklıdere Vergi Dairesi tarafından gönderilen davacı şirkete ait 2018 yılı BS formları ile Ankara Doğanbey Vergi Dairesi tarafından gönderilen davalı şirkete ait 2018 yılı BA formlarının dosya arasına alındığı, taraf ticari defter ve kayıtlarının incelemeye esas olmak üzere hazır edildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek alınan █████/2022 tarihli raporunda özetle; davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarında davalıdan dava ve takip tarihi itibarıyla 323.540,00TL alacaklı olduğu, ancak takip ve dava talebinin ise 298.540,00 TL olduğu, davalının incelenen ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla davacıya 5.340,00 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle oluşan işlemlere ilişkin farkın (323.540,00 TL-5.340,00 TL x 318.200,00 TL bakiye fark) 2018 yılında davalı defter ve kayıtlarında görünen toplam 318.200,00 TL tutarındaki davalı havale/eft ödemelerinin davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafından kayıtlarında yer alan ödemelere ilişkin belgelerin ise incelemeye ibraz edilmediği, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tespit edilebilmesi için anılan ödemelere ait belgelerin ibraz edilmesi gerektiği, davacı tarafından davalının temerrüde düşürüldüğünün kabulü halinde; 298.540,00 TL tutarındaki alacak talebine 70.490,20 TL avans faizi işleyeceği kanaatına varıldığı, bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu, davanın yasal süresinde açıldığının anlaşıldığı, davacı tarafça, veri madenciliği, iş zekası raporlama, A analizi yazılımı, yazılım, kurulum ve konfigirasyon sistemi ve yazılımlarının eğitimlerine ilişkin verilen hizmetler neticesinde 21.05.2018 tarihinde davalı yana 298.540,00 TL'lik fatura düzenlediği, davalının BA(mal alım bildirimi) formlarının incelenmesinde dava konusu faturayı beyan ettiği ve ticari defterlerine işlediği, davalının BA formu ile bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirimde bulunduğunun anlaşıldığı, faturayı vergi dairesine mal alım bildirimi ile bildirdiğinde aksi yazılı delille ispatlanmadıkça mal veya hizmetin teslim edildiğinin kabul edilmekte olduğu, bu kapsamda davalı tarafın hizmetin alınmadığını yazılı delille ispatlayamadığı, davacı tarafça teslim edildiğinin anlaşıldığı, işlemiş faiz yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça fatura tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz bedelinin takibe konulduğu, davalının 09.08.2019 tarihinde mütemerrit olduğu, anılan tarihten takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edebileceğinden fazlaya dair istemin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olduğu dikkate alınarak kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; Ankara 32. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı icra takibine yapılan itirazın 298.540,00 TL asıl alacak, 70.490,20 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden aynı koşullarla devamına , fazlaya dair istemin reddine, kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece faiz konusunda 30.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığını, raporda temerrüt tarihi ihtarname tarihi göz önünde bulundurularak hesaplandığından faiz konusunda eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından ifa edilen hizmetler doğrultusunda 298.540,00 TL tutarındaki 21.05.2018 tarihli ve 20.06.2018 vade tarihli faturayı düzenlenerek söz konusu faturanın davalı şirkete iletildiğini, kargo iletilen faturanın, 22.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine ve faturanın teslim alınmasına rağmen borç vadesinde ödenmediğinden 298.540,00 TL tutarındaki alacak muaccel halde olduğunu, müvekkili şirketin muaccel fatura alacağına istinaden 23074 yevmiye nolu ihtarnameyi 31.07.2019 tarihinde davalıya gönderdiğini ve ihtarnamenin davalıya 02.08.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ne var ki bu ihtarname üzerine de, davalının ödeme yapmadığından davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının ilgili hizmet alımına ilişkin KDV hariç fatura tutarına mutabık olunduğuna dair müvekkilinden teyit istediğini, müvekkilinin ise mutabakat vererek yanıtını gönderdiğini, bu hususun mahkemeye sundukları belgelerle de kanıtlandığını, söz konusu hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiğini, 8 günlük itiraz süresi geçmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, fatura tarihinin 21.05.2018, vade tarihinin ise 20.06.2018 olduğunu, bu hususun fatura üzerinden de açıkça görülebildiğini, davalı şirketin anılan faturayı fatura kesim tarihinde öğrenmiş olduğu gibi faturanın kendisine kargo ile fiziki olarak iletildiğinden 22.05.2018 tarihinde tekrar haberdar olduğunu, bu hususun sunulan yazışmalarla da ortaya konulduğunu ve davalı tarafça inkar edilmediğini, ayrıca yine müvekkili şirkete gönderilen 27.06.2018 tarihli mutabakat mailinin de bu durumu açıkça ortaya koyduğunu, kesin vadenin borcun belirli bir süre içinde ifa edilmesinin ve bu tarihten ya da sürenin dolmasından sonra yapılacak ifanın mutlak surette kabul edilmeyeceğinin kesin olarak kararlaştırıldığı vade türü olduğunu, kesin vadeli işlemlerin iki temel özelliğinin; ifa zamanının kesin olarak belirlenmesi ve tarafların ifanın mutlaka kesin olarak belirlenmiş bu ifa zamanında gerçekleştirileceğini kararlaştırmaları olduğunu, söz konusu faturadaki vade tarihi kesin vade olup davalı şirketin temerrüde düşmesi için ayrıca ihtar çekmeye gerek bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi tarafından faiz hesaplaması yapılırken ihtar tarihine 7 gün eklenerek hesap yapılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, öyle ki TTK md. 1530 hükmü gereğince ticari işletmeler arasında mal ve hizmet alımına ilişkin işlemlerde borçlu belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini, üstelik aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse borçlu faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağını ve alacaklının faize hak kazanacağını, somut olay kapsamında davalı şirketin faturanın kendisine iletilmesi ile faturadan haberdar olduğunun dosya kapsamından açıkça anlaşılabildiğini, davanın konusunun bir ticari iş ve vadesinin de kesin vade olması sebebi ile temerrüt tarihi olarak vade tarihinin esas alınmamasının hukuka uygun olmadığını, faiz hususunda hukuka aykırılık olduğunu, kararın faiz hesaplaması açısından bozulması gerektiğini, yine söz konusu bilirkişi raporu ve mahkeme tespitinin maddi gerçeği ve haklılıklarını ortaya koymuşken davalının karara itirazının yalnızca kötü niyetli olup dayanaktan yoksun olduğunu, davalının icra takibine itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının ilgili hizmet alımına ilişkin KDV hariç 253.000,00 TL fatura tutarına mutabık olunduğuna dair müvekkilinden teyit istediğini, müvekkili şirketin ise mutabakat vererek yanıtını gönderdiğini, müvekkilinin söz konusu alacağına ilişkin herhangi bir tereddüt bulunmadığını, muaccel bir alacak olduğunu ve davalı da bundan haberdar iken davalının takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, faiz hesaplaması açısından mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirket kayıtlarını sunulduğu halde dikkate alınmadığını, mahkeme ara kararında yer almasına rağmen müvekkili şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunun "Davalı Ticari Defterleri 2.2 bölümünde" " 320 satıcılar hesabı" başlığı altında bir hesap dökümü yapılmış ise de, müvekkili şirkete ait kayıtlarda 320 satıcılar hesabı altında ... hesabı bulunmadığını, yasal kayıtlar bilirkişiye tevdi edilmiş ise de bilirkişi raporunda yer alan 320 satıcılar hesabının müvekkili şirketin kayıtlarına uygun olmayıp bilirkişi raporunda gerçeği yansıtmayan şekilde kayıt oluşturduğunu, söz konusu şirkete ait tüm kayıtların bilirkişi ile paylaşıldığı halde dikkate alınmadığını, davacı tarafından fatura içeriği ürün ve hizmet teslimi yapılmadığını, söz konusu fatura içeriği ürün ve hizmetleri davacı tarafın kötüniyetli olarak müvekkiline teslim etmediği halde salt faturaya dayalı olarak haksız talepte bulunduğunu, sırf kötüniyeti ve salt faturaya dayalı olan haksız talebi yasanın korumayacağını, davacı tarafından düzenlenen faturaya bugüne kadar fatura içeriği ürün ve hizmetleri teslim etmediğinden itiraz ettiklerini, hükme esas alınan raporda fatura içeriği incelemesinin yapılmadığını, 21.05.2018 tarihli fatura içeriğinde "Veri madenciliği, iş zekası raporlama, A.Analizi yazılım" açıklaması yer aldığı halde bu içerikler için oluşturulan lisansların müvekkili firmaya teslim edilmediğini, davacı tarafından fatura içeriği ürün ve hizmetlerin / yazılım lisanslarının teslim edildiğine dair tüm tutanak ve belgeler davacı tarafından sunulamadığı halde bilirkişi raporunda sanki lisanslar teslim edilmiş gibi rapor düzenlendiğini ve bu eksik ve hatalı rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, davacının fatura içeriğinde yer alan yazılım kurulum ve konfigrasyon sistemini kurmadığını, böyle bir hizmet vermediğini, davacının müvekkili için hangi sunucu ile fatura konusu yazılımları hangi bilgisayarlarına kurduğunu kesin kanıtlar ile ispatlaması gerektiğini, mahkemece bu hususun araştırılmadığını, yine davacı tarafından yazılım/eğitim hizmeti verilmemiş olmakla yazılım eğitiminin verildiğinin ispatlanması gerektiğini, bu durumun sübut bulmadığının da dosya içeriği ile sabit olduğunu, söz konusu fatura içeriğini oluşturan iş ve işlemlerin davacı tarafından müvekkiline teslim edilmediğinden Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre sadece fatura kesilmiş olmakla alacak hakkı doğmayacağını, fatura düzenlenmesi ve hatta bu faturaların müvekkili şirket yetkilisinden habersiz veya sehven ticari defterlere kaydedilmiş olmasının da fatura düzenleyeni alacaklı hale getirmeyeceğini, fatura konusu mal veya hizmeti teslim ettiğinin, müvekkili şirket tarafından imzalanmış irsaliye, tutanak ve belgelerle ispat edilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından fatura konusu ürün ve hizmetlerin verildiğine dair hiçbir delil belge sunulamadığını, bu hususun dahi mahkeme kararının hukuka ve dosya içeriğine aykırı olduğunu ortaya koyduğunu, faiz hesaplamasına esas alınan değişen oranlarda faiz hesaplamasının taleple bağlılık ilkesi gereğince hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının değişen oranlarda işleyecek faiz talebinde bulunmadığı halde mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak değişen oranlarda faiz hesaplaması yapılarak hüküm kurulduğunu, dolayısıyla davacının talebi olmadığı halde değişen oranlarda faiz hesaplaması temel alınarak kurulan hükmün hatalı olduğunu, yine aynı şekilde icra dosyasından anlaşıldığı üzere takip başlangıcının 09.04.2021 tarihi olması nedeniyle takip öncesi temerrüde düşmeyen borçlu aleyhinde faiz talep edilemeyeceğinin de Yargıtay’ın oturmuş kararlarıyla sabit olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesindeki ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları ile ilgili olarak yer alan düzenlemenin 2.ve 4.bentlerinin ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanması mümkün olup, eser sözleşmelerinde bu madde hükmünün uygulanması mümkün değildir.(Yargıtay (Kapatılan)15 HD'nin █████████E,████████K, █████.2018 tarihli kararı)
6098 sayılı TBK’nın 117/1 maddesine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı kanunun 117/2 maddesi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamından, davacı tarafından keşide edilen Ankara 40.Noterliğinin 31.07.2019 tarihli 23074 yevmiye sayılı ihtarnamesinin 02.08.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve ihtarnamede ödeme için verilen süre nazara alındığında icra takibinden önce 09.08.2019 tarihi itibariyle davalının temerrüde düşürüldüğü ve bilirkişi raporunda 09.08.2019 temerrüt ile 09.04.2021 icra takip tarihleri arasındaki dönem için işlemiş avans faizin 70.490,20 TL olarak hesaplanmış olduğu hususları belirlidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemesince dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Türk Borçlar Kanunu'nun 121/son maddesi hükmü gereğince faize faiz yürütülmesi mümkün olmadığından takip tarihinden itibaren sadece asıl alacağa faiz yürütüleceğinin tabii bulunmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 25.208,45 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.302,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.906,33 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!