Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararını, eylemin ifade özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri olduğuna hükmederek bozdu.
Özet: Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararı, sanığın sosyal medya paylaşımlarındaki ifadelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında kamu görevlilerine yönelik eleştirilerde ifade özgürlüğünün daha geniş yorumlanması gerektiği gözetilerek, muhatabın onur ve şerefini rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri niteliğinde kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████, ████████ K.SUÇ
: Cumhurbaşkanına hakaretHÜKÜM
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırılıp, aleniyet hükmü uygulanarak mahkumiyet kararı verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz isteği özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine ve hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.Ancak;Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği ise AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir.Açıklamalar ışığında somut olayda, siyasetçilere yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olması karşısında, sanığın eyleminin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde kaldığı anlaşılmıştır. Aksi düşünce, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, sanığın, facebook paylaşım sitesinde yazdığı ve iddianamede geçen 2, 3, 4 ve 5 numaralı sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, dolayısıyla bu sözler yönünden hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.02.2025 tarihinde karar verildi.