Yargıtay, cumhurbaşkanına hakaret suçlamasında kamu görevlilerine yönelik ağır eleştirinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini AİHM içtihatlarıyla açıklayarak mahkumiyeti bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla verilen mahkumiyet kararını bozarak, sanığın sözlerinin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde kaldığını, özellikle siyasetçilere yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olması gerektiği, aksi takdirde suçla korunan hukuki değerin ölçüsüz genişleyeceği ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████, ████████ K.SUÇ
: Cumhurbaşkanına hakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEMYİZ EDENLER
: Sanık ve vasisiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık ve vasisinin temyiz isteği özetle; hakaret kastının bulunmadığına, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına ilişkindir.III. GEREKÇEHakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.Kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği ise AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir.Açıklamalar ışığında somut olayda, siyasetçilere yönelik eleştirilere izin verilen sınırların özel kişilere nazaran daha geniş olması karşısında, sanığın eyleminin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde kaldığı anlaşılmıştır. Aksi düşünce, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve vasisinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.02.2025 tarihinde karar verildi.