Uygulama kadastrosu itirazında parsel yüzölçümü azalması, ilk tesis kadastrosu hataları, zemin sınır uyumsuzluğu ve usuli kazanılmış hak değerlendirmesi temyiz kararı.
Özet: Uygulama kadastrosu sonucunda tapuda kayıtlı parsel yüzölçümlerinde meydana gelen azalmaya itiraz davasında, ilk derece mahkemesi davacı parseline komşu parsellerden alan ekleyerek yüzölçümü düzeltmesi yapmışken, bölge adliye mahkemesi, 1970 yılına ait ilk tesis kadastrosu paftasının hatalı çizilmiş olduğunu ve zemindeki mevcut sınırların değişmediğini belirlemiş; ancak komşu parsel maliklerinin aleyhlerine verilen alan eksiltme kararlarını istinaf etmemesi nedeniyle, davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca ilk derece mahkemesinin alan ekleme kararlarının ilgili kısımlarını onamış ve davacıya ait taşınmazın yol dışındaki sınırlarının geçmişten beri sabit kaldığı sonucuna varmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... Kadastro MahkemesiTaraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... Müdürlüğüne karşı açılan dava yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili,... vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A R... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 1691 parsel sayılı 22.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 190 ada 16 parsel numarasıyla ve 21.402,00 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 1693 parsel sayılı 17.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 190 ada 15 parsel numarasıyla ve 17.152,79 metrekare yüzölçümlü olarak, tapuda davalılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1692 parsel sayılı 16.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 190 ada 14 parsel numarasıyla ve 15.826,41 metrekare yüzölçümlü olarak, tapuda davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 1694 parsel sayılı 25.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 190 ada 17 parsel numarasıyla ve 24.947,59 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.Davacılar vekili, müvekkilleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1691 parselin 22.250,00 m² olarak kayıtlı olduğunu, ancak yapılan uygulama kadastrosu sırasında 21.402,00 m²'ye düşürüldüğünü belirterek, hatalı yapılan yüzölçümü azalmasının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ..., dahili davalı ..., davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporuna göre, (A), (B), (C) ve (E) harfi ile gösterilen kısımların 1692, 1693, 1694 ve yoldan çıkarılarak dava konusu 1691 parsele eklenmesi gerektiği belirtilerek, davacı tarafından davalı ...'ne karşı açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik dava yönünden davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan uygulama kadastro tespitinin iptaline yönelik davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan (eski 1692) yeni 190 ada 14 parsel numaralı uygulama parselinden bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 49,49 m2'lik kısmın çıkarılması suretiyle yeni alanının 15.776,92 m2 olarak tapuya tesciline, (eski 1693) yeni 190 ada 15 parsel numaralı uygulama parselinden bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 23,51 m2'lik kısmın çıkarılması suretiyle yeni alanının 17.129,28 m2 olarak tapuya tesciline, (eski 1694) yeni 190 ada 17 parsel numaralı uygulama parselinden bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (C) harfi ile gösterilen 66,98 m2'lik kısmın çıkarılması suretiyle yeni alanının 24.880,61 m2 olarak tapuya tesciline, (eski 1691) yeni 190 ada 16 parsel numaralı uygulama parseline bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan müşterek rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 49,49 m2, (B) harfi ile gösterilen 23,51 m2, (C) harfi ile gösterilen 66,98 m2 ve E harfi ile gösterilen 162,32 m2'lik kısmın eklenmesi suretiyle yeni alanının 21.704,35 m2 olarak tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacılar vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, toplanan deliller ve dosyaya sunulan bilirkişi kurulu raporuna göre, dava konusu eski 1692, 1693, 1694 ve 1691 parsel sayılı taşınmazların yapılan 22/a kadastro çalışmaları sonucunda oluşan sınırların, ilk tesis kadastrosu sırasındaki zemin sınırıyla uyumlu olduğu, bilirkişi raporuna ekli 1970 yılına ait hava fotoğrafı ve güncel ortofoto haritasından da taşınmazın ilk tesis kadastrosundaki sınırlarıyla bire bir aynı olduğu, bir farklılık bulunmadığı, ancak 1970 yılında kadastro paftasındaki sınırların zemine uygun olmadığı, yani 1970 yılındaki haritanın hatalı tersim edildiği, bu nedenle mahkemece bu parsellere yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda (A, B ve C) harfleri ile gösterilen kısımların davacılar adına kayıtlı 190 ada 16 parsele eklenmesine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak bu parsellere yönelik verilen kararın parsel malikleri tarafından istinaf edilmediği ve davacı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu, davacılar adına kayıtlı taşınmazın yol dışındaki sınırlarının 1970 yılından beri aynı olduğu, herhangi bir değişiklik bulunmadığı, meydana gelen miktar farklılığının 1971 yılında oluşturulan pafta üzerinden yapılan hesaplama metodu, kullanılan ölçü tekniği ve teknolojisinin yetersizliğinden kaynaklandığı, yapılan uygulama kadastro çalışmalarının mevzuata uygun olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen kısım yönünden davalılar tarafından yapılan istinaf incelemesinde ise, yol sınırının 1970 yılında yapılan kadastro paftasıyla uyumlu olduğu ve zemindeki durumunda değişmediği, 22/A çalışmalarında eski kadastro paftası sınırlarının değişikliğe uğradığı ve raporda (E) harfi ile gösterilen kısmın davacıların kullanımında olmasına rağmen yol olarak bırakıldığı gerekçeleri ile istinaf talepleri reddedilmiş; hüküm davacılar vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.1) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’un (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacılar vekilinin tüm, davalı ... ve davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2) Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucunda davacı adına kayıtlı bulunan taşınmazın yüzölçümündeki eksikliğinin taşınmazın sınırında bulunan yoldan kaynaklandığı belirlenmiş ve bu kısma yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın niteliği göz önünde bulundurulduğunda davalı ... ve davalı ... yasal hasım konumundadırlar. Davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri gibi, uygulama kadastrosunun yapılmasından veya tapu sicilinin doğru tutulmasından dolayı sorumlu olduklarından da söz edilemez. Şu halde, dava konusu taşınmazın niteliğine ve bahsi geçen davalıların davada yer almaları yasal hasım olmalarından ileri geldiğine göre yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları doğru değildir.Bu itibarla; ilgili kamu tüzel kişisi olan ... ve ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmekte ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.S O N U Ç
: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı ... ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ... ve davalı ... vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 29.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 inci maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi hükmünün 8.bendinde yer alan ''Davacı tarafından yapılan 200,20 TL posta- tebligat masrafı, 2.919,90 TL keşif harcı-bilirkişi-tanık-araç masrafı olmak üzere toplam 3.120,10 TL yargılama giderlerinin davalı ... hariç diğer davalılardan alınarak davacıya ödenmesine...'' ibaresinde yer alan ''...'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''... ... ve ....'' ibaresinin eklenmesine, yine, hükmün 9. bendinde yer alan ''Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31/son.maddesi gereğince davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyiniyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları gözönünde tutularak takdiren takdiren 750,00 TL vekalet ücretinin davalı ... hariç diğer davalılardan alınarak davacılara verilmesine'' ibaresinde yer alan ''...'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''.... ve ....'' ibaresinin eklenmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Belediye Başkanlığı ile ... Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.