İstinaf kararı: Bankanın müflis kefil şirketten alacak kayıt kabul davasında, borç yapılandırma protokolü ihlali sonrası reddedilen bakiye alacağın hukuki değerlendirmesi.
Özet: Bir banka, iflas eden kefil şirketten olan alacağının tamamının iflas masasına kaydı için açtığı davada, bankanın asıl borçlu ile yaptığı, belirli ödeme koşullarına uyulmaması halinde faiz indirimi ve kolaylıkların iptal olacağını düzenleyen yapılandırma protokolüne asıl borçlunun riayet etmemesi üzerine, masanın kabul ettiği miktarın yetersiz kaldığını ve reddedilen bakiye alacağın da iflas masasına kaydedilmesini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporlarını benimseyerek, protokole uyulmaması nedeniyle indirimin ortadan kalktığını ve yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan alacağın belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████KARAR TARİHİ
: █████/2021DAVA TÜRÜ
: Kayıt KabulDAVA TARİHİ
: █████/2018KARAR TARİHİ
: █████/20256100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Müflis ... San. Tic. A.Ş.'nin ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kefili olarak müvekkili bankaya 3.837.605,65 TL borcu bulunmasına rağmen alacaklarının 1.010.436,25 TL'sinin kabul edilerek 4. sıraya kaydedildiğini, 2.827.169,40 TL'sinin ise haksız olarak reddedildiğini, asıl borçlu ile borç yapılandırılması kapsamında faiz indirimi yapıldığını, ödeme planına uyulmaması halinde faiz indiriminin iptal edileceği, banka alacağının 12.10.2018 tarihi itibariyle 3.837.605,65 TL olacağı hususunda anlaşıldığını, ödeme planının İİK'nın 197. maddesinde belirtilen taliki şart olarak göz önüne alınması ve bu şekilde alacağın kabulüne karar verilmesi gerekirken bakiye alacağın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 2.827.169,40 TL'nin Müflis ... San. Tic, A.Ş. Masasına İİK'nın 206. maddesi uyarınca kayıt ve kabulünü talep etmiştir.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müflisin borcunun kefaletten kaynaklandığını, 29.05.2009 düzenleme tarihli kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olup Müflis ... San. ve Tic. A.Ş.'nin genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu aleyhine Silivri ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi bulunduğunu, müflisin bu takibin tarafı olmadığını, asıl borçlu ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin sözleşme tarihindeki borcu 1.010.436,25 TL olarak kabul edilerek ve ödeme planına bağlandığını, borcun sözleşmede yazılı vadelerde ödenmeye devam ettiğini, bu ödeme planı tamamlandığında kefil Müflis ... San. ve Tic. A.Ş.’nin borcunun da sona ereceğini, sözleşmede “█████/2018 tarihi itibariyle 1.010.436,25-TL sorumlu olduğum borç” ifadesi kullanılan sözleşmede bu tarih itibariyle asıl borçlunun borcunun 1.010.436,25 TL olarak kabul edildiğini, 12.04.2018 tarihli sözleşme ile vadelendirildiğini, kefaleten sorumlu olan Müflis ... San. ve Tic. A.Ş.’nin sorumluluğunun asıl borçlunun sorumluluğunu aşamayacağını, işbu dava tarihi olan 26.10.2018 tarihine kadar yapılan ödemeler dikkate alındığında asıl borçlunun sorumlu olduğu borç miktarı 812.000 TL’ye, işbu cevap dilekçesi itibariyle ise 756.000 TL’ye gerilediğini savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, banka tarafından müflis kefilden olan banka alacağı için açılan kayıt kabul davasında, müflisin İstanbul Anadolu 6 ATM'nin █████████ E. sayılı dava dosyasında █████/2017 tarihli kararla iflasına karar verildiği, Yargıtay 23. HD'nin █████/2019 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı ile (temyiz isteminden feragat edilmiş olması sebebiyle) temyiz talebinin reddine karar verilerek, iflas kararının █████/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının, iflas masasına 15 kayıt sıra numarası ile 3.837.606,65 TL alacak üzerinden masaya kayıt talebinde bulunduğu, bu sırada tebliğ için de masraf yatırdığı, masanın 1.010.436,25 TL lik kısmı kabul ettiği, kalan kısmı reddettiği, masanın bu red kararı davacı vekiline █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki kayıt kabul davasının █████/2018 tarihinde, süresi içinde (son gün) açıldığı, bilirkişilerin █████/2020 tarihli raporunda █████/2018 tarihinde banka ile asıl borçlu arasında borç tasfiye protokolü yapıldığını, toplam borcun 1.010.436,25 TL olduğunu, kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun sorumluluğunu aşamayacağını, asıl borçlunun yaptığı ödemelerin düşülmesi ile davacı bankanın 420.000 TL alacaklı olduğunu mütalaa ettiği, bilirkişilerin █████/2020 tarihli ek raporunda, önce 2013 yılında, sonra 2016 yılında birer protokol yapıldığını, bu protokollere uyulmaması üzerine tekrar bir araya gelinerek █████/2018 tarihinde toplam borcun 3.837.605,65 TL olduğu konusunda banka ile asıl borçlunun mutabık kalındığını, █████/2018 tarihinde yapılan protokolle borcun 50.000 TL si █████/2018 tarihine kadar kalanı 35 eşit taksitte 28.000 TL ödenmek suretiyle toplamda 1.010.436,25 TL ödenerek borcun sonlandırılacağına karar verildiğini, asıl borçlunun bu ödeme planına uymadığını, ancak asıl borçlunun bankaya muhtelif tarihlerde toplamda 610.000,00 TL ödeyerek borcun bu miktarda azaldığını belirttikleri, sunulan bu ek rapor mahkemece denetlenerek benimsendiği, ödeme protokolünde, protokole uyulmaması halinde tüm indirim ve kolaylıkların ortadan kalkacağı yazılı olduğu, taksitlerin süresinde ödenemediği, davacı banka ile asıl borçlu arasında yapılan son protokole uyulmayarak toplamda 3.837.605,65 TL borç olduğu, asıl borçlunun bunun 610.000 TL sini (gecikmeli de olsa) ödediği, buna göre bankanın 3.227.605,65 TL alacaklı olduğu, masa da başvurunun 1.010.436,25 TL sini zaten sıra cetveline kaydetmiş olmakla davacı bankanın bakiye 2.217.169,40 TL alacağının masaya kaydını talep edebileceği, kayıt kabul davalarında, bu davaların kendine özgü niteliği gereği, iflas tarihinden sonra asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin veya alacaklı bankanın iflas tarihinden sonra yaptığı tahsilatların, masaya kaydedilecek borcun miktarını etkileyeceği yargı içtihatlarıyla da benimsendiğinden, iflastan sonra ve hatta dava tarihinden sonra yargılama sırasında yapılan ödeme ve tahsilatlar nazara alınarak, davalının müteselsil kefil olduğu da gözetilerek tahsilde tekerrüre yer vermemek kaydıyla birlikte hüküm kurulduğu gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacı bankanın, davalı müflisin kefalet borcu sebebiyle tahsilde tekerrüre yer vermemek kaydıyla 2.217.169,40 TL alacağın, müflisin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyada işlem gören iflas masasına kayıt ve kabulüne; Fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İİK'nın 195. ve 204. maddeleri uyarınca alacak miktarının iflas tarihine göre hesaplanmasını gerektiğini, mahkemece iflas tarihinden sonra yapılan ödemelerin banka alacağından düşülerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müflis şirketin müvekkili bankaya iflas tarihi itibariyle 3.837.605,65 TL borcu bulunduğunu, bilirkişi raporunda da müvekkili banka alacağının 2.827.169,40 TL olarak belirlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece eksik hususlar araştırılmaksızın, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca davacı banka kayıtlarına itibar edildiğini, müflis şirketin ve dava dışı asıl borçlunun ticari defterleri incelenmediğini, dava dışı asıl borçlu ... San. Ve Tic. A.Ş.'nın ticari kayıtları incelenmeksizin alacağın varlığı ve miktarının tespiti mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olabilmesi için davacı tarafından genel kredi sözleşmeleri, kefalet sözleşmeleri ve kredi kullanımına ilişkin sözleşme asıllarının dosyaya sunularak tarafımıza tebliğ edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 235 inci maddesi uyarınca kayıt kabul istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ E. sayılı dosyasından 29.11.2017 tarihinde ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında iflas kararı verilmiştir. Davacının masaya 15 kayıt numarası ile 3.837.606,65 TL alacak için kayıt yaptırdığı, alacak talebinin 2.827.169,40 TL'lik kısmının reddedildiği, davacı tarafça tebliğ masrafının yatırıldığı, ek sıra cetvelinin Milat gazetesinde 05.10.2018 ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 15.10.2018 tarihinde ayrı ayrı ilan edildiği, davacı tarafa ret kararının 08.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 22.10.2018 tarihinde açılan iş bu davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; davalı müflis şirketin müteselsil kefil olmasından dolayı iflas masasına kayıt talebi reddedilen asıl alacak dışındaki faiz ve ferilerininde iflas masasına kayıt ve kabulünün gerekip gerekmediği, gerekmekte ise kaydedilmesi gereken miktardan asıl borçlu tarafından iflas ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin düşülmesinin gerekip gerekmediği, davalı müflis şirket ile asıl borçlu şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmesinin gerekip gerekmediği bu nedenlerle mahkeme kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı banka dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 29.05.2009 tarihli 6.250.000,00 TL tutarlı kredi genel sözleşmesine müflis ... San. Tic. A.Ş.'nin aynı tutar ile müteselsil kefil olarak imza altına aldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı banka tarafından Ankara ... Noterliği'nin 20.08.2010 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işletme ve ticari kredilerinin süresinde geri ödenmemesinden dolayı hesabın kat edildiği, ihtarnamenin 24.08.2010 tarihinde asıl borçlu ve müflis şirkete tebliğ edildiği, ihtarname ile 1 gün mehil süresi verildiği, 26.08.2010 tarihine temerrütün gerçekleştiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bankacılık uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 26.06.2020 tarihli raporda:"...█████/2018 tarihinde banka ile asıl borçlu arasında borç tasfiye protokolü yapıldığını, toplam borcun 1.010.436,25 TL olduğunu, kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun sorumluluğunu aşamayacağını, asıl borçlunun yaptığı ödemelerin düşülmesi ile davacı bankanın 420.000 TL alacaklı olduğu" aynı bilirkişi heyetince hazırlanan 08.12.2020 tarihli ek raporda ise:"İncelememiz İcra takip dosyasındaki banka alacağının kesinleşmesini müteakip banka aile asıl borçlu arasında imza edilen üç adet Protokol ile borçlunun bu Protokoller göre banka kayıtlarına göre yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında asıl borçlunun ilk iki Protokole uymadığı gibi üçüncü defa düzenlenen 12.04.2018 tarihli Borç Tasfiye Protokolu’na da uymamış olduğu tespit edilmiştir. Protokole uyulmamış olmasının sonucu olarak 29.11.2017 iflas tarihi itibariyle işlemiş faiz dahil 3.837.605,65 TL olarak belirlenen alacak tutarının iflas masasına alacak kaydı gereken tutar olması gerektiği, müflis Şirketin iflas masasının 1.010.436,26-TL'sını masaya alacak kaydından geriye kalan 2.827.169,40 TL nın daha müflisin iflas masasına kaydı gerektiği sayın Mahkemenin takdiridir. 29.11.2017 iflas tarihi itibariyle iflas masasına alacak kaydı gereken bakiye borç tutarı 2.827.169,40 TL olarak hesap edilmiş olup,12.04.2018 tarihli 3.Protokol kapsamında borçlunun yaptığı ödemelerin toplamı olan 610.000,00 TL nın müflis Şirket iflas masasına alacak kaydı gereken tutardan düşülüp düşülmeyeceği hususu sayın Mahkemenin takdirleridir."şeklinde kanaat bildirilmiştir. 2004 sayılı Kanunun Müflisle birlikte borçlu tarafından borcun kısmen ödenmesi başlıklı 204 üncü maddesi:"Alacaklı müflisle birlikte borçlu olandan alacağının bir kısmını almış ise müşterek borçlunun müflise rücu hakkı olsun olmasın borcun tamamı masaya kaydolunur. İflas masasına kaydolunmak hakkı alacaklının ve müşterek borçlunundur. Alacaklı masaca yapılan taksimde alacağının tamamına düşen hisseden alacağını tamamlıyacak kadarını alır; geriye kalan paradan müşterek borçluya, rücu hakkı olduğu miktara düşen hisse verilir. Artan para da masaya kalır." şeklindedir. Somut olayda davacı bankanın alacağının iflas tarihi olan 29.11.2017 tarihinden sonra asıl borçlu şirket tarafından davacı bankaya 19.04.2018 tarihinden başlamak üzere 23.12.2019 tarihine kadar 610.000,00 TL ödeme yapıldığı ek rapor ile tespit edilmiştir. Yapılan ödemelerin bir kısmı ise iş bu davadan da sonra yapılan ödemelerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan bu ödemeler düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesine yönelik olarak davacı tarafça bu husus istinaf sebebi yapılmıştır. Yukarıda yer alan 2004 sayılı Kanunun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak iflas tarihi itibariyle belirlenen borcun tamamının iflas masasına kaydı gerekirken sonradan asıl borçlu tarafından yapılan ödemenin düşülerek İlk Derece Mahkemesince hüküm tesis edilmesi isabetsizdir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebine itibar edilerek 2.827.169,40 TL kayıt kabul hükmü tesis edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Borca konu davacı banka ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 29.05.2009 tarihli kredi genel sözleşmesinin 15. maddesindeki davacı defter ve belgelerine dayalı hesap ekstreleri ile banka defter kayıtları esas alınacağına yönelik hüküm bulunmaktadır. Sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'un 287.maddesinde; "Kanunun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar başka suretle ispat olunamaz. İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren kabul edilmiş olan veya muhakeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar verildiği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunmaz." hükmü yer almaktadır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 193.maddesi; "(1)Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı ilamında; "...Mahkemece, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 287. maddesi, gerekse HMK'nın 193. maddesi ile taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun hüküm altına alındığı, madde hükmünün Yargıtay içtihatlarına bağlı olarak gelişmiş bir hüküm olduğu somut olayda davacı tarafın, sadece kendi defterlerine dayanıp, bunlar dışında herhangi bir delil göstermediği, taraflar arasındaki, sözleşmenin, bir tarafın elinden bütün ispat vasıtalarını alıp, tek yönlü olarak düzenlenen ve karşı tarafın defterleri ile diğer tarafı tümden bağlama sonucunu doğuran maddenin objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu, bu yöndeki sözleşme hükmünün uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı, uyuşmazlığın, hizmetin verilip verilmemesi ve yeterli miktarda işin gönderilip gönderilmemesine ilişkin olduğu, bu hususun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, doğru olan hükmün onanması gerekmiştir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...1-Asıl dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağı istemine, birleşen dava ise davalının alacakları için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış, acentelik sözleşmesinin 26. maddesi gereğince davalı/birleşen davada davacı ... A.Ş'nin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olacağı konusunda taraflar anlaşmış olduğundan yalnızca davalı/birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş, işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek de asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz uygulaması ve 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı davacı/birleşen davada davalı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durumda, davacı/birleşen davada davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenip karşı tarafın defter kayıtlarıyla karşılaştırılması ve asıl ve birleşen davadaki iddiaların bundan sonra değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca davalı/birleşen davada davacı olan ... A.Ş'nin kayıtlarına itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir." Davalı vekilinin ticari defter ve kayıtların incelenmediğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; mahkemece davalının ticari defter ve kayıtları incelenmeden hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer alan hüküm münhasır delil sözleşmesi mahiyetindedir. Yasal düzenleme uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olup Yargıtay uygulaması da aynı yöndedir. Bu durumda mahkemece davalı müflis şirketin ve dava dışı kredi borçlusu şirketin defter ve kayıtlarını üzerinde 6100 sayılı Kanunun 221 ve 222 nci madde hükümleri de dikkate alınmak suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir. Mahkemece yapılacak incelemede iflas anına kadar davalının kendi temerrütünün sonuçlarından kaynaklanan bir kısım olması durumunda bununda eklenerek kaydı gerek borcun tespiti yapılmalı ve ardından yukarıda yer verilen İİK'nın 204. maddesi ile tahsilde tekerrür olmaması hususu da dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Kredi genel sözleşmeleri ve kefalet sözleşmesine davalı vekilinin açık itirazı bulunmadığından bu sözleşmelerin davalı tarafa tebliğ edilmesi gerektiğine dair davalı vekilinin istinaf sebebine ise itibar edilememiştir.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı ve davalı tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ E. ████████ K. sayılı ve █████/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı ve davalı taraflarca yatırılan istinaf başvurma harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara ayrı ayrı iadesine, 5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025