FSEK kapsamında davacının portre eserinin izinsiz kitap kapağı kullanımından kaynaklanan yedi yıllık telif hakkı ihlali nedeniyle açılan maddi tazminat davası.
Özet: Bir sanatçı (davacı), 2008 yılında yarattığı ve özgünlüğü bilirkişi raporları ile önceki mahkeme kararlarıyla kesinleşen eşsiz portresinin, bir yayınevi (davalı) tarafından yaklaşık yedi yıldır izinsiz ve isimsiz olarak kitap kapağında kullanılması nedeniyle maddi tazminat talep etmektedir; davalı, çeşitli mahkeme kararları ve ihtarnameye rağmen ihlale devam etmiş olup, dava 5846 sayılı FSEK Madde 68 uyarınca, sanatçının yeteneği, eserin yüksek piyasa değeri ve ihlalin uzun süresi göz önünde bulundurularak, varsayımsal lisans bedelinin en fazla üç katına kadar tazminat ödenmesini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesinde yer alan ...’a ait bir portre resmi çizmiş olup, söz konusu resmi de ... internet adresinde, şahsına ait ''...'' kullanıcı ismi ile telif hakkı kendisinde olmak üzere 2008 yılında yayımladığını, söz konusu portre ...’ın bilinen portrelerinin aksine karakteristik bir yapıda davacı tarafından özümsenerek ve yorumlanarak kaleme alındığını, taraflarınca açılan ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda eserin davacıya ait olduğu ve hususiyet taşıdığı tespit edildiği, davacıya ait eser davacıdan habersiz ve izinsiz şekilde .... Yayımlarından " ..." isimli eserinin kapak tasarımında kullanıldığını, aynı zamanda davalı ... tasarımcı olarak belirtildiğini, söz konusu ihlalin taraflarınca tespit edilmesi üzerine 30.01.2017 tarihinde söz konusu ihlale son verilmesi için ... 11. Noterliği ... Yevmiye Numarası ile ihtarname gönderildiği, sonraki süreç içerisinde sanık tarafından ihlale konu kitapların toplatıldığı beyan edildiği, ancak 11.06.2021 tarihinde söz konusu ihlale konu kitabın halen satışının gerçekleştirildiği tespit edildiğini, bu hususa ilişkin ihtarname ve faturalar ekte sunulduğunu bunun üzerine 18.06.2021 tarihinde sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacıya ait eserin başka bir eserde kapak tasarımı olarak kullanılması ve davacıya adının belirtilmemesi nedeni ile, davacının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan hakları ihlal edildiği, söz konusu ihlale ilişkin taraflarınca tecavüzün tespiti ve önlemesi talebi ile açılan dava da davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiği ilk derece mahkemesi tarafından tespit edildiğini, davalının istinaf talebi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından yapılan incelemede ...Esas, ... sayılı kararında ''davalı tarafın söz konusu eseri isim belirtmeden kullanmakla davacının haklarını ihlal ettiğini, davacının eserin aidiyeti konusunda hiç bir işlem yapmadığı ve yaygın olarak kullanılmasına göz yumduğu, bu durumun hakkın kötüye kullanılması olduğu ileri sürülmüş ise de, bu durum hakkın kötüye kullanılması şeklinde yorumlanamayacağı gibi davalının da izinsiz olarak bu eserden yararlanması konusunda davalıya hak vermeyeceği'' gerekçeleri ile davalının istinaf başvurusu reddedildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas - ... sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadığını, bilindiği üzere 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sahibinin mali hakları; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, umuma iletim hakkı ve pay takip hakkı olarak sayıldığını, bu anlamda eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle tamamen veya kısmen doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine ait olduğunu, aynı şekilde, bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını kiralamak ödünç vermek satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı da münhasıran eser sahibine ait olduğunu, söz konusu hakların ihlal edilmesi halinde FSEK madde 68 uyarınca, ihlalde bulunanlardan, hak sahibi ile söz konusu hakların kullanımına ilişkin bir sözleşme yapılması halinde ödeyecekleri bedelin en fazla üç kat fazlasını da talep etme hakkına sahip olduğunu, söz konusu ihlal neticesinde davacının uğramış olduğu maddi zararın hesaplanmasında, eser sahibinin sanatsal yeteneği, eserin beğeni ölçüsü, nitelik ve niceliği, coğrafi kapsamı ve ihlalin süresi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıya ait eser, ...'ın bilinen portrelerinin aksine karakteristik bir yapıda olması nedeni ile sektörde oldukça beğeni toplamış bu nedenle piyasa değeri yüksek bir eser olduğunu, buna ek olarak, 2017 tarihinden beri ihlale konu kitapların devam edildiğini, bu nedenle söz konusu hesaplamalar yapılırken bu hususlara dikkat edilmesi gerektiğini, davalının yaklaşık 7 yıllık bir süre boyunca davacıya ait eseri izinsiz bir şekilde kullanmaya devam ettiğini, ... 2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi,... Esas - ... sayılı kararında belirtildiği üzere; ''Yargıtay’a göre; “…eser sahibinin mali haklan korunurken sadece bu tecavüzün haksız fiil okluğu varsayımından hareket edilmeyecektir. Somut olayın özelliğine göre varsayımsal sözleşme bedeli tayin edilirken eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi gibi sübjektif nitelikleri, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak eser sahibi izinsiz yayın yapanla sözleşme yapması halinde, bu sözleşme uyarınca isteyebileceği bedel, bunun faizi 68. madde uyarınca açılacak davada dikkate alınacaktır.'' hususlarına dikkat edilmesi gerektiğini, bilindiği üzere eser, eser sahibinin kişiliğinin bir yansıması veya uzantısı olduğunu, eser sahibi, eseri aracılığıyla kendini tanımladığını ve toplumla bağlantı kurduğunu eser ile sahibi arasındaki yakın duygusal ilişki nedeniyle eser sahibinin eser üzerindeki kişisel menfaatlerinin korunması gerektiğini, bu kapsamında eser sahibinin manevi hakları düzenlendiğini işbu dava bakımından ise eser sahibinin adının belirtilmesi hakkı ve eserde değişiklik yapılmasını menetme haklarını ihlal edildiğini, kitapların toplatıldığının beyan edilmesine karşın kitap satışlarına ısrarla devam ettiklerini, tüm bu nedenlerle davacının manevi zararı doğduğunun kabulünün gerektiğini, FSEK m. 15/2 ''Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır.'' ve FSEK m. 16 ''Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz.'' hükümleri haiz olduğunu, buna karşın davalılar gerekli özeni göstermeyerek manevi haklarını zarara uğrattıklarını FSEK m. 70 uyarınca manevi hakları ihlal edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesini talep etme hakkına sahip olduklarını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep haklarının saklı kalması kaydıyla; FSEK md. 68 uyarınca üç katı tazminat taleplerine karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin, olay tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tazminine, FSEK md. 70/1 uyarınca ihlal edilen manevi haklarına karşılık 100.000,00 TL'nin olay tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa ait olduğu ve davalılardan grafiker ... tasarımıyla diğer davalı davalı tarafından basımı yapılan kitabın kapağında kullanıldığı iddiasıyla dava açılan portreyle ilgili kitabın basımından sonra yasal sürede tazminat talebinde bulunulmadığından davacının tazminat talebi yönünden zamanaşımı süresi dolmuş bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun haksız eylemlerde zamanaşımına ilişkin 72.maddesine göre: 'Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.' Davacı tarafından davalılar aleyhine ilk olarak █████/2017 tarihinde ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında "Eser Sahipliğinin Tespiti ve Tecavüzün Tespiti" davası açılmış olup davacı tarafın bizzat kendi beyanına göre bu tarihte zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği ve dolayısıyla zamanaşımının bu tarihte başladığını zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içersinde dava açmayan davacı tarafın varsa bir tazminat hakkı zamanaşımına uğradığı, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddini talep ediyoruz. Ki aynı gerekçelerle davalılar aleyhine ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında açılan ceza davasında düşme kararı verildiğini, davacı tarafın kitap kapağında kullanılan 'Sultan ...' portresiyle ilgili iddiaları esas bakımından da haksız iddialardır. Zira; Davacı tarafa ait olduğu iddia oluna bahse konu portre ve benzeri yüzlerce 'Sultan ...' portresi internet ortamında yüzlerce sitede yer almaktadır ve bu resimlerin telif hakkının aidiyetine dair herhangi bir bilgi yer alamamaktadır. Davacının kendisine ait olduğu iddiasında bulunduğu portre sadece ... sitesinde değil başkaca bir çok sitede de yer almakta olduğunu dolayısıyla, telifli olup olmadığının tespiti imkansız görüldüğünü, davacı tarafın yıllarca varsa bir eser sahipliği hakkı bunun yüzlerce sitede kullanılmasını, yayılmasını engel olmamak (belki de yayılmasını bizzat sağlayarak kullananları tuzağa düşürmek) suretiyle haksız menfaat temini gayretinde olduğu anlaşıldığını, Borçlar Kanunu 52. Maddesine göre “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” Davacı taraf internette yayılmasını sağladığı yada uzun süre göz yumduğu eserin telifli bir eser olduğunu bilmeyen ve bilmesi de mümkün olmayan davalılardan tazminat talebinde bulunması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu durum Türk Medeni Kanununun 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi yukarıda arz ettiğimiz Türk Borçlar Kanununun 52. Maddesine de açıkça aykırıdır. Bu nedenle davada davacının kastı yada ağır kusuru sebebiyle tazminat talebinin reddi yada belirlenecek kusur oranında indirilmesi gerektiğini, dava konusu yapılan portre mevcut haliyle de onlarca yayında kullanılmış ve kimseye herhangi bir telif ödenmesi söz konusu olmadığını, internet ortamında yayınlanan bir eserin kullanımını sınırlamak oldukça güç bir husustur. Davacı tarafın varsa bir hakkı öncelikle internet ortamında izinsiz kullanıma engel olmalıdır. Kendisine ait olduğunu iddia ettiği bir eserin kullanılmasına yıllarca engel olmayan davacının bu sebeple bir hakkı varsa bile kullanılması kötü niyetli olduğunu, bir hakkın suistimalini hukuk düzeni korumayacağını, dava konusu edilen portrenin yer aldığı kitap 2017 yılında sadece bir baskı yaptığı, Davacının ihtarnamesinden sonra yeni bir baskısı olmadığını, davacı tarafından dilekçe ekinde sunulan fişin neye ait olduğu tam olarak anlaşılamamakla birlikte 2017 yılına ait olduğu ve başka bir kitapçıdan satın alınmış bir kitaba ait olduğu görülmekte olup, bahse konu kitabın davalı şirket tarafından basımı yapılan bir kitap olduğu anlaşılsa dahi ihtarname tebliği öncesinde satılmış bir kitap olması muhtemel olduğundan davacının bu konudaki iddiası da haksızdır. davalı şirket o tarihte davacıya ait olup olmadığı bilinmeyen bir eserle ilgili iddia üzerine yayıncı olarak gerekli hassasiyeti gösterdiğini, bahse konu kitabın kaç adet basıldığı Kültür Bakanlığı'ndan alınan bandrol miktarıyla tespit edilebileceği gibi ne kadarının satıldığı da davalı şirket kayıtlarından tespit edilebilecek durumda olduğunu, dava konusu kitapta kullanılan görselin tasarımı davalı ... tarafından yapılmış olup, diğer davalı şirket tarafından da ...'ın özgün tasarımı olduğu düşünülerek kullanıldığını, davalı ... davacının şikayetiyle açılan ceza dava dosyasında 'dava konusu görselin şu anda ve kitap kapak tasarımını yaptığı tarihlerde birçok yerli ve yabancı web sitesinde yayınlandığını, görselin yayınlandığı web sitelerinde görselin müştekiye ait olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını, buna rağmen kitap tasarımı olan görselle ilgili dava açıldığını öğrenince kitapları satıştan kaldırdıklarını, kitabın satıldığı dönemde 100-150 TL civarında bir gelir elde ettiğini, kastının olmadığını' açıkça ifade ettiğini her iki davalının da dava konusu edilen olayla ilgili olarak kastı olmadığı gibi kusuru da yoktur. Bu husus davacı tarafından davalıların aleyhine daha önce ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında açılan "Eser Sahipliğinin Tespiti ve Tecavüzün Tespiti" davasında alınan bilirkişi raporunda uzman hukukçu bilirkişi tarafından da 'eser haklarını satın alma düşüncesinde olan kişinin kendisine yapılan icabın bütün şartlarından haberdar olması gereklidir. Kamuoyuna sunulan resim bakımından en azından eser sahibinin iletişim bilgilerinin, fiyat ve ödeme kanallarının paylaşılmaması eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ileri sürülmesinde dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.' şeklinde vurgulandığını ancak o dava eser sahipliğinin tespitine yönelik bir dava olduğundan kusurlu olup olmamaya önem atfedilmemişse de huzurdaki dava tazminat davası olup tarafların sorumluluğu kusuru gerektirdiğinden dikkate alınması gerektiğini düşündüklerini, dava konusu kitap kapağı incelendiğinde görüleceği üzere tasarımda ... portresi dışında özgün çizimler yer almakta olup meydana gelen eser yeni bir eser olduğunu, bu hususun da dava sürecinde değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirket Türk tarihine dönük yayıncılık faaliyetlerinde bulunan ve binlerce eserin basımını gerçekleştirerek Türk kültürüne hizmet eden önde gelen yayın evlerinden birisi olduğunu, binlerce kitabın basımını gerçekleştiren itibarlı bir yayın evinin davacının sıradan bir eserini kasten kullanması söz konusu olmadığını, eserin davacıya ait olup olmadığı dahi bilinmeden davalı şirkete tebliğ edilen ihtarname sonrasında depodaki kitaplar imha edilmiş ve eserin hemen akabinde yapılan yeni baskısında kitap başka bir ... portresi içeren kapağıyla piyasaya sürüldüğünü, davacının eserinin kapakta kullanılmasının davalı şirkete hiçbir katkısı olmadığını, olması da mümkün olmadığını, davalı şirket yayınlarının okuyucu kitlesi bilinçli okur kitlesi olup kitabı kapak seçerek alan bir kitle olmadığını, bilgeoğuz yayınları markasına güvenerek kitabını satın alan bir kitle olduğunu, bu nedenle de tazminat talebinin haklı bir tarafı bulunmadığını, dava dilekçesinde talep olunan tazminat miktarı da oldukça fahiştir. Bizzat davacı tarafından sunulan eserin kapağında kullanıldığı iddia olunan kitabın o tarihteki nihai tüketici fiyatının 15 TL olduğu buna göre 1000 adet basılan ve büyük bir kısmı satıştan çekilerek imha edilen kitabın hepsinin satılmış olsaydı bile o tarihte ulaşılabilecek maksimum cirosu 15 bin TL olduğunu, dağıtım firmalarının yüzde 40 iskontosu hesaba katıldığında bu miktar 9 bin TL olduğunu, 2017 yılındaki kitap kapağı tasarım bedeli de 150- 200 TL aralığında olduğunu, bu ölçüler hesaba katıldığında davacının tazminat talebinin oldukça fahiş bir miktar olduğu anlaşıldığını, davacının manevi tazminat talebi de Türk Hukukunda belirlenen ilkelerle bağdaşmadığını, davacı taraf, davalı şirket için ek bir ekonomik getirisi olmayan, sıradan bir tasarım portre için kendisini ..., ..., ... yerine koyarak fahiş tazminat talebinde bulunmaktadır ki davacı tarafı zenginleştirecek miktarda böyle bir tazminat talebinin kabul görmeyeceğine inandıklarını, yıllar önce tuzak gibi internet ortamında yayılmasına teşne olunan ve hak sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanmayarak davalılar gibi üçüncü kişileri haksız yere dava ederek yıllarca yargı karşısında süründüren ve çok sayıda kitabın imhasına sebep olması sebebiyle davacı taraf davalıyı zarara uğratan ve asıl tazminat ödemesi gereken taraf olduğunu, yukarıda sunulan ve inceleme sırasında resen görülecek sair sebeplerle, haksız yere ve kötüniyetle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalığın; Davanın davalıların haksız fiili sebebi ile FSEK 68 ve 70. Maddeler kapsamında 1.000,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin açıldığı görülmüştür.
18.12.2018 tarih ve 7155 sayılı kanunun Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak Arabuluculuk hakkındaki yasal düzenlemeleri dikkate alındığında; madde 20. düzenlemesinde; 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
3.Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 5/A- (1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2)Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.”
MADDE 21- 6102 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 12- (1)Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.”
MADDE 26- (1)Bu Kanunun; a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girer" şeklinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre "(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: ...S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;.... d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,... öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: ... S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükümlerine amirdir. Düzenlemesi geretirilmiştir.
Davacının dava dilekçesi kapsamı ve uyuşmazlık konusu incelenidğinde; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca "bu Kanunun (TTK) 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı" olarak düzenlendiği, söz konusu düzenlemenin dava şartı olması nedeniyle mahkemece uygulamasının res'en gözetilmesinin zorunlu olduğu, aynı yasanın 23. maddesi ile 6325 sayılı kanuna eklenen 18/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceğinin düzenlendiği, söz konusu kanunun █████/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın ise bu tarihten sonra açıldığı, dava dileçesi incelendiğinde arabulucuk faaliyetinin olumsuz sonuçlandığına dair bir beyan geçmediği gibi dilekçe ekinde de bu yönde belge bulunmadığı hülasa arabulucuk başvurunun olumsuz sonuçlandığına dair belge sunulmadan dava açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekiline en son icra edilen duruşmada arabululuculuk son tutanağını ibraz etmek üzere 1 hafta kesin süre verilmiş, süresi içinde sunulan son tutanak incelendiğinde tarafların anlaşamadıkları husus açıkça ve koyu harfler ile belirtilerek haksız fiilden kaynaklı( ... 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ... ESAS, ... KARAR) uyuşmazlık olarak belirtilmiş olup, mahkememize celbi sağlanan ... 2. FSHHM ...sayılı dava dosyası incelendiğinde ilgili dosyadaki taleplerin iş bu davanın konusunu oluşturan istemlere ilişkin olmadığı, ilgili dosyada FSEK 68 ve 70. Maddelere dayalı tazminat istemlerinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında, davacı vekiline verilen kesin sürede sunulan arabuluculuk anlaşamama son tutanağında tarafların anlaşamadıkları hususun haksız fiilden kaynaklı( ... 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ...ESAS, ...KARAR) uyuşmazlık olduğu, iş bu davanın konusunu teşkil eden maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak tarafların anlaşamadıklarına ilişkin sunulan son tutanağın bulunmadığı anlaşılmakla davanın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde usulden reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın arabuluculuk kanunun 18/A, HMK 115/2 maddeleri gözetilerek DAVA DİLEKÇESİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.724,83 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.109,43 TL harcın kararın kesinleşmesi ile davacı yana iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-FSEK 68. Maddesine dayalı maddi tazminat için AAÜT 7/2 ve 13/1 maddeleri nazara alınarak 160,00TL,
-FSEK 70.maddesine dayalı manevi tazminat için AAÜT 7/2 ve 13/1 maddeleri nazara alınarak 16.000,00 TL olmak üzere 16.160,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara yarı yarıya olacak şekilde ödenmesine( 8.080,00'er TL)
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren esas hükümle birlikte 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.█████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!