Hazinenin itiraz ettiği kadastro tespitinde taşınmazın zilyetlikle kazanımı, imar ihya ve bilirkişi raporları eşliğinde tescil hükmündeki infaz tereddüdünün Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmesi.
Özet: Hazine tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesi taşınmazın uzun süreli zilyetlik ve imar ihyayla davalı tarafından kazanıldığına hükmederek davanın reddine karar vermiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine, bölge adliye mahkemesi başlangıçta eksik inceleme nedeniyle kararı kaldırsa da, yeniden yapılan yargılama ve bilirkişi incelemeleri (ziraat, jeodezi, orman) sonucunda taşınmazın davalı adına tescili için gerekli kazanım koşullarının oluştuğunu ve ilk derece mahkemesinin esas hakkındaki kararının doğru olduğunu tespit etmiştir; ancak tescil hükmünün infazda tereddüt yaratmayacak şekilde "komisyon kararı gibi" tescil edilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
KARAR
: İstinaf başvurusunun kabulüneİLK DERECE MAHKEMESİ
: Batman Kadastro MahkemesiTaraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RBatman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü çalışma alanında 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 104 ada 2 parsel sayılı 25.457,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra Kadastro Komisyonunca, davalı tarafından yapılan itirazın kabulü ile taşınmazın tarla niteliğinde davalı ... adına tespitine karar verilmiştir.Davacı ... vekili 26.06.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın imar ihyasının yapılmadığını ve üzerinde herhangi bir kullanımın bulunmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, "Bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle verilen, davacı Hazinenin davasının reddine ve Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit gibi tesciline ilişkin önceki karar, davacı ... vekilinin istinaf başvurusu sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince; "... eksik araştırmayla hüküm kurulduğu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahası kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığı, yapılan orman araştırmasına ilişkin raporların denetime elverişli olmadığı, yine 20 yıllık zilyetliğin ispatına ve denetimine yarar şekilde uygun tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, imar ihya hususunun netleştirilmediği, bu doğrultuda usulüne uygun orman ile imar ihya ve zilyetlik araştırması yapılması gerektiği, kabule göre de; taşınmaz hakkında tespit yerine kaim olmak üzere kadastro komisyon kararı bulunması karşısında "komisyon kararı gibi" tescil hükmü kurulması gerekliliğinin değerlendirilmeyerek infazda tereddüt oluşturacak biçimde tespit gibi tescil yönünde hüküm kurulmasının da isabetli olmadığı ..." gerekçesiyle kaldırılmış ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; önceki gerekçelerle davanın reddine ve 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olduğu, sınırların 1951 yılında güncel halini aldığı, imar ihyasına 1951 yılından önce başlandığı, imar ihyanın 1951 yılında tamamlandığı, 1951 yılından sonra tarımsal faaliyetlerin devam ettiği, bu yılda komşu parsellerle bütünlük arz ederek ekonomik tarım faaliyetlerinin yapıldığı tespitlerine yer verildiği, hava fotoğrafı incelemesine dayalı jeodezi bilirkişi raporundan 1951, 1971, 1973, 1978, 1984, 2002, 2009, 2010, 2013, 2017 yıllarında sürülü, komşu parsellerle benzer özellikte, emeğe dayalı bir çalışmaya konu olduğunun, sürülü olduğunun ve tarımsal faaliyet yapıldığının anlaşıldığı, orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın orman olmadığı, keşifte elde edilen bilgilere göre taşınmazın 50 yılın üzeri zamandır davalı tarafından kullanılmakta olduğu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oluşu da nazara alındığında; neticede kazanım koşullarının davalı bakımından oluştuğu, ilk derece mahkemesince varılan sonucun isabetli olduğu, ancak kadastro tespiti yerine kaim olmak üzere komisyon kararı ile taşınmaz hakkındaki kadastro tespiti davalı lehine değişerek taşınmaz davalı lehine tespit görür hale gelmesine rağmen, hükümde 'komisyon kararı gibi tesciline' ifadesi yerine 'tespit gibi tesciline' ifadesi kullanılarak komisyon kararına değil de bunun öncesi olan ve davalının tespit maliki olmadığı kadastro tespitinin ilk haline atıf yapılmasının hükmün infazında tereddüte yol açacağı ..." gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine, Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyü 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına "24.05.2019 tarihli Komisyon Kararı gibi" tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un Ek-5'inci maddesi uyarınca 2019 yılında yapılmış olduğu ve arazi kadastrosunun ise 1984 yılında kesinleştiği anlaşılmaktadır.İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince de bu kararın esasen doğru olduğu belirtilerek yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.Şöyle ki; en eski tarihli olan 1951 yılı hava fotoğrafında orman ve jeodezi uzmanı bilirkişilerce gösterimi yapılan dava konusu taşınmazın, üzerinde yoğun koyuluklar görünmesine rağmen bilirkişilerce bu koyulukların neden kaynaklandığı netliğe kavuşturulmamış ve genel geçer ifadelerle dava konusu yerin orman sayılan yer olmadığı belirtilmiş, söz konusu hava fotoğrafındaki koyulukların ağaç olması halinde bu ağaçların cinsi, sayısı ve buna bağlı olarak kapalılık oluşturup oluşturmadığı ayrıntılı olarak açıklanmamıştır.Öte yandan, davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından kadastro tespit tarihi olan 2019'dan geriye doğru 20 yıllık ekonomik amaca uygun zilyetliğin olup olmadığının araştırılması gerekmekte olup, bu yönde Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararından önce jeodezi uzmanı ... ... tarafından düzenlenen 20.04.2021 tarihli raporda, dava konusu taşınmazda 2009, 2010, 2013 ve 2020 tarihli uydu fotoğraflarına göre herhangi bir kullanımın olmadığı belirtilmesine karşın, iade kararı sonrası aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 13.06.2022 tarihli ek raporda bu defa, çekişmeli taşınmazın 2009, 2010 ve 2013 tarihli fotoğraflarda tarımsal faaliyet amacıyla kullanıldığının belirtilmesi açık bir çelişki oluşturmuştur.Ayrıca; Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada aldırılan raporların, iade kararı öncesinde aldırılan raporları düzenleyen aynı teknik bilirkişiler tarafından tanzim edilmesi ve raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen çelişkilerin giderilmemiş olması da usule ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırmaya ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemez.Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek önceki keşiflere katılan mahalli bilirkişilerden farklı ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile yine önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.Yapılacak bu keşifte, dosya arasında bulunan belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi, özellikle, başka dosyalarda dava konusu olan kuzey komşusu 109 ada 3 parsel ve onun komşusu olan 101 ada 1 orman parseliyle mukayeseli olarak durumu incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, özellikle taşınmazın uzun yıllardır kullanılmayan bölümleri varsa bunların ayrıca gösterildiği, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.Bölge Adliye Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırmaya dayalı şekilde davanın reddine karar verilmesi usûl ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.