Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında, süt üretimi kaynaklı tevkifatlar üzerinden sigortalılık süresi belirlenmesi ve davalı kurumun temyiz nedenlerinin değerlendirilmesi.
Özet: Davacının süt üretimi ve teslimatına bağlı Bağ-Kur kesintileri yapılmasına karşın Kurum tarafından tarım Bağ-Kur sigortalılığı tescil talebinin reddedilmesi üzerine açılan tespit davasında, ilk derece mahkemesi davacının belirli bir dönemde zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar vermiş; istinaf mahkemesi, tevkifat belgeleri ve tanık beyanları ile ürün teslimatının kanıtlandığı ve tarımsal faaliyetin devamlılığı halinde iki yılı aşmayan boşluklarda da sigortalılığın geçerli olduğu gerekçesiyle bu kararı yerinde bularak davalı kurumun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1999, 2000 ve 2001 yıllarında süt üreterek teslim ettiğini ve Bağ-Kur kesintilerinin yapıldığını, ancak tevkifata dayalı tescil talebinin Kurum tarafından reddedildiğini belirterek 31.07.1999 - 31.12.2003 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili özetle, davanın reddini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
    "1-Davanın kısmen kabulü ile
    Davacının 01.08.1999 ile 31.12.2003 tarihleri arasında aralıksız şekilde 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
    "Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır. Uyuşmazlık aidiyeti de içermektedir.
    Davacının ismi tevkifat belgelerinde ... olarak yer almıştır. Nüfus kaydına göre bu isimde kimse yoktur. Toplanan deliller ve alınan beyanlarla ürün tesliminin davacı tarafından yapıldığı ortaya konulmuştur. Davacı lehine Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasını gerektiren koşullar oluşmuştur. Özellikle 1999 - 2002 tarihleri arasında bu tarihler dahil ürün teslim ve tevkifatının bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir. Tarımsal faaliyetin devamı halinde iki yılı aşmayan boşluk dönemlerde de Tarım Bağ-Kur sigortalılığına karar verilmesi gereği yargısal uygulamada kabul edilmektedir.
    Bu itibarla ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili özetle, Kurum arşiv kayıtlarında yapılan incelemede ilgili dönemlere ait herhangi bir tevkifat kesintisine rastlanmadığını ve Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir.
    1)Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3. maddenin (b) bendinde, bu Kanun'da geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5. maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddede, bu Kanun'a göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7. maddede, kişilerin bu Kanun'a göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9. maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ... Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
    Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7. maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
    02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53. maddesi hükümlerinde kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanun'larda, 506 sayılı Kanun'un █████. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
    2)Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya döndüğümüzde, davacının tevkifat belgelerinde ismin ... olarak yazılmış olmakla birlikte tanık beyanlarından ve Nüfus Müdürlüğü cevabından böyle bir kişinin bulunmadığı, Burdur Ticaret Odasının tevkifat kayıtlarındaki "..."in davacı olduğuna yönelik tespit ile söz konusu tevkifata dayalı olarak 01.08.1999 tarihinden itibaren 2000 ve 2001 yıllarındaki sigortalılık tespiti yerindedir. Buna karşılık 17.07.2023 tarihli mahalli kolluk araştırmasında davacının 2002 yılında köyden ilçe merkezine taşınmış olduğunun bildirilmesi ve 2003 yılında herhangi bir tevkifatın bulunmadığı dikkate alındığında, davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetinin sona erdiği tarihe kadar sigortalılık tespiti yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!