Eşler arası güven ilişkisine dayanarak yapılan tapu tescilinin muvazaalı olduğu iddiasıyla açılan inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, yazılı delil eksikliği sebebiyle istinaf kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı, aralarındaki güven ilişkisi ve muvazaaya dayanarak davalı adına tescil edilen gayrimenkulün aslında kendisine ait olduğunu belirterek tapu iptali ve kendi adına tescilini, aksi takdirde taşınmazın gerçek değerinin ödenmesini talep etmiş, davalı ise taşınmazı kendi birikimleriyle edindiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, yazılı belge olmaması ve bağışın geri alınması koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiş; istinaf mahkemesi de davacının yazılı delil sunamadığını, tanıkla ispatın mümkün olmadığını ve taraflar arasında önceki bir aile mahkemesi kararında alacak talebi bulunmadığına dair anlaşma olduğunu belirterek bu kararı onamıştır. Yargıtay, inanç sözleşmesinden kaynaklanan bu tapu iptali ve tescil istemi uyuşmazlığında, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak davacının temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., ████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Alanya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 17 numaralı bağımsız bölümün satışı için dava dışı üçüncü kişi ... ile 400.000,00 TL üzerinden anlaştığını ve davacının borçları sebebiyle aralarındaki gönül ilişkisi nedeniyle davalıya duyulan güvene dayanılarak taşınmazın davalı adına tapuya tescilinin yapıldığını, muvazaa nedeniyle bu tescilin yolsuz bir tescil olarak kabul edileceğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki sebebinin bulunmadığını ve davalıyı mal rejiminin tasfiyesi davasından vazgeçirmek amacıyla açıldığını, davalının tüm birikimini kullanarak taşınmazı edindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu ve iade koşuluyla davalıya devredildiğine dair taraflar arasında imzalanmış yazılı bir belge bulunmadığı; bir an için işlemin bağış niteliği taşıdığı ve boşanma ile geri alınmak istenildiği düşünülür ise de dosya kapsamı itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/2. maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça davalının elinden çıkan yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulmadığı, davanın tanık delili ile ispatının mümkün olmadığı, taraflar arasında görülüp sonuçlanan 16.05.2017 tarihli Alanya 1. Aile Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında, taraflar arasında herhangi bir alacak talebi bulunmadığına ilişkin anlaşma onaylanmış olup dava konusu taşınmazın boşanma davası öncesinde 09.05.2014 tarihinde davalı adına tescil edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
    a. Davacı ve davalının 10.02.2014 tarihinden itibaren dava konusu taşınmazda yaşadığını, davalının davaya cevabında, dava konusu taşınmazın bedelini kendisinin ifa ettiğini iddia ettiğini ve ispat yükünü üzerine aldığını,
    b. Davacı ve davalı davaya konu uyuşmazlığın olduğu dönemde karı-koca hayatı yaşadıkları ve evli oldukları için tanıkla ispat şartlarının oluştuğunu ve tanık anlatımları ile davanın ispatlandığını,
    c. Bağıştan rücu bağlamında hiçbir delil toplanmadığını ve yasaya uygun biçimde değerlendirilmediğini, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanmış olmalarının da davacı bakımından bağıştan rücu sebebi olduğunu,
    d. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeple;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    16.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!