Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında, davalı sigorta şirketinin kaza tespit tutanağının ve talep edilen zararın kapsamına itirazlarını incelediği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, 18/12/2020 tarihli trafik kazası sonucu davacıya ait araçta oluşan işçilik, ikame araç ve değer kaybı dahil 77.533,60 TL tutarındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi zararın tazmini için davalı sigorta şirketine karşı açılan davayı özetlemektedir; davacı talebini kaza tespit tutanağına ve bilirkişi raporuna dayandırırken, davalı sigorta şirketi ise tutanağın geçersizliği, sigortalısının kusuru inkarı, el yazısı incelemesi gerekliliği, hasar bedelinin fahişliği ve davacının kasko poliçesi ile sebepsiz zenginleşme ihtimali gibi bir dizi gerekçe ile davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ...
ÜYE
: ...
ÜYE
: ...
KATİP
: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ...
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1 - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2 - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı sigorta şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2020 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç, ... isimli şahsın sevk ve idaresindeyken, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Antalya-Fethiye yolunun (D400) Eşen ile Gölbent arasında kalan kısmında meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araç maddi hasara uğradığını, kazaya ilişkin tutanağın davacı ile ... arasında tanzim edildiğini, tutanağın sürücü görüşleri kısmında ... "... plakalı aracı fark etmedim. Kaza yaptık." şeklinde kendi el yazısı ile beyanda bulunduğunu ve imzaladığını, kaza ...'ın sevk ve idaresindeki aracın, Eşen istikametinde ilerlerken şerit değiştirmesi ve Gölbent istikametinde ilerleyen davacıya ait araca, sol arka tarafından çarpması şeklinde vuku bulduğunu, davacıya ait araçta ciddi hasar meydana geldiğini, ancak karşı tarafın sigortası ... A.Ş. tutanağın yetersiz olduğu gerekçe göstererek davacının zararını karşılamayı reddettiğini, davacının aracında işçilik ücretleri, ikame araç bedeli ve aracın değer kaybı olmak üzere toplam 77.533,60 TL’lik hasarın ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile █████/2021 tarihinde yapılan tespit sonrasında dosyaya sunulan █████/2021 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ancak kazanın üzerinden oldukça fazla bir zaman geçmesine rağmen davalılar tarafından davacının zararı giderilmediğini, sonuç olarak; kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın üçüncü kişilere devir ve temlikini önlemek amacıyla, trafik kaydına tedbir şerhi konulmasına, bu talebin reddi halinde alacağın rehinle temin edilmemiş (güvence altına alınmamış) olması nedeniyle İİK m.257 maddesi gereği ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, davacının aracında meydana gelen hasar kaybı, değer kaybı, ikame araç bedeli, işçilik ücreti, değişen parça vs. bedeli olmak üzere şimdilik 77.533,60 TL’lik maddi zararın kaybının olay tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyası ile yapılan tespit masrafı ile birlikte karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sigortalı araç ile █████/2020 tarihinde kazaya karıştıklarını, buna ilişkin olarak ise sigortalımızın kusurlu olduğunu ve tazminat hakkına sahip olduğunu iddia ettiğini, davalı sigortalının ilgili kaza tespit tutanağındaki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını, iddia edilen kazanın, kaza tespit tutanağında belirtildiği gibi olmadığını, kendisinin kusurlu çıkarılmaya çalışıldığını yazılı olarak ifade ettiğini, olay yeri fotoğrafları ile kaza tespit tutanağında iddia edilen kazanın oluş şekli birbiri ile örtüşmediğinden davacının talepleri reddedildiğini, davacının sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunabilmesi için hak sahibi olduğunu ispat etmesi gerektiğini, somut olayda geçerli bir kaza tespit tutanağı dahi bulunmadığını, bu sebeple öncelikle adli belge uzmanı olan bir bilirkişiden rapor alınmasını, alınan rapor sonucunda sigortalılarının yazı ve imzası kaza tespit tutanağı ile uyuşup uyuşmadığı yönünde rapor alınması gerektiğini, taraflarına onarım faturalarının sunulmaması sebebi ile gerçek zarar belli olmadığını, araca eşdeğer parça takılmış olmasına rağmen raporda orijinal parça olarak girilmiş olabileceği gibi, kaza da hasarlanmamış parçalarında rapora dahil edilmiş olabileceği düşünülerek yine onarım ile giderilebilecek zararın değişim gibi rapor edilmek suretiyle başvuran tarafın sunduğu raporun gerçeği yansıtmadığını, alınan raporun objektif değil, hasar şirketine bağlı yahut birlikte çalıştığı bir eksperden alındığını, başvurana ait aracın kasko poliçesi bulunup bulunmadığı, kasko poliçesi var ise davaya konu hasar bedelinin, yabancı ülke kasko sigorta şirketi tarafından davacıya ödenip ödenmediğinin tespiti gerektiğini, davacıya ait kasko şirketi tarafından da yapılan bir ödemenin olması ile aynı hasar sebebi ile iki kere ödeme almış olacağından davacının sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olacağını, hasarlı aracın değiştirilmesi gereken yedek parçalarının tedarik sürecinde, toplu ve büyük tutarlı yedek parça alımı yapabilme kapasitelerinden kaynaklanan rekabet gücünü kullanarak indirim hakkı elde edebildiğini, şirketlerinin anlaşmalı olduğu onarım merkezleri bedellerine hasarın tespit edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, eksik evrak ile başvuru yapıldığından talebin usulden reddi gerektiğini, ikame araç bedeli/araç mahrumiyet bedeli zorunlu trafik sigortası bakımından teminat dışı olduğundan başvuran taraf ZMSS kapsamında araç mahrumiyet bedeli talep edemeyeceğini, avans faizinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhlerine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmaları nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'a usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmayarak davacının dava dilekçesindeki iddialarını inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle "1- Açılan davanın KABULÜNE, 2- 69.228,55 TL hasar bedeli, 7.011,00 TL değer kaybının ve 1.294,05 TL ikame araç bedelinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE ( sigorta şirketinin poliçe limiti olan 41.000,00 TL'den sorumlu olmasına,), 3-Sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine," dair karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 41.000,00-TL olan poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, kazaya davacının anlattığı şekilde sigortalının neden olduğunda dair dosyada somut bilgi ve belge olmadığını, sigortalı sürücü ... ile yapılan görüşmede, ... plakalı aracın kendisine şerit ihlali yaparak çarptığını belirttiğini, daha sonra kendisine anlaşmalı tutanak gösterildiğini ve tutanaktaki yazı ile imzanın kendisine ait olmadığını, tutanağı ilk defa gördüğünü beyan ettiğini, hükme esas alınan raporda sigortalının beyanının dikkate alınmadığı, sadece davacının iddiaları doğrultusunda rapor düzenlenmiş olduğunun görüldüğünü, dosya içeriğinden hangi parçaların onarıldığı, hangi parçaların değiştirildiği tespit edilemediği gibi hasarlı olduğu iddia edilen parçaların kaza ile bağlantısı olup olmadığı, kazadan önce orijinal olup olmadığının dahi belli olmadığını, davacı tarafından aracın onarımı için yapılan işlemlerin ve onarımı için ödemiş olduğu ücretin somut olarak ispat edilmediğini, aracın kazadan önceki durumu bilinmeden kazadan önceki rayiç değeri tespiti yapılamayacağını, araç mahrumiyet tazminatı olarak talep edilen zarar dolaylı zarar olduğundan ve dolaylı zararlar teminat dışı olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenlerle itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yargılamanın açıklığı ilkesi kabul edilmiştir. Gerek mTürkiye Cumhuriyeti Anayasasında yargılamanın açıklığı ilkesi kabul edilmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2016 tarihli, ████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı)
Hukuk Genel Kurulu’nun █████/2010 tarihli 2010/1-86 esas ve ████████ karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “…Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir…” Kararın gerekçesiyle hüküm sonucu çelişkili ise tarafları adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip yazılmış, yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesiyle hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarih, █████████ esas, ████████ karar, 19.11.2020 tarih, ████████ esas, █████████ karar sayılı ilamları).
Öte yandan; █████/1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 294-297 maddelerinde yer alan düzenlemeler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2020 tarihli, ████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Mahkemece hükmün gerekçesinde, davacı tarafça talep edilen ikame araç bedelinin dolaylı zarar olduğu ve sigorta poliçesi kapsamında olmadığı, bundan yalnızca işletenin sorumlu olduğu kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında ikame araç bedeli de dahil olmak üzere tüm tazminatlardan hem davalı sigorta şirketi hem de araç işleten/sürücü diğer davalı ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak davanın her iki davalı açısından da tam kabulüne karar verildiği ve bu suretle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup, Dairemizce resen gözetilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan, HMK’nın 294 ve devamı maddelerine uygun, kanun yolu denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.
Bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince mahkeme kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden esas hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davalı tarafın istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin kamu düzeni açısından yapılan inceleme sonucu KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan 5.296,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.█████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!