8. Ceza Dairesi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçunda lehe kanun ve tekerrür hükümlerinin tespiti için duruşmalı uyarlama yargılaması zorunluluğunu değerlendiriyor.
Özet: Hükümlünün 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kesinleşen cezasına ilişkin 5237 sayılı Kanun hükümlerine uyarlama talebinin yerel mahkemece reddedilmesi ve bu ret kararına yapılan itirazın da kabul görmemesi üzerine Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminde bulunmasıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, lehe kanun tespiti ve tekerrür hükümlerinin uygulanması için duruşma yapılmasının zorunlu olduğu ve 765 sayılı Kanundaki tekerrürün ceza artırımı, 5237 sayılı Kanundaki tekerrürün ise güvenlik tedbiri olması nedeniyle yeni kanunun sanık lehine olduğunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Değişik İşSUÇ
: 6136 sayılı Kanun'a aykırılıkİNCELEME KONUSUKARAR
: İtirazın reddiKANUN YARARINABOZMA YOLUNABAŞVURAN
:Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAdana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2002 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 13/1. maddesi, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 81/1. maddesi uyarınca 2 yıl 1 gün hapis ve 218.104.099 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 21.04.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Hükümlünün 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) hükümleri gereğince uyarlama yargılaması yapılarak lehe hükümlerin uygulanmasına yönelik talebinin Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2023 tarihli ek karar ile reddine karşı yapılan itirazın, Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve ████████ Değişik İş sayılı kararı ile reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB-███████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2023 tarihli ve KYB-███████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"1-5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı ilamına nazara alındığında, lehe kanunun saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, uyarlama yargılaması yapıldığı sırada duruşma açılmak suretiyle lehe kanunun belirlenmesi suretiyle uyarlama kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verildiği cihetle,2-Suç tarihinden sonra, █████/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe kanunun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, 765 sayılı Kanun'da tekerrür halinde anılan Kanun'un 81. maddesinde cezaya ilişkin artırım halinin bulunduğu, bununla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tekerrür halinde cezadan artırım yapılması gerekmediği, bu nedenle sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun'un, sanık hakkında tatbiki gerekirken sanık aleyhine olacak şekilde 765 sayılı Kanun'un 81/1. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği cihetle, itirazın bu nedenlerle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇEA. (1) Numaralı İstem Yönünden;1.5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5252 sayılı Kanun) 9/1. maddesinde, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun’un lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği öngörülmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve ███████ sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki kanun ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir.2.İnceleme konusu uyuşmazlık, tekerrür hükümlerinin hangi Kanun ile lehe olduğunun belirlenmesine ilişkindir. Tekerrür 765 sayılı Kanun’da bir maddi ceza hukuku kurumu iken, 01.06.2005 tarihinden sonra 5237 sayılı Kanun ile bir güvenlik tedbiri ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu ile infaz hukuku kurumu olduğu anlaşılmıştır. Lehe olan hükümlerin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da lehe olan Kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektirmediğinden evrak üzerinde inceleme yapılabilabileceğinin ve duruşma açılmasının zorunlu olmadığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) nolu kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.B. (2) Numaralı İstem Yönünden;1.5237 sayılı Kanun'un 7/3. maddesinde cezaların infazı yönünden “derhal uygulama” ilkesi kural olarak benimsenmekle birlikte, hapis cezalarının ertelenmesi, tekerrür ve koşullu salıverilme bu kuraldan hariç tutulmuş ve derhal uygulama ilkesinin istisnaları olarak sayılmıştır. Dolayısıyla, hapis cezalarının ertelenmesi, tekerrür ve koşullu salıverilme müesseselerinde lehe uygulama ilkesi geçerlidir.Tekerrür müessesesi, mülga 765 sayılı Kanun'un 81. maddesinde "cezanın artırım nedeni" olarak öngörülmüş olup, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi ve 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'nun 108. maddesinde ise hükümlünün koşullu salıverilme süresini uzatan bir infaz rejimi müessesesi olarak düzenlenmiştir. Mülga Kanun döneminde Ceza Hukukunun maddi yönü ile ilişkili olarak cezada artırım sebebi olarak kabul edilen tekerrür, yeni Kanun döneminde cezaların infazında koşullu salıverilme süresi üzerinde etkili olacak şekilde düzenlenmiştir.2.Tekerrür bir infaz müessesesi olarak düzenlendiğinden ve koşullu salıverilme süresini 647 sayılı Kanun'a kıyasla hükümlü aleyhine uzattığından 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından, koşullu salıverilme süresi mülga 647 sayılı Kanun'a göre 2/5 olarak belirlenecektir. Bu durumda ayrıca, sanık hakkında temel ceza belirlenirken lehe olan 5237 sayılı Kanun uygulandığında, “kül uygulama” ilkesi gereğince tekerrür yönünden mülga 765 sayılı Kanun'un 81. maddesi uyarınca cezada artırım yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.3.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle 5237 sayılı Kanun ile 765 sayılı Kanun'un karşılaştırması yapılıp lehe Kanun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, 765 sayılı Kanun'da tekerrür halinde anılan Kanun'un 81. maddesinde cezaya ilişkin artırım halinin bulunduğu, bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'da tekerrür halinde cezada artırım yapılması gerekmediği, sanık aleyhine olacak şekilde 765 sayılı Kanun'un 81. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşılmakla, Mahkemesince itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.III. KARARA. (1) Numaralı İstem Yönünden;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,B. (2) Numaralı İstem Yönünden;1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2023 tarihli ve ████████ Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde karar verildi.