Türk milletini aşağılama suçunda, aleniyet tespiti yapılmaması ve eksik ceza indirimi hataları nedeniyle istinafın reddi kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından bozulması.
Özet: Sosyal medya paylaşımları üzerinden Türk milletini, devleti ve kurumlarını aşağılama suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi üzerine temyiz edilen davada, suçun aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığının tespiti için paylaşımların herkese açık olup olmadığının ve görülme olanağının yeterince araştırılmadığı, eksik inceleme yapıldığı ve yargılama usulünde hatalar bulunduğu gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı bozulmuş ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E. ████████ K.SUÇ
: Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılamaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi; sanık hesabın kendisine ait olduğunu kabul etmiş ise de, suça konu paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını ifade ettiği, paylaşımın yapıldığı internet adresi ve cihazlarının tespiti için araştırma yapılması gerekirken eksik araştırma ile karar verildiği, beraat hükmü kurulması gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.III. GEREKÇESanık müdafiinin bozma sebepleri dışındaki temyiz isteği ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.Ancak,1.Sanığın Facebook isimli sosyal paylaşım sayfasında yazdığı sözlerle atılı suçu işlediği iddia edilen olayda, Facebook sayfasının herkese açık olup olmadığı, yazıların herkes tarafından görülme olanağı olup olmadığı tespit edildikten sonra, aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenip sonucuna göre atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,2.Kabule göre de;a.Genel hükümlere göre yargılama yapılmasına karşın sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca cezasında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,b.Gerekçeli karar başlığına suç tarihinin 24.07.2016 olarak yazılması gerektiğinin gözetilmemesi,Nedenleriyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.03.2025 tarihinde karar verildi.