Yargıtay 4. Ceza Dairesinin hakaret suçundan mahkumiyetin onanması kararı, çarşı ve mahalle bekçisinin kamu görevlisi sıfatı ve yetkileri üzerine karşı oy içerir.
Özet: Hakaret suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün, ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamalarından geçerek Yargıtay tarafından oy çokluğuyla onandığı; ancak muhalif üye hakimin, mağdurun olay tarihinde çarşı ve mahalle bekçisi olmasına karşın kimlik sorma yetkisinin bulunmaması nedeniyle hakaret eyleminin kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenmediğini savunarak, hükmün bozulması gerektiği yönünde karşı oy kullandığı belirtilmektedir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: HakaretHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi; suçun yasal koşullarının oluşmadığına, mağdurun kamu görevlisi sayılamayacağına, suçu işlediğine dair somut delil olmadığına, kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi talebine yöneliktir.III. GEREKÇESanık savunması, mağdur ve tanıkların beyanları, olay tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine ilişkin Mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Batman 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.02.2025 tarihinde karar verildi.(Muhalif Üye)KARŞI OYSanık hakkında İlk Derece Mahkemesince görevli memura hakaret suçundan yapılan kovuşturma neticesinde hakaret suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Sayın daire çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum; şöyle ki,5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçundan mağdur kamu görevlisi olup kamu görevlisinin, anılan Kanun'un 6/1-c maddesinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanması, dolayısıyla her olayda, mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının anılan maddedeki tanım çerçevesinde belirlenmesi, ayrıca hakaretin yerine getirilen kamu görevi nedeniyle yapılması, kamu görevi ile hakaret eylemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Bu kapsamda, mağdurun sanığa kimlik sorması üzerine çıkan tartışmada sanığın hakaret ettiğinin belirtildiği anlaşılmakla; 11.06.2020 tarihinde kabul edilen, 18.06.2020 tarihli ve 31159 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu uyarınca çarşı ve mahalle bekçilerine durdurma, kimlik sorma ve benzer yetkilerin tanınması karşısında; olay tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin kimlik sorma yetkilerinin bulunmadığı, bu haliyle sanığın hakaret eyleminin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı olmaması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde düzenlenen suçun oluşacağı düşüncesiyle Daire çoğunluğumuzca verilen onama kararına katılmıyorum ve yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle verilen karara karşıyım.