Bir şirketin ayakkabı taban makinesi iade edilmemesi ve buna bağlı 40.000 Euro alacak talebiyle açılan vekalet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, ayakkabı imalatı yapan davacı şirketin, bakım ve onarım için teslim ettiği ayakkabı taban makinesini iade etmeyen davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını ele almaktadır. Davacı, taraflar arasında imzalanan "sulh ve makine alım sözleşmesi" uyarınca 40.000 Euro alacağı olduğunu iddia ederek, davalının haksız itirazının kaldırılmasını ve takibin devamını talep etmektedir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Belgede ayrıca mutlak ve nispi ticari davaların, tacir ve esnaf tanımlarının açıklanmasıyla davanın hukuki niteliği üzerinde durulmaktadır.

T.C.
İSTANBUL15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ayakkabı imalatı ve perakende satışı alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalının ayakkabı taban makinesinin bakım, onarım ve revize işlemleri konusunda anlaştığını, davalının kendisine teslim edilen makineyi iade etmediğinden taraflarınca 04.04.2024 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız itirazıyla takip durdurulduğunu, davalı ile yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında 08.05.2024 tarihli Sulh ve Makine Alım Sözleşmesi imzalandığını, iade edilmeyen makine ve buna bağlı ücret alacağına ilişkin ihtilafın sulh yolu ile sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, netice olarak müvekkili ... Ltd. Şti. ile borçlu ... arasındaki ticari satımdan kaynaklı müvekkili şirketin, davalıdan tarafların karşılıklı ve yazılı mutabakatına istinaden ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası kapsamında 40.000 Euro tutarında alacağının bulunduğunu belirterek;İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... D.İş sayılı ihtiyati haciz dosyasına ve .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı icra dosyasına itirazın iptali davası açıldığı hususunda derkenar verilmesi ve müzekkere yazılmasına, davanın kabulüne ve .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas dosyasına yapılan İtirazın iptaline ve takibin devamına, davalı tarafın kötü niyetli ve haksız olarak yaptığı itiraz sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine,yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı asile dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği ancak davaya karşı cevap sunmadığı görülmüştür.Dava
: Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali İstemine İlişkindir..... İcra Müdürlüğünün ██████████E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 16.04.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 19.04.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 24.04.2024 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Yargıtay 11.H.D.' nin █████/2018 Tarih ve ██████████ E-█████████ K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nin 12. Maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü yer almaktadır.TTK'nun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır."5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. " (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)Davaya konu somut olayda; ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında; davalı ...'nun'ın 2. Sınıf tüccar olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, bildirilmiştir. Yine İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasından gelen yazı cevabında esnaf kaydının bulunduğu belirtilmiştir. Davalı, şahıs işletmesi bulunsa da faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği, sermayesinin bedeni güce dayandığı ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45.Hukuk Dairesi ████████E.-█████████K. Sayılı İlam )HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına,6-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...E-imzalıdırHakim ...E-imzalıdır