Parada sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün, adli para cezasının Türk Lirası olarak düzeltilmesi ve TCK 53. madde hak yoksunluklarının yasal düzenlemeye uygun belirlenerek onanması kararı.
Özet: Parada sahtecilik suçundan sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmünün, adli para cezasının Türk Lirası olarak belirlenmesi ve Türk Ceza Kanununun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının kanuni düzenlemelere uygun şekilde, koşullu salıverilme tarihine veya cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi yönündeki teknik eksiklikler giderilerek düzeltildiği ve onandığı bu kararda, karşı oyda ise sabıkasız sanıkların sahte parayı verdikten kısa bir süre sonra geri dönüp parayı iade etme talepleri ile üzerlerinde ve araçlarında sahte para bulunmaması gibi hayatın olağan akışına aykırı durumlar dikkate alındığında, sahte parayı bilerek tedavüle sürdüklerine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraat etmeleri gerektiği savunulmuştur.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ
: Parada sahtecilikHÜKÜM
: Hükümlülük ve müsadereGereği görüşülüp düşünüldü
:Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:1- Sanıklar hakkında Yeni Türk Lirası olarak hükmedilen adli para cezasının 5083 sayılı Kanunun 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve ██████████ sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk lirası olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyları üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkında sonuç itibariyle tayin olunan adli para cezalarının TL olarak gösterilmesi ve hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyları üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına" denilmek suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 08.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.(K.D)KARŞI DÜŞÜNCE
: Dairemizin ██████████ esas, ██████████ karar sayılı ilamında karşı düşüncede olduğum olay; sanıkların piyasaya sahte para sürmek suçundan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK.nun 31/1. madde ve fıkrası delaletiyle aynı Kanunun 197/1. madde ve fıkrası gereğince takdiren ve teşdiden neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezasıyla ile mahkumiyetleriyle sonuçlanan ve sayın heyetin çoğunluğunun onanmasına karar verdiği hükümdür.Sanıklardan ...; hayvan alım - satımı ile geçimini temin eden, sabıkasız, hakkında herhangi bir suçtan soruşturma yapıldığı veya dava açıldığı tespit edilemeyen bir kişidir. Pazarlardan aldığı küçükbaş ve büyükbaş hayvanları kendi üzerine kayıtlı ... plakalı kamyonetiyle diğer pazarlara götürerek satmakta, hayvanların kamyonete bindirilmesi ve indirilmesi sırasında arkadaşlarından yardım almakta, ehliyeti olmadığı için uzak köylere gittiğinde kendisine yardımcı olan ehliyetli diğer sanık ...'a direksiyonu bırakmaktadır. Sanık ... gibi ...'da; sabıkasız, hakkında herhangi bir suçtan soruşturma yapıldığı veya dava açıldığı tespit edilemeyen, pazarlarda sebze satan bir kişidir.Sanıklar olay günü müşteki ...'in köyüne giderek sanık ...'ın yaptığı pazarlık sonucu 1150 TL'ye 1 adet büyükbaş hayvan satın alarak kamyonetlerine yüklemişler ve köyden ayrılmışlardır. Yolda aralarındaki tartışma neticesinde ineğin cılız olması nedeniyle pahalıya aldıklarına kanaat getirdikleri için 15-20 dakika kadar sonra geri dönerek yanında oğlu ...'inde bulunduğu sırada sanık ...'ın, müşteki ...'e “aldığımız inek çok cılızmış, al ineğini ver paramı” demesine karşın, müştekinin “ben o parayı borçlarım için dağıttım, bende para kalmadı” şeklinde cevap vermesi üzerine sanık ..., “senin canın sağ olsun” diyerek kamyoneti kullanan sanık ...'le birlikte köyden ayrılmıştır. Bilahare verilen 1150 TL paradan, 100 TL'nin sahte olmadığı 21 adet 50 TL'nin ise sahte olduğu, müştekinin, münübüs şoförüyle gönderdiği 400 TL'nin Kayseri'de oturan oğlu ...'ne teslim edilmesi ve onunda paradan şüphelenerek bakkala göstermesiyle durum anlaşılmış paraların sahte olduğunu oğlu ...'in telefonuyla öğrenen müşteki jandarma komutanlığına şikayette bulunmuştur.Yapılan soruşturma sonucunda yakalanan sanık ...'ın üzerinden sahte olmayan 20.000,00 TL çıkmış ve sanıklar ... ve ...'in evlerinde ayrıca ... plakalı araçta ve sanıkların üstlerinde yapılan aramalarda da sahte paraya rastlanmamıştır.Her şeyden önce sahte parayı bilerek tedavüle koydukları iddia olunan sanıkların sahte paraları müştekiye verdikten ve köyden ayrıldıktan sonra 15-20 dakika sonra geriye dönerek yanında oğlununda bulunduğu sırada müştekiye “ver paramı al ineğini” demesi hayatın olağan akışına ters düşmektedir. Bir an için pişmanlık duyarak geriye döndüklerinin kabul edilmesi halinde bile, sanıkların evlerinde, üstlerinde ve kamyonette yapılan aramalarda sahte para çıkmamış olması, ayrıca sanık ...'ın kendisine ait kamyonetle müştekiye ve oğlu ...'a birden fazla görünmesi suretiyle kamyonetin plakasının tespitine imkan vermesi, sanıkların müştekinin köyüne yakın komşu köylerde bulunanlarca tanınan kişiler olmaları, bilerek sahte paraları tedavüle koymaları ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.Müşteki ...'in; Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2008 tarihli duruşmasında verdiği ifade de; “olaydan sonra ineğinin 5-10 gün içinde jandarma tarafından kendisine teslim edildiğini, ancak bakımsız ve zayıf kaldığı için birkaç gün içinde öldüğünü” söylemesi de sanıkların savunmalarının doğruluğunu ortaya koymuş, sanık ...'ın, müştekiye “büyükbaş çok cılızmış, al ineğini ver paramızı” diyerek ineği geri vererek parayı geri almak istemesinin, gerçek bir nedene dayandığı ispatlanmıştır.Yukarıda açıklandığı gibi ortada sanıkların bu suçu işleyip – işlemedikleri konusunda en azından şüphe olduğu anlaşılmaktadır. Doktrinde ve Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş içtihatlarında “suçun işlendiğine dair en küçük bir şüphe varsa bu şüpheden dolayı mahkumiyet kararı verilemeyeceği, şüpheden sanıkların yararlanacağı ayrıntılarıyla pek çok olayda anlatılmaktadır. Ceza Hukukunun temel prensiplerinden birisi olan “bir masum kişinin cezalandırılmasındansa dokuz suçlunun cezasız kalması evladır” ilkesini Hukuk fakültesinin ilk yıllarından son yılına kadar Ceza Hukuku Hocalarının söylemekten yorulduklarını hala anımsıyorum.Hangi birimiz verilen sahte parayı gerçeğinden ayırabiliriz. Yaptığımız harcamalar sırasında binlerce lirayı nakit olarak alıp verdiğimiz günler az değildir. Bunların arasına karışmış olan sahte paradan ne derece sorumlu olabiliriz? Eğer sorumlu olursak takdiren ve teşdiden mi cezalandırılmalıyız? Bilerek tedavüle sürüldüğü iddia olunan para miktarı 1050 TL dir ve bu paranın sahte olduğunun sabit olmasının dışında suçun bilerek işlendiğine ve tedavüle sokulduğuna dair hiçbir delil bulunmadığı gibi, sahte olmayan paranın müştekinin veya çocukları ... ve ...'in ellerinde bulunduğu sırada sahte parayla değiştirilmiş olabilineceği hususunda da hiçbir araştırma yapılmadığı dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır. Ayrıca paraların sahte olduğunu ilk tespit eden babasından ayrı Kayseri'de ikamet eden müştekinin oğlu ...'in ifadesinin alınmaması da önemli bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Buna rağmen sanıklara neticeten verilen ceza ise, takdiren ve teşdiden yapılan artırım ve lehe indirimlerin tatbikiyle 3 yıl 4 ay ve 10.000,00 TL adli para cezasıdır.Yukarıda belirtilen nedenlerle; sayın çoğunluğun suçun sübut bulduğuna dair düşüncesine ve sanıkların takdiren ve teşdiden cezalandırılmaları yönündeki ONAMA kararına katılmıyorum. 11.05.2012