İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası sonucu sigorta şirketine açılan maddi tazminat davasında, süresinde yapılmayan yetki itirazı nedeniyle ilk derece mahkemesinin yetkisizlik kararını kaldırma gerekçeleri.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazasında ağır yaralanan Alman uyruklu davacının, kaza sonrası oluşan %20 engellilik durumu nedeniyle uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla sigorta şirketine karşı açtığı davanın seyrini ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, davayı yetkisizlik gerekçesiyle usulden reddetmiş; ancak bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırmıştır. Bölge adliye mahkemesi, davalı sigorta şirketinin yetki itirazını yasal cevap süresi geçtikten sonra yaptığını belirterek, yetkinin kesin olmadığı davalarda bu tür süresi geçmiş itirazların kabul edilemeyeceğine hükmetmiş ve ilk derece mahkemesinin yetki itirazını kabul ederek davanın reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna karar vermiştir.

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili, müvekkilinin Alman uyruklu olduğunu, geçici süre ile Türkiye'ye geldiğini, 21.07.2012 tarihinde ...'a ait, ... sevk ve idaresinde bulunan aracın ön yan koltuğunda seyahat etmekte iken araç sürücüsünün hakimiyetini kaybederek orta refüjü aştığını, taklalar atarak savrulduğunu ve kazaya sebebiyet verdiğini, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçesi nedeniyle kaza neticesinde oluşan maddi zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin kazada ağır şekilde yaralandığını, kazadan önce yaptığı tesis mekanikçiliği mesleğini de ifa edemeyecek duruma geldiğini, 15.07.2013 tarihli tespit raporuna göre müvekkilinin kaza sebebiyle %20 oranında engelli hale geldiğini, yaptıkları başvuruya davalı sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmediğinden davalının ödemekle yükümlü olduğu hasar miktarı bakımından ihbarı izleyen 8. iş günü sonu olan 29.08.2017 tarihinden itibaren temerrüde düştüğünü ileri sürerek şimdilik 3.000,00 Euro maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 29.08.2017 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, zamanaşımı ve yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin bedeni zararlarda kişi başına 225.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçede sadece davacının sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, davacının emniyet kemerini kullanmamasının müterafik kusur durumunun mevcudiyeti durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, gerekli evraklar ile yapılmış bir başvuru bulunmadığından müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi davanın açılmasına da sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin maddi tazminat taleplerini davalı ZMMS sigortacısına yönelterek davayı sigorta şirketinin şube şeklinde örgütlenmiş bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan İzmir olduğunu iddia ederek davayı İzmir’de açtığı, 21.07.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, kazanın meydana geldiği yer Sivas ili, davacının yerleşim yeri Almanya ülkesi, davalı sigorta şirketinin genel merkez adresinin ise İstanbul olduğu, 6100 Sayılı HMK.nın 19/2 maddesine göre yetki itirazının süresinde cevap dilekçesi ile yapıldığı, sırf davacı vekilinin bürosunun İzmir'de bulunması nedeniyle davanın davalı sigorta şirketinin şube şeklinde örgütlenmiş Bölge müdürlüğünün bulunduğu iddia olunan yer olan İzmir ilinde açılmasının hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurduğu gibi, usul ekonomisine de uygun olmadığı, usulüne uygun yetki itirazı nazara alındığında İstanbul Çağlayan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisiz olduğu anlaşılmakla; yetki yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN █████/2019 VE █████████ E. █████████ K. SAYILI KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Yetki itirazını düzenleyen HMK.'nın 19. Maddesi gereğince, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle geleceği, HMK'nın 127/1. maddesi gereğince cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, dava dilekçesinin davalı ... Sigorta A.Ş.'ye █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının iki haftalık cevap süresinden sonra sunmuş olduğu █████/2017 tarihli cevap dilekçesi dilekçesi ile yetki itirazında bulunduğu, yetkinin kesin olmadığı davada yasal cevap süresinden sonra verilen dilekçedeki yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, yetki itirazının kabulü ile yetki yönünden davanın usulden reddine ve mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi yerinde olmadığı, kaldı ki, davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acentesinden daha yetkili organı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu İzmir'de açtığı gözetilerek yetki ilk itirazının da yerinde olmadığı, belirtilerek; kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın █████/2012 tarihinde tam kusurlu olarak ve tek taraflı şekilde sebebiyet verdiği kaza sonucunda bu araçta yolcu olarak bulunan ve Alman vatandaşı olan davacının % 38,2 kalıcı iş göremezliğinin ve 243 gün süre ile geçici iş göremezliğinin oluştuğu; geçici iş göremezlik zararının TBK'da kazanç kaybı olarak nitelendirildiği, yani; geçici iş göremezlik zararının çalışamama nedeniyle oluşan zarar olduğu, davacının █████/2012-█████/2012 tarihleri arasında işvereninden maaş ödemesi aldığı, dolayısıyla bu dönem için davacının kazanç kaybının telafi edilmiş olması nedeniyle bilirkişi tarafından bu tarihler hesaba katılmaksızın █████/2012-█████/2013 tarihleri aralığı için yapılan geçici iş göremezlik zararı hesabının doğru ve yerinde olduğu; davacının, sunulan bordrolara göre olay tarihinde aylık net kazancının 2.292,46 Euro olduğu, 2013 yılı aylık kazancının ise 2.308,48 Euro olduğu, Almanya Federal Cumhuriyeti'nde bilinen son brüt asgari ücretin aylık 1.584 Euro olarak belirlendiği, benimsenen ek rapora göre davacının, davalıdan isteyebileceği geçici iş göremezlik tazminat tutarının 1.569,38 Euro olduğu, geçici iş göremezlik tazminatının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve poliçede bu gidere ilişkin olarak da ayrıca limitin bulunduğu, yani hesap uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanan bu tutarın davalı sigorta şirketinin limiti 225.000,00 TL olan poliçe sağlık giderleri teminatı kapsamında kaldığı; davacının TRH-2010 yaşam tablosu üzerinden yapılan hesaplamaya göre davalıdan isteyebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının ise 328.412,78 Euro olduğu, buna karşılık davalı sigorta şirketinin poliçe ölüm/sakatlık teminat limitinin 225.000,00 TL ile sınırlı olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik zararı yönünden 225.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiği; davalı vekili her ne kadar "davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını" ileri sürerek müterafık kusur indirimi yapılmasını istemiş ise de; ileri sürdüğü bu iddiayı ispat yükü davalı tarafta olup, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığı konusunda herhangi bir delil ve tespit bulunmadığından, davalı taraf dilekçesinde tanık deliline de dayanmadığından, müterafik kusur indirimi yapılması koşullarının bulunmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi gereğince mahkemelerce Türk Lirası cinsinden hüküm kurulması gerekli olup, bu madde ile davaya konu tazminatın döviz cinsinden değil, fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı biçiminde hüküm altına alınması düzenlendiğinden, bu kapsamda da sigorta poliçelerinde Türk Lirası olarak belirlenen limit miktarlarını aşmayacak şekilde hüküm kurulması ve hükümde poliçe limitlerinin gösterilmesi gerektiği, belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, davacının geçici iş görmezlik süresince aldığı ödemeler rücuya tabi olmadığundan tazminattan indirilmeyeceğini, yapılan ödemenin bir an için davacının maluliyeti sebebiyle çalışamamasının sonucu olarak yapıldığının kabulü halinde dahi bu tutarın ödediği primlerin sonucu olarak ödendiğinden geçici iş göremezlik zararından mahsubu mümkün olmadığını, her dava açıldığı tarihteki şartlara tabi olup yabancı paranın ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsili talebi ile açılan davada, davalı sigortanın sorumluluğunun türk lirası cinsinden sınırlandırılması doğru olmadığını, sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe teminat limitinin türk lirası cinsinden para birimi ile sınırlandırılması, temerrüde düşen borçlunun mükafatlandırılması anlamına geleceğini, davalı sigortanın sorumluluğunun da kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçesindeki teminat limitinin temerrüt tarihindeki kur karşılığı üzerinden belirlenmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; kaldırma kararında belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş gücü kaybı zararına hak kazanmasına, davacıya geçici iş görmezlik döneminde yapılan maaş ödemelerinin geçi iş görmezlik tazminatından tenziline, iş gücü kaybı zararın yerleşik ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş görmezlik zararı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, davacının yabancı para cinsinden olan tazminat alacağına ilişkin TBK’nın 99. maddesi uyarınca seçimlik hakkını yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullanmış olması ile gerek KTK'da gerek Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında yabancı plakalı araçlar için poliçe limitinin temerrüt tarihindeki yabancı para birimine göre belirleneceğine dair açık hüküm bulunmaması gözetilerek davalı sigorta şirketi yönünden limiti aşmayacak şekilde dava değerini oluşturan tazminat talebi yönünden yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davalının sorumluluğu cihetine gidilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!