Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyet kararını; yaş tespiti ve ceza tayinindeki hukuka aykırılıklar, etkin pişmanlık hükümleri ile kazanılmış hak ilkesinin göz ardı edilmesi nedenleriyle bozmuştur.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilen suça sürüklenen çocuk hakkındaki hüküm, düzeltilen doğum tarihine göre suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olmasına rağmen TCK 31/2 yerine 31/3 maddesinin uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi, suça konu telefonu rızasıyla teslim etmesi ve şikayetçilerin şikayetlerinden vazgeçerek zarar talebi olmaması nedeniyle TCK 168/1 maddesinin uygulanmamasının düşünülmemesi ve ilk hükmedilen cezanın CMUK 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmemesi nedenleriyle bozulmuştur.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.ŞİKÂYETÇİLER
: ..., ...S. SÜRÜKLENEN ÇOCUK
: ...SUÇ
: HırsızlıkHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;1)UYAP'tan alınan nüfus kayıt örneğine göre Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.04.2014 tarihli, 26.06.2014 tarihinde kesinleşen, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun 15.01.1998 olan doğum tarihinin 15.01.2000 olarak düzeltildiği anlaşılmakla, suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde TCK 31/2. maddesi gereğince usûlüne uygun rapor da alınarak 5237 sayılı Kanun'un 31/2. maddesinden uygulama yapılması yerine, aynı Kanun'un 31/3. maddesinden uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini,2) Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.09.2021 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere "dosya içerisindeki yakalama ve muhafaza altına alma tutanağından anlaşılmakla; olay yerini gören kamera görüntülerinden tespit edilen şahıslar polislerce görüldüğünde suçlamaları kabul edip temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk Hakan'ın suça konu cep telefonunun kendisinde olduğunu beyan ederek, cebinden çıkartıp kendi rızası ile polise teslim etmiş olduğu ve şikayetçilerin de şikayetten vazgeçerek zarar talebi olmadıkları anlaşılmakla hüküm kurulurken suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi",Kabule göre de,3) Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.09.2021 tarihli bozma ilâmından önce verilen ve suça sürüklenen çocuk müdafi tarafından temyiz edilen 10.03.2016 tarihli kararda suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 31/3, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 15 ay 16 gün hapis cezasının 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk lehine infaz bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma üzerine aynı Kanun’un aynı maddeleri gereğince suça sürüklenen çocuğun 1 yıl 3 ay 16 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.