Adana BAM 3. Hukuk Dairesi, trafik kazası nedeniyle oluşan artan maluliyet tazminatı davasında, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı bilirkişi raporu itirazını incelemektedir.
Özet: Trafik kazası sonucu oluşan cismani zarardan kaynaklanan, artan maluliyet iddiasına dayalı maddi tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusu, maluliyet oranlarının tespitinde kullanılan uzman raporunun hukuka uygunluğu ve davacının bizzat muayene edilmemesi gibi usul eksiklikleri temelinde değerlendirilmiştir; bölge adliye mahkemesi, Yargıtayın yerleşik uygulamaları doğrultusunda maluliyet oranlarının Adli Tıp Kurumu veya üniversite adli tıp anabilim dallarından, kaza tarihindeki ilgili mevzuata uygun şekilde alınacak bilirkişi raporlarıyla belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği ve usule uygun rapor alınmadığı iddialarını inceleme altına almıştır.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ...ÜYE
: ...ÜYE
: ...KATİP
: ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:NUMARASI
: 2019/... Esas, 2022/... KararDAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2017 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete arkadan çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini belirterek trafik kazasında yaralanan müvekkilinin artan maluliyet durumu nedeniyle şimdilik 100,00 TL sürekli sakatlık tazminatının 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi uyarınca (fazlaya ilişkin talep dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik) hesaplattırılarak temerrüt tarihinden işletilecek mevduata uygulanacak en yüksek faizi, yargılama giderleri, maluliyet raporunun düzenlettirilmesi ve 1.000,00 TL lik hastane masrafları ve vekalet ücretiyle birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasının dayanağı sigorta tahkim komisyonu dosyasında tazminat hesaplamasında esas alınan %8’lik maluliyet oranın da karardan sonra gelişen maluliyetinin bulunduğunu ve artan bu oranın tespit edilerek artan maluliyet nedeniyle uğradığı maddi zararının ne olduğu İstanbul Adli Tıp Kurulu tarafından kazadaki yaralanmaya bağlı gelişen yeni durum olup olmadığının tespiti ile ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınmasını, davacının kazaya bağlı %8 maluliyet oranını gösteren bir mahkeme kararı da bulunmadığından işbu davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece ispatlanamayan artan maluliyet iddiasına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davacı vekili; Hükme esas alınan ATK raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin teşhis ve tedavisi yapılmaksızın yalnızca evrak üzerindeki bulgulara göre hazırlanmış rapora göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar sebebiyle açılan (artan maluliyet iddiasına dayalı) maddi tazminat talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davacı vekili, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı'nın 2018.... sayılı dava dosyası ile yapılan yargılamada müvekkilinin % 8 kalıcı maluliyeti ve 75 gün geçici iş göremezliğine dayalı olarak maddi tazminata hükmedilmiş olduğunu, artan maluliyete yönelik ilk derece mahkemesince alınan maluliyet raporunun ise yönetmelikte belirtilen forma uygun hazırlanmadığını, davacının bizzat ATK'da muayene edilerek rapor tanzim edilmesi gerektiğinden alınan raporun usule uygun olmadığını, ayrıca raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olduğunu savunmuştur.Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin ███████-███████ Esas-Karar sayılı █████/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.Buna göre, █████/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, █████/2008-█████/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu █████/2013 ile █████/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu █████/2015 ile █████/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için █████/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve █████/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin █████████ E - █████████ K; █████████ E - █████████ K; █████████ E - █████████ K sayılı kararları)Davaya sebep kaza tarihi █████/2017 olup maluliyetin █████/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmesi gerekmektedir.İstanbul Adli Tıp Kurumu ...İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen █████/2021 tarih ve ... sayılı raporunun özetle; olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlendiği, davacıda % 7 oranında kalıcı maluliyetin meydana geldiği ve geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği görülmüştür.Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, itirazların değerlendirilmesi ve alınan █████/2021 tarihli Adli Tıp Raporunda değinilmeyen husus olan maluliyetin artıp artmadığı, gelişen durum bulunup bulunmadığı, kalıcı maluliyetin tam olarak hangi tarihten itibaren tespit edilebilir hale geldiğinin belirtilmesi amacıyla dosya mahkemesince İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna gönderilmiş, kurulca tanzim olunan █████/2022 tarihli raporda özetle; 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu, 03.08.2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri yönetmenliği ile bu yönetmenlik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, █████/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme ile E cetveline göre %19 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı; özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği görülmüştür.Buna göre, alınan bu rapor ile çelişkilerin giderilmiş olduğu, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı'nın 2018.E... sayılı dava dosyası ile yapılan yargılamada % 8 kalıcı maluliyeti ve 75 gün geçici iş göremezliği bulunduğu bildirilmiş ise de, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre; kişinin tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu ve artan maluliyet oranının bulunmadığı anlaşılmış, mahkemece davanın reddine yönelik kurulan hüküm yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubuyla, bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy ÇOKLUĞU ile karar verildi.█████/2025Başkan Üye Üye Katip(Karşı Oy)Karşı Oy ŞerhiDairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ████████ esas ████████ sayılı █████/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın █████/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci, 362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise deT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.Öte yandan Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ████████ esas ████████ sayılı █████/2024 günlü kararının halen yürürlüğe girmediği, kararın resmi gazetede yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceği bu nedenle bu iptal kararının uygulanmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.Heyetimizin sayın çoğunluğu tarafından eldeki dosyada temyiz yasa yolunun uygulanmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceği söz konusu iptal kararının henüz yürürlüğe girmediği kabul edilerek bu iptal kararı dikkate alınmadan Dairemizce verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de Dairemizin ████████ esas ████████ Karar sayılı kararında, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında ve benzer mahiyetteki dosyalarda verilen kararlar da ise Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 günlü kararı ile 6100 HMK'nın 326/2 maddesinin manevi tazminat davalarında uygulanmasına ilişkin hükmün iptaline dair kararı uygulanmak sureti ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine manevi tazminatın red olunan kısmı için vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Anılan Dairemiz kararlarında gerekçe olarak Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 iptal kararının derhal uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.Ne var ki Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 günlü iptal kararında da söz konusu iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmiştir. Şu halde Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz yasa yoluna yönelik miktara ilişkin sınırın uygulanmasına dair kanunun Hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu iptal kararının halen yürürlüğe girmediği gerekçesi ile uygulanmamış olması ancak benzer şekilde yine Anayasa Mahkemesince verilen 6100 Sayılı yasanın 326/2 maddesinin iptaline ilişkin kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmesine rağmen söz konusu 9 aylık süre beklenmeden (doğru bir uygulama ile ) derhal uygulanarak, eldeki mevcut derdest dosyalarda Anayasa Mahkemesi kararı gibi uygulama yapılması da çelişki oluşturmakta hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacısı tarafından ilk derece Mahkemesinin █████/2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı kaza tarihi olan 2017 yılı ZMMS poliçe teminat tutarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.KÜRŞAT KÖYLÜBAŞKAN 42372Karşı Oy¸İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.