İş Kazası Sonucu Sürekli İşgöremezlik Davasında, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Raporları Çelişkisinin Giderilmesi Usulü, Anayasa Mahkemesi İptali Sonrası Kurum Rücu Hakkı ve Hesap Raporu Hataları Nedeniyle Hükmün Bozulması.
Özet: İş kazası sonucu sürekli işgöremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelirin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, hüküm Yargıtay tarafından; sigortalının sürekli işgöremezlik durumunun tespitinde yasal prosedürlere uyulmaması, özellikle Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmemesi ve rücu alacağının hesaplanmasında ilk peşin sermaye değerli gelire onay tarihi ile davalıların toplam kusur oranının dikkate alınmaması gibi eksiklikler nedeniyle bozulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
    No
    :95-51
    Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalılar ... ve ... vekilleri ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Yargılama aşamasında, kazalanan sigortalının sürekli iş göremezlik durumuna dair davalı tarafın itirazı üzerine önce dosyanın Yüksek Sağlık Kurulu’na gönderildiği, ancak Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sebebiyle bu incelemeye gerek olmadığı sonucuna varılarak anılan itirazın sonuçlandırılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
    Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde (2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde) hükme bağlanmıştır. 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde ise, “... belirtilen raporlar üzerinde Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.” hükmü öngörülmüş olup; davacı hakkında Yüksek Sağlık Kurulunun yaptığı değerlendirmenin Kurumunki ile paralel olduğu belirgindir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı her üç rapor da yukarıda açıklanan Kanun hükümlerini karşılamaktan uzaktır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; davacıdaki mevcut hastalık ve arazların, malûl sayılacak derecede olup olmadığının, malul ise; tarihinin belirlenmesi için, 28.06.1976 tarihli ve 6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı da dikkate alınarak 506 sayılı Kanunun 109. maddesindeki prosedür uyarınca öncelikle, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınacak rapora göre; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, bu çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir.
    Yapılacak değerlendirmede, sigortalının sürekli işgöremezlik derecesinde meydana gelecek değişikliğin, bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerine etkisi de belirlenmeli, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
    2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, buna ilişkin mahkemenin kabul gerekçesinde bir isabetsizlik yoksa da;
    Hükme esas alınan hesap raporunda, ilk peşin sermaye değerli gelire onay tarihi itibariyle anlam verilmesi ve Kurum alacağının belirlenmesinde, davalıların toplam %65 olarak saptanan kusurları toplamı karşılığının esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
    O halde, davalılar ... ve ... vekilleri ile ...’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 05.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!