İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, hukuka aykırı kooperatif üyeliğinden men sonucu hak kaybı ve kazanç kaybı nedeniyle istenen maddi ve manevi tazminat davasını istinaf yoluyla değerlendirdi.
Özet: Bu hukuki metin, davacının 1997de katıldığı kooperatif tarafından 1998den itibaren, mahkeme kararıyla üyeliği sabit olmasına rağmen, haksız yere üyelik haklarının kullandırılmaması sonucu maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla açtığı tazminat davasının detaylarını özetlemektedir; ilk derece mahkemesi, davacı ile davalı arasındaki ortaklık ilişkisinin devam etmesi sebebiyle zamanaşımı itirazını yerinde görmemiş, davacının dava tarihinde alacağının miktarını tam olarak belirleyememesi nedeniyle davayı belirsiz alacak davası olarak kabul etmiş ve davacının kooperatiften elde etmesi muhtemel kazanç ile fiilen yaptığı işlerden elde ettiği gelirin karşılaştırılması ve manevi mağduriyetin tespiti yoluyla zararın giderilmesi yönünde esasa girerek değerlendirme yapmıştır.

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 24.09.2020NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Maddi ve Manevi TazminatKARAR TARİHİ
: 20.03.2025KARAR YAZIM TARİHİ
: 20.03.2025Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.09.2020 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, müvekkili ve dava dışı arkadaşlarının 1997 yılında davalı kooperatife üye olduklarını, 28.06.1997 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına katılarak üyelik haklarını kullandıklarını, ancak hiçbir yasal dayanak olmamasına rağmen üye olmadıkları gerekçesiyle 27.06.1998 tarihli genel kurula alınmadıklarını, Aliağa l. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. ve ████████ K. sayılı dosyasında açılan "üyeliğin tespiti davası" ile müvekkili ve arkadaşlarının üyeliklerinin devam ettiğine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkiline 01.06.1998 tarihinden bugüne kadar kooperatif üyeliğinden doğan haklarının kullandırılmadığını, müvekkilinin ticari kamyonunu satmak zorunda kaldığını, maddi ve manevi olarak telafisi imkânsız zararlara uğradığını, davalı kooperatif yöneticileri ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, müvekkilinin elde etmesi gereken kazancın 200.000,00 TL'yi geçtiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 180.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, kooperatif ve ortakları arasındaki uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının aracı ile yıllara göre ne kadar kazanabileceğini bilecek durumda olduğundan belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığını, Aliağa'da ve çevre ilçelerde pek çok sayıda nakliye kooperatifi bulunduğunu, bazı kişilerin pek çok kooperatifte üye olduğunu, hiç kimsenin üyeliğini kullanamadı diye ekmek kapısı olarak gördüğü aracını satmayacağını, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının Kooperatifler Kanununun üyelik için aradığı şartları ve kooperatif ana sözleşmesinin 10. maddesinde belirtilen şartları taşımasının gerektiğini, araç sahibinin vergi mükellefiyetinin aktif olması halinde de gelir elde ettiğinin ve maddi tazminat isteyemeyeceğinin açıkça sabit olacağını, manevi tazminat talebinin de dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalı kooperatifin merkezinin mahkemenin yargı çevresi içerisinde kaldığı, davacının davalı kooperatifin ortağı iken 1998 tarihli genel kurul toplantısına alınmadıkları, bu uygulama nedeniyle Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. - ████████ K. sayılı dosyasında davacının üyeliğinin tespitine karar verildiği, bilahare mahkeme kararı ile ihraç kararının iptaline karar verildiği, bu süreçte davacının üyelikten doğan haklarını kullanamadığı; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği, dava dilekçesinin asgari maddi tazminat tutarının belirtildiği hususu da dikkate alındığında davanın maddi tazminat davası yönünden belirsiz alacak davası olarak yürütüldüğü, kooperatif ortaklık ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeyeceği, davacı ve davalı arasındaki ortaklık ilişkisinin dava tarihi itibariyle ve halen devam ettiği anlaşıldığından davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı; esasa ilişkin olarak, kooperatifin hazirun cetvelleri ve üye kayıt defterlerinin incelenmesinde dava tarihi ve önceki yıllarda toplam ortak sayısının 357 olduğu, 357 ortağı aynı gün kooperatif tarafından iş sağlanmasının olanaklı olmadığı, davalı kooperatifin ... dışında başkaca bir firmayla taşımacılık anlaşmasının bulunmadığı, günlük ortalama 23 sefer yük taşımacılığı yapıldığı, dolayısıyla günde 23 ortağın sırasını kullandığı, kalan ortakların sırası gelinceye kadar beklemelerinin olağan olmadığı, bir aracın harcayacağı ortalama yakıtın hasılat içindeki payının büyüklüğü ayrıca mazot dışındaki diğer giderlerin de yeküm teşkil ettiği, bu çerçevede iki ayrı bilirkişi kurulandan alınan rapor ile taşımacılık sektöründe yük taşımacılığı yapan davacının 01.06.1998'den işbu dava tarihi 2015 yılına kadar olan dönemde kooperatif üyesi olarak taşıma işi yapması halinde elde edeceği gelirin, fiilen başka şekilde yaptığı taşımacılık işinden kazandığı gelirin altında olduğu, sözleşmeden doğan sorumluluk için zararın varlığının şart olduğu, ne var ki davalı kooperatifin davacının üyeliğini haksız şekilde iptal ettiği ve bu süreçte o tarih itibariyle taşımaya uygun aracı her zaman hazır bulunduran davacı üyenin doğal olarak bir miktar zarar göreceği, bu zararın ancak davacının davalı kooperatifteki üyelik hakkını kullanmasının engellendiği █████/1998 tarihinden itibaren başka bir gelir getirici iş kurma için gerekli makul sürede kooperatif üyeliğini kullanamaması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı tutarı kadar olabileceği, 17.07.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davacının taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren böyle bir şirketin 01.06.1998 tarihinden itibaren takdiren 30 gün içerisinde başka bir gelir getireceği iş kurma ihtimalinin bulunduğu ve süre içerisinde davacının oluşabilecek kazanç kaybının 234,57 TL olduğu; davacının üyelik haklarının kullandırılmaması nedeniyle maddi zararının dışında, kişilik haklarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kısmen kabulüne 234,57 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve hesaplama metodlarının hatalı olduğunu, rapora göre şu an üyelik hakkının 100.000 TL'nin üzerinde müşteri bulduğu kooperatifin üyelerine hiçbir faydası ve ilave kazanç getirisinin bulunmadığını, hesaplamaların gerçeği yansıtmayan rayiç dışı evraklar üzerinden yapıldığını, sözde kooperatif kayıtlarından elde edilen verilere göre yıl bazında gösterilen kazanç miktarları üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, raporda davalı kooperatif üyeliğinin katma bir değer olduğu hususunun göz ardı edildiğini, bu nedenle dava konusu edilen zarar dönemi için başlı başına günün rayiçleri dikkate alınarak gerçekçi bir hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin kendi mesaisine dayalı olarak kazandığı ve kazandığını beyan ettiği yıllık brüt miktarının bu tazminat hakkından tenzil edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu ve tarihleri aynı olan yerel mahkemenin ████████ E. sayılı dosyasına ibraz edilen raporda dava konusu edilen dönemde o dosya davacısı üyenin edinebileceği kazancın 268.042,00 TL olarak hesap edildiğini, her iki rapor arasındaki çelişki ve hesaplama yöntemleri arasında büyük fark bulunduğunu, ülkemiz şartları, kooperatif üyeliğinin rayiç imkanları ve yaptığı işten elde edebileceği rayiç gelirin hesabı ile gerçek zararın tespit edilerek müvekkilinin gerçek zararının hüküm altına alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan, taşıma işi için her üyeye ayda 2 veya 3 defa sıra gelebileceğine dair tespitin soyut bir yorumdan ibaret olduğunu, davalı kooperatifin müvekkiline keşide ettiği ihtarnamede kooperatifte araç eksiği bulunduğu belirtilerek motorlu araçların kaydının en kısa sürede yaptırılmasının talep edildiğini, manevi tazminat davasının reddedilmesinin de hatalı olduğunu, davanın reddedilen kısmı için davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne getirilen değişiklik ile maddi tazminat talepli davalarda hükmedilecek vekâlet ücretlerinde manevi tazminat davalarına benzer bir uygulamaya gidildiğini, maddi tazminat davalarının kısmen reddi durumunda, davalı vekili yararına tarife uyarınca hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, kooperatif üyelik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davacı tarafından kooperatif üyeliğinin tespiti talebiyle açılan Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakta olup, davacı 01.06.1998 tarihinden eldeki dava tarihine kadar mahrum kaldığı kazancın ve manevi tazminatın davalı kooperatiften tahsilini talep etmektedir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacının sahip olduğu araçların incelendiği; davacının Vergi Dairesinden getirtilen mükellefiyet sicil belgeleri, gelir vergisi beyannameleri ve diğer belgelerin incelenmesi sonucunda davacının 01.06.1998 ile dava tarihi 03.03.2015 tarihleri arasında davalı kooperatif haricinde çalışması sonucunda elde ettiği kazancın davalı kooperatifte faaliyet göstermesi durumunda elde edebileceği net kazançtan fazla olduğunun tespit edilmesine, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin olarak alınan 161,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 454,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.