Kamu iktisadi kuruluşunun, fırtınada yıkılan ve yeniden yapılmayan deniz seyir güvenliği feneri inşaatı için müteahhit ve sigorta şirketinden talep ettiği tazminat davası.
Özet: Deniz seyir güvenliği için müteahhide yaptırılan ve sigorta şirketi tarafından poliçeyle teminat altına alınan fenerin şiddetli lodos fırtınasında yıkılması üzerine, kamu iktisadi kuruluşu olan davacı, müteahhidin yeniden yapım taahhüdünü yerine getirmediğini ve sigorta kapsamında kalan 84.450 TL + KDV alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; müteahhit, fenerin projeye uygun yapıldığını, yıkımın fırtınadan kaynaklandığını ve davacı tarafından istenen yer/proje değişikliklerinin bedelinin ödenmemesi nedeniyle yeniden yapımın geciktiğini savunarak sorumluluk kabul etmezken, sigorta şirketi yetkisizlik itirazında bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2015
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan davanın İstanbul (kapatılan) 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas ... Karar sayılı dosyası ile karara çıktığı, ... 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kapatılmasıyla Mahkememiz ... Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı, ...karar numarası ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin Mayıs 2024 tarihli dilekçesi ile yargılanmanın yenilenmesini talep ettiği görülmekle ; Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kuruluşun 233 sayılı KHK hükümlerine göre kurulmuş bir Kamu İktisadi Kuruluşu olduğunu, Resmi Gazetede yayınlanan amaç ve faaliyetler başlıklı 4. Maddesinde "Denizlerimizde ve karasularımızda seyreden Türk ve yabancı bayraklı gemilerin seyir güvenliğine yardımcı olmak, tekel alanı içerisinde can kurtarma hizmetleri yapmak ve bunlarla ilgili cihaz ve tesisleri kurmak, işletmek ve bunların her türlü bakım, onarım yenileme ve donanımlarını sağlamak... " yine aynı maddenin 1 fıkrasında da " Türkiye kıyılarında kurulmuş ve kurulacak güvenli seyre ilişkin sistem ve tesisleri, fenerleri radyofarları, deniz işaretlerini, sis düdüklerini ve benzeri seyir emniyeti ile ilgili her türlü cihaz ve tesisleri kurmak ve tekel şeklinde işletmek" ile yükümlü olduğunu, 1 nolu davalı müteahhit ile müvekkili kuruluşun █████/2006 tarihinde imzalanan sözleşme gereği ... ve... 2 adet ... İnşaatı yapımı işini yüklendiğini, söz konusu inşaat işinin 1 nolu davalı ile 2 nolu davalı arasında imzalanan sigorta poliçesi gereği müvekkili lehine sigortalandığını, █████/2006 tarihinde inşaatların yapılacağı yerlerin 1 nolu müteahhit firmaya teslim edildiğini, iş programı 1 nolu davalının █████/2006 tarihinde gönderdiğini, işin sözleşmeye göre zamanında ve eksiksiz olarak bitirilmediğini bu hususların tespit edilerek yüklenici firmaya bildirildiğini ve ek süre verildiğini, 1 nolu davalı firmanın belirtilen eksiklikleri 5 gün içinde gidereceğini taahhüt etmesi üzerine sözleşme bedeli sözleşmeden kaynaklanan kesintiler yapıldıktan sonra davalı yüklenicinin banka hesabına 182.380. TL nin █████/2007 tarihinde ödendiğini, ancak ... █████/2007 tarihinde yerinde bulunmadığının personel tarafından tespit edildiğini, bunun yüklenici firmaya bildirilmesi üzerine yüklenici firmanın 2008 yılının bahar aylarında( nisan -mayıs) bedelsiz olarak yeniden yapacağını taahhüt ederek █████/2007 tarihinde bu hususta sözleşme imzalandığını, ancak yüklenici 1 nolu davalı firmanın taahhüdüne uygun olarak ... yeniden yapmadığını bu nedenle sigorta kapsamında oluşan 84.450 TL + KDV alacağın ödeme tarihi olana █████/2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı kuruluş ile █████/2006 tarihinde imzalamış olduğu sözleşme gereği ... ve .... iki adet... inşaatının yapımını üstlendiğini, söz konusu inşaatın diğer davalı tarafından inşaat all risk poliçesi ve zeyilnamesi ile sigortalandığını ve inşaatların tamamlanarak teslim edildiğini ancak daha sonra █████/2007 tarihinde şiddetli lodos fırtınasında ...yıkıldığını, ancak... yıkılmasında müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ... inşaatında davacı kuruluşun belirtmiş olduğu projeye uygun olarak yapıldığını, projeye uygunluğunun davacı kuruluş tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin teminatının paraya çevrilmek istenmesi üzerine durumdan haberdar olduğunu, davacı kuruluş ile yaptığı görüşmelerde inşaatın zaten sigortalı olduğunun müvekkili tarafından yeniden yapılacağının taahhüt edilmesi halinde inşaatın all risk sigortası ile yeniden yapılabileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin taahhütte bulunduğunu ve fenerlerin yerlerinin yanlış olduğunu düşünen davacı kuruluşun yeni yerler belirlediğini, kazık boylarını arttırdığını ve bu artışlardan dolayı kaynaklanan bedelin müvekkiline ödeneceğinin şifahen bildirildiğini, ancak ödemenin yapılmaması üzerine fenerin tekrar eski yerine yapılması için müvekkilinin 2008 yılı ağustos ayında bütün hazırlıklarını yaptığını ve feneri eski yerine dikmek için gerekli çalışmalar tamamlanmadan kuvvetli bir lodos sonucunda fener kulesinin tekrar devrildiğini, müvekkilinin üstlenmiş olduğu 2 adet ...yapım işini projeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini, müvekkiline üstlenmiş olduğu işle ilgili yüklenebilecek herhangi bir kusur ve hatalı imalatın olmadığını bu nedenle açılan bu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazın bulunduklarını davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ayrıca müvekkili şirketçe İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi ile █████/2006 - █████/2006 tarihleri arasında inşaat süresini, █████/2006-█████/2007 bakım süresini kapsamak üzere diğer davalı tarafından yapımı üstlenilen ... ve ... 2 adet ... inşaatı yapım işinin 165.000 TL inşaat bedeli üzerinden tabiat olayları / bakım sonucu meydana gelen hasarlar ( deprem hariç) için 15.000 USD karşılığı TL muafiyet uygulanmak kaydı ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketçe inşaat yapım işi teminat altına alınan ... yapımı tamamlandıktan ve yapım işi için verilen All Risk teminatlar sona erdikten sonra 10-11-12 Kasım 2007 tarihinde meydana gelen fırtına sonucu hasarın oluştuğunu, bu hasarın kendilerine ihbarı üzerine açılan hasar dosyasında alınan eksper raporunda hasarın yapım işi tamamlandıktan ve fenerin yapım süresi içerisinde ilgili All Risk Poliçesi ile verilen teminatların vadesi dolduktan sonra inşaatın bakım teminatı döneminde meydana geldiğini, söz konusu teminatın içeriğinde ise All Risk Teminatlarının yer almadığını, konuya ilişkin genel şartlar ile poliçenin özel şartları gereğince de meydana gelen hadisenin poliçe teminatları dışında kaldığını ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için meydana gelen hasarın poliçe teminatında kaldığı varsayılsa bile dava konusu yapılan hasar bedelinin davacının talep ve iddia ettiği tutarda olmadığını, inşaat sigorta poliçelerinin meblağ sigortası değil zarar sigortası niteliğinde olduğunu ve maruz kalınan gerçek zararı teminat altına aldığını, bu nedenlerle açılan bu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER
:
1-Taraflar arasındaki █████/2006 tarihli... ve... 2 adet Kazıklı ...inşaatı işi sözleşmesi ve ekleri,
2-İhale dokümanları, hak ediş raporları,
2-Poliçe ve Zeyilname,
3-Taraflar arasında yapılan yazışmalar
4-Keşif ve Bilirkişi incelemesi
Bilirkişiler İTÜ Jeoloji Mühendisi ..., İTÜ İnşaat Mühendisi ... ve Sigorta Hukuku uzmanı ...tarafından mahkememize sunulan █████/2010 havale tarihli raporda; meydana gelen zararın oluşumunda tarafların müterafık kusurlu olduğu, teminat dışında olan hasar nedeniyle davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan sorumluğu olmadığı bildirilmiştir. Daha sonra itiraz üzerine bilirkişilerden alınan ikinci ek raporda bilirkişiler █████/2010 havale tarihli raporunda; davalı müteahhide teslim edilen yerin ...yapılması için uygun zemin olmaması nedeniyle müteahhidin sorumluğunun bulunmadığı ancak iş sahibinin hatalı talimatı nedeniyle vaki olan uyarı külfetini yerine getirmemesi nedeniyle meydana gelen zararda B.K hükümleri çerçevesinde %9 oranında kusurlu olduğu ve kusura oranına göre sorumluluk miktarının 8.750.-TL olduğunu belirtmişlerdir.
Mahkemece itirazlar üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişiler İTÜ İnşaat Mühendisi ..., ... Üniversitesi Borçlar Hukuku Uzmanı ..., Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü emekli şube müdürü kesin hesap uzmanı ..., Mimar... ve Sigorta Hukuku Uzmanı / Eksper ... Üniversitesi S.B.M.O Öğretim Görevlisi ... tarafından hazırlanan ve █████/2011 havale tarihiyle dosyaya sunulan raporda; 1 nolu davalının ayıplı yada kusurlu imalata ilişkin iyiniyetli davranmasına karşın yapının önemli bir bölümünü oluşturan kazık çakma işlemini yeniden imal etme sorumluğunu yerine getirmediğinden %50 oranında kusurlu olduğu ve kusur oranına karşılık olarak meydana gelen zararın 48.675,00.-TL sinden sorumlu olduğu, oluşan hasar/zarar nedeniyle sigorta şirketinin tazminat ödeme sorumluğunun bulunmadığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyetine ... Üniversitesi İdare Hukuku uzmanı Öğretim üyesi ...'in katılımıyla alınan █████/2013 havale tarihli ek raporda; ... tam ziya olarak kabul edilmesinin gerektiği ve hasar/zararın █████/2007 tarihi itibariyle 97.350,84 TL olduğu, yüklenici 1 nolu firmanın oluşan zararda %50 oranında kusurlu olduğu, kusur oranı doğrultusunda zarardan sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ise zarardan sorumlu olmadığı bildirilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 378. maddesine uygun olarak görevli ve yetkili ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Kapatılan ... 48. Asliye Ticaret Mahkemesi) açılmıştır.
Mahkememizin ... Esas ve ... Sayılı dava dosyasının incelenmesinde; Davanın kabulü ile, 97.350,84 TL nin █████/2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... sigorta AŞ hakkında açılan davanın reddine karar verildiği, gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı, kararın işbu davanın davacısına tebliğ edilemediği, son çıkarılan tebligata yönelik PTT Müdürlüğünden █████/2017 tarihli liste ile “Davalı ... ” adına ... barkod numarası ile çıkarılan tebligatın akıbetine dair bilgi istenilmesine, karar verilmiş ise de ilgili belgenin saklama süresinden sonra imha edildiği bilgisi verilmekle dosyanın kesinleşmediği görülmüştür.
Kural olarak, bir uyuşmazlık karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamamaktadır. Zira bir kararın kesinleşmesinde sonra uyuşmazlığın bütün bir gelecek için değişmeksizin çözümlendiği ve bu nedenle aynı uyuşmazlığın tekrar mahkeme önüne getirilmemesi gerektiği kabul edilmelidir. Gerçekten de aksi yöndeki bir kabul, yargı kararlarının bağlayıcılığını ortadan kaldırarak, hukuki barışın teminine imkân vermeyecek ve bu nedenle yargıya duyulan güven sarsılacaktır. Ancak kanun yollarından geçerek (veya geçmeksizin) kesinleşen ve kanunda açıkça belirtilen bazı ağır hatalar nedeniyle kesin hükmün tekrara gözden geçirilmesine ve aynı dava hakkında yeni bir hüküm verilmesine istisnai olarak izin verilmektedir. Bu kurum 1086 sayılı mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda(HUMK) “iade-i muhakeme”, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) ise, “yargılamanın iadesi” şeklinde adlandırılmıştır (HUMK m. 445-454; HMK m. 374 - 381).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi şöyledir; "(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir."
Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. V. 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 5165).
Yeni bir belge veya senedin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın iadesi sebebi teşkil edebilmesi için, şu koşulların birlikte bulunması gerekir: 1-Bu senet veya belge davaya bakıldığı sırada mevcut olmalıdır. Hüküm verildikten sonra düzenlenmiş olan bir belgeye dayanılarak yargılamanın iadesi istenemez. 2-Yeni ele geçirilmiş olan belgenin, hükmü etkileyecek (karara müessir) nitelikte olması gerekir. Yani, yargılama sırasında mahkemeye sunulmuş olsaydı, başka bir hüküm verilmesine neden olabilecek bir belge olmalıdır. 3-Bu yeni belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması gerekir. 4-Bu yeni senet veya belgenin, yargılama sırasında (hükümden önce) (a) bir mücbir sebepten dolayı, (b) lehine hüküm verilen tarafın fiilinden dolayı elde edilememiş olması gerekir. Maddede belirtilen zorlayıcı nedenden anlaşılması gereken, yargılamanın iadesini isteyen tarafın söz konusu belgeyi dava sırasında elde edememesinin kendi kusuruna dayanmamasıdır. Yargılamanın yenilenmesini isteyen taraf, bu belgenin hükmün kesinleşmesinden önce elde edilememesinde kusurlu olmadığını ispat etmek zorundadır. Elde edilememenin sebebi karşı tarafın veya üçüncü kişinin eylemi olabilir (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 678 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2015 tarih ...E....K. sayılı kararı).
Hükümden sonra bulanan ve hükmü etkileyecek olan belge veya senedin, hükümden önce elde edilememesi, mücbir sebebe veya lehine hüküm verilen tarafın eylemine dayanmalıdır (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet; Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara 2011, s. 638).
Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, ilk önce yargılamanın iadesinin mesmu olup olmadığını araştırır. Mahkeme burada genel dava şartlarından başka, yargılamanın iadesi davacısının davayı süresi içinde açıp açmadığını, teminat gösterip göstermediğini ve kanunda yazılı bir yargılamanın iadesi nedenine dayanıp dayanmadığını kendiliğinden inceler. Mahkeme, bu şartların birinin mevcut olmadığı kanısına varırsa, yargılamanın iadesi davasını mesmu olmadığından dolayı esasa girmeden reddeder (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 687.).
Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın iadesi nedenleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu hususta inceleme yapılabilmesi için HMK madde 374; "Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hüküm" olması gerekmekle dava dosyasının kesinleşmediği anlaşıldığından, davacının yargılamanın iadesi talebinin HMK madde 374 gereği ön koşul gerçekleşmediğinden HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 02.02.2023 Tarih, ... Esas ve...Karar sayılı ilamı), karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davacının yargılamanın iadesi talebinin HMK madde 374 gereği ön koşul gerçekleşmediğinden HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harcın ve 615,40 TL başvuru harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!