İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde tekstil firmaları arasında cari hesap veya ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası görülmektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, tekstil sektöründe faaliyet gösteren taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan ve ödenmemiş çek ile senetlere dayanan alacak davasını özetlemektedir; davacı, 2014-2016 yıllarındaki ticari faaliyetlerden kaynaklanan 40.704,20 USD alacağını talep ederken, bilirkişi raporu 2016 itibarıyla davacının 39.206,43 USD alacaklı olduğunu tespit etmiş; davalı ise tüm borçların ödendiğini ve alacak kalmadığını iddia ederek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili █████/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olup, taraflar arasında 2014, 2015 ve 2016 yıllarında ticari faaliyetler olduğunu, davalının, müvekkiline olan borcuna istinaden; 22.01.2015 vadeli ... no.lu 50.000 USD’lik çek keşide ettiğini, ancak çek bedelinin sadece 8.000,00 USD'lik kısmının ödendiğini, müvekkili firmanın, 47469 no.lu ilgili çekin davacı ticari defterlerine 18.06.2014 tarihli 50 no.lu yevmiye kaydıyla 2,1345 döviz kuruyla 106.725,00 TL olarak kayıtlara yansıttığını, mevcut olan ilgili çek kaydının, 28.01.2015 tarihinde 17 no.lu yevmiye kaydıyla vadesinin geçmiş olması ve karşılıksız hale gelmesi sebebiyle alacak bakiyesi olarak tekrar cari hesap bakiyesine ters kayıtla virmanlandığını, Davalı tarafın; 20.05.2016 tarihinde düzenlendiği, bordro alt sol kısmında "Vadesi Geçmiş Borçlara İstinaden Senet Ciro" açıklaması ve ayrıca "... nolu, 22.01.2015 vadeli, 50.000 USD vadesinde ödenemeyen yukarıda belirtilen çeke istinaden alacaklı olduğumuz müşterimize ait senetler ciro edilmiştir" şeklinde beyanıyla; Borçlusunun ..., Vade tarihi 30.01.2019 tutarı 59.637,90 TL, Borçlusu ... Vade tarihi 28.02.2019 tutarı 62.619,80 TL senetleri keşide ettiğini, ancak söz konusu senetlerin ödenmediğini, Müvekkili firmanın yukarıda yer verilen ticari defter kayıtlar, senet ve çekler itibariyle davalı firmadan 40.704,20 USD alacaklı olduğunu, söz konusu 40.704,20 USD alacağı için daha öncesinde ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla dava ikame etmiş, sair sebeplerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, söz konusu dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda: müvekkili firmanın 89.774,56 TL, döviz cinsinden karşılığı olaraksa 40.704.20 USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, açıklanan sebeplerle şimdilik 40.704,20 USD’nin ödeme günündeki rayiç bedeline göre ödenmesi yönünde davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikli olarak derdestlik, zamanaşımı ve husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği mücerret beyan ve vakıaların ispattan yoksun olması, hukuki dayanağı olmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın müvekkilinin tedarikçi ve imalatçısı olarak uzun yıllar ticari münasebet içerisinde olduğunu, müvekkilinin yurt dışından aldığı siparişleri vadeli ödemelerle uzun süre imalatını yaptığını ve tahsilatını müvekkilinden aldığını, bu hususun tarafların ticari defterleriyle sabit olduğunu, bu ödemeler ve tahsilatlar ile davacının müvekkili nezdinde bir hak ve alacağı ile talep hakkı kalmadığını, davacı tarafa müvekkili tarafından cari hesaba mahsuben çek/senet verildiğini, ancak bu belgelerin akıbetinin bildirilmediğini, davacı tarafın yaptığı tahsilatları müvekkiline bildirmediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
: Bilirkişi Raporu, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ... 37. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası, taraflara ait BA/BS formları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:█████/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Tarafıma ibraz edilen davacı defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, ibraz edilen defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu ve bu ilişkiye bağlı olarak alacak kalemlerinin ticari kayıtlara işlendiği, 31.12.2016 tarihi itibariyle davacının 89.774,56 TL karşılığı 39.206,43 USD alacağının bulunduğu değerlendirilmiştir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.GEREKÇE
: Dava, ticari satımdam kaynaklı alacak davasıdır.Huzurdaki davada taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında bir borç ilişkisi oluştuğu, davacı yanca edimler yerine getirilmiş ise de davalı yanca ödemenin yapılmaması alacağın tahsili amacıyla işbu dava açılmıştır.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda, taraflarca sözleşme ilişkisi ve edimlerin yerine getirildiği ve ödemenin yapılmadığı hususunda ihtilaf bulunmamakla, davalı yanca uzlaşma görüşmeleri aşamasında yasal yollara başvurulduğu ve davanın kötüniyetli olarak açıldığı savunması yapılmıştır.Bu kapsamda alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmış, ancak buna rağmen ticari kayıtları sunulmadığından, davalı yanın ticari kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir.Nitekim dosyamıza sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; ibraz edilen defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu ve bu ilişkiye bağlı olarak alacak kalemlerinin ticari kayıtlara işlendiği, 31.12.2016 tarihi itibariyle davacının 89.774,56 TL karşılığı 39.206,43 USD alacağının bulunduğu, tespiti yapılmıştır. Hazırlanan rapora davacı yanca itiraz edilmiş, bilirkişi raporunda netice olarak hesaplanan tutarın kur için baz alınan tarihten kaynaklı olduğu görülmekle davacı yanın itirazı kabul edilmiştir.Davacı vekilince █████/2025 tarihli tavzih dilekçesi ile faiz talebinin bulunmadığı, yalnızca TBK madde 99 gereği talebinin bulunduğunu belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükümde taleplerin her birinin karşılanmış olması ve hüküm sonucunun açık, net ve hükmü infaz edecek makamlarda tereddüt ve şüpheye mahal vermeyecek ölçüde sarih olması önem taşımaktadır. Başka bir anlatımla tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.Bu kapsamda davacı vekilinin talebinin kabulü ile Mahkememiz hükmünün 1 nolu bendinin; "Davanın kabulü ile 40.704,20 USD alacağın 6098 sayılı TBK' nın 99. maddesi gereği fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," yönünden tashih edilmesine ve bu hususta ayrıca tashih kararı hazırlanması yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE,40.704,20 USD alacağın dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankaları USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin faiz başlangıç isteminin REDDİNE,2-Alınması gereken 89.706,88 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 22.426,72 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 67.280,16 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 190.257,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 22.426,72 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 335,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 28.250,12 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,6-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdırTASHİH KARARIMahkememizin █████/2025 tarihli kararının 1 nolu hükmünün; "Davanın kabulü ile 40.704,20 USD alacağın 6098 sayılı TBK' nın 99. maddesi gereği fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde tashihine karar verilmiştir.█████/2025