İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, sahte imza, kayıp çek ve ödemeden men yasağı iddialarına dayalı kambiyo senedi menfi tespit davası.
Özet: Davacı şirket, aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine dayalı icra takibine konu çekin üzerindeki kaşenin sahte ve imzanın şirket temsilcilerine ait olmadığını, çekin kaybolduğu bildirilerek ödemeden men kararı verildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir; davalının cevap vermediği davada, Adli Tıp Kurumu raporu, çek üzerindeki ciro imzasının mukayese imzalarla ilgisi olmadığını ve çekte tahrifat bulunmadığını belirtmiş olup, mahkeme uyuşmazlık konusu çekten davacının borçlu olup olmadığını ve imzanın aidiyetini değerlendirmektedir.

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirket aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte bulunulduğunu, davacıya ödeme emrinin 25.05.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, alacaklının kanunlara uygun olmayan takip talebinde bulunduğunu, icra memuru da hatalı olan bu takip talebini kabul ederek usule uygun olmayan ödeme emri gönderildiğini, takibin iptali talebiyle ... 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla takibin iptali davası açılmışsa da süreden reddedileceğini, takip konusu çek hakkında zayi davası açılan ve ödeme men yasağı kararı verilen çekin ...BANK Bankası ... Şubesi’nin ... çek numaralı, ... hesap numaralı, keşidecisi ...Şirketi olan 28.02.2023 keşide tarihli 300.000 TL çekin şirket uhdesindeyken kaybolduğunu, ... 8. ATM'nin ...Esas sayılı dosyası ile çek zayi davası açıldığını, çek üzerinden ödemeden men yasağı konulduğunu, takip konusu dayanak çekin üzerinde bulunan ve davacı şirkete atfolunan kaşenin sahte olduğunu, imzanın da davacı şirket temsilcilerinin el ürünü olmadığını, açıklanan bu nedenlerle; davacı şirketin davalı alacaklı görünen şirkete ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı icra dosyasına dayalı borçdan ve takip dayanağı çek'e dair borçlu olmadığının tespiti, davacı şirketin herhangi bir borcun bulunmaması, takip dayanağı çekin zayi ve ödemeden men kararı verilmiş çek olması, çekten kaynaklı borcumuzun bulunmaması ve üzerinde yer alan kaşenin sahte ve imzanın müvekkil şirket yetkilikerinin eli ürünü olmadığından ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılılı dosyası ile açılmış/açılacak olan icra takiplerinin İcra İflas Kanunu’nun 72/3. maddesine göre tayin edilecek öncelikle teminatsız yahut mahkemenizce tayin edilecek teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına teminat mektubu veya tahsilat olarak yatırılacak bedellerin alacaklıya ödenmemesi ve varsa konulan tüm hacizlerin fekki yönünde tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunulmadığı ve duruşmalara şirketi temsilen kimsenin katılmadığı anlaşıldı.
DELİLLER
: ATK Raporu, ... 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası, ... 13 .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
█████/2025 Tarihli ATK Raporunda Özetle; "Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çekte yer alan 1.ciro imzası ile ..., ..., ... ve ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, İnceleme konusu çekte tahrifat yapıldığını gösterir bulgu saptanamadığı hususlarını bildirir kanaat raporudur." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan İİK 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK mad. 6, HMK mad. 190) Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ... 13.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında takip konusu ...bankası A.Ş. ...Şubesi’nin, ... çek seri numaralı, keşidecisi ... Tic. Ltd. Şti., lehtarı davacı ...A.Ş.’nin olan 28.02.2023 keşide tarihli ve 300.000,00 TL çekten dolayı davacının borçlu olup olmadığı, takibe konu senetteki imzanın davacı şirket yöneticilerine ait olup olmadığı ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususlarındadır.
... 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı tarafından davacında aralarında bulunduğu şirketler aleyhine yaptığı icra takibinin olduğu ve takibin itiraz üzerine davacı lehine durduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).
6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca; ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' imzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.
6102 sayılı TTK’nun 686/1.maddesi; "Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" hükmünü içermektedir.
Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363).
Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. maddesi uyarınca; "Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir."
İmzaya veya parafa itiraz olması halinde, davaya bakan mahkeme tarafından, imza incelemesi yapılacaktır. (Geçerli bir çek için keşideci imzasında ve/veya yazısında tahrifat veya sahtecilik olmamalıdır. Aksinin tespiti, çekin geçersizliğine yol açacaktır (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:..., K..., T: 01.10.2013; “...6100 sayılı HMK.nun 209/1. Maddesinde; "adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabi tutulamaz" düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkâr edilmesi, diğeri ise yazının inkârıdır. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, imzaya itiraz, İİK'nun 170.maddesinde açıkça düzenlenmiş olmasın rağmen, aynı takipler yönünden yazının sahteliği iddiası konusunda bu kanunda özel bir hüküm mevcut değildir. İcra ve iflas kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle icra ve iflas kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan hukuk muhakemeleri kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre imzaya itiraz, İcra Ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlendiğine göre anılan itiraz hakkında bu kanunun 170. maddesinin uygulanması zorunlu olduğundan, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan 6100 sayılı HMK.nun 209.maddesinin uygulama yeri yoktur. Ne var ki sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra Ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 sayılı HMKnun 209. maddesinin uygulanması gerekecektir....ancak sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 sayılı HMKnun 209/1.maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur...” ).
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çekte, davacı lehtar durumunda olup, son ciranta olan davalı yanca icra takibine konu edildiği görülmüştür. Görünüşe göre çekin tüm unsurlarının tam olduğu, davacının ise lehtar cirosuna ait imzasını inkar ettiği anlaşılmaktadır. Çekteki imza sahteliği nedeniyle çekin sahte olduğu ileri sürülmekle dosya bu yönüyle ele alınmıştır.
Dava konusu çekteki imzanın lehtar olan davacı şirketi temsile yetkili kişilere ait olup olmadığı yönünde hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "inceleme konusu çekte yer alan 1.ciro imzası ile..., ..., ... ve ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, İnceleme konusu çekte tahrifat yapıldığını gösterir bulgu saptanamadığı," görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
TTK mad. 818 hükmünün yollamasıyla çek için de uygulama alanı bulan TTK mad. 687 hükmüne göre; "Poliçeden dolayı kendisine haşvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.". Yine TTK m. 680 hükmüne göre; “Tedevüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez: meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." Görüldüğü üzere temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesinin tek istisnası, hamilin çeki iktisap ederken "bile bile borçlunun zararına hareket etmiş" yani kötüniyetli olarak hareket etmiş olması halidir.
Somut olayda, davacının dava konusu çekin yaşanan hırsızlık olayı neticesinde kötüniyetli olduğu ve bile bile borçlu zararına hareket ettiği sabit olan meçhul kişilerce ciro edilmek suretiyle kötü niyetli hamil tarafından dava konusu icra dosyasına konu edildiği, senet bedelinin gerçek hak sahibine ödendiği yönündeki iddiaları, kişisel defi niteliğinde olup, bu defilerin davalıya karşı ileri sürülebilmesi için TTK m.680 ve 687 hükümlerinde öngörüldüğü üzere, davalının çeki iktisap ederken bilerek davacının zararına ya da ağır kusurlu bir şekilde hareket etmiş olması gerekir. Eldeki davada, gerek imza atmaya yetkili davacı şirket yöneticilerine ait imza incelemesinde imzanın sahte olduğu, gerek Mahkememizce davalı hakkında UYAP entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve dosyaya arasına suretleri alınan dava ve takip dosyaları uyarınca, davalıya ait benzer mahiyette birçok takip ve dava dosyasının olduğu, sadece davacıların farklı olduğu görülmüş, çalınan çekin aynı yöntem ile davalının eline geçtiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda davalı hamilin kötüniyetli olduğunu kabulünün gerektiği, hamil olarak gözüken davalı hakkında dava konumuzla aynı mahiyette pek çok dava, soruşturma, takip olması sebebiyle bu aşamada davalının iyi niyetli kabul edilmesinin TMK Mad. 2 uyarınca dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturacağı, çekleri çalınan kişiler yönünden de telafisi imkansız bir durumu ortaya çıkaracağı gözetilerek (benzer yönde İstanbul BAM 12. HD'nin █████/2019 tarihli... Esas ve...Karar sayılı ilamı) açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KABULÜNE,
Davacı/Borçlu ...A.Ş.’nin, ... 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında takip konusu ...bankası A.Ş. ...Şubesi’nin, ... çek seri numaralı, keşidecisi ... Ltd. Şti., lehtarı davacı ...A.Ş.’nin olan 28.02.2023 keşide tarihli ve 300.000,00 TL çekten dolayı davalı ...A.Ş.’ye BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Alınması gereken 20.493,00 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 5.771,66 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 14.721,34 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 48.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.771,66 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 8.300,00 TL ATK ücreti, 638,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 14.915,16 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından dosyaya sunulan teminat mektubunun karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
6-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!