Feshedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı, uzun yargılama sürecinde enflasyonun yarattığı inşaat maliyeti artışlarıyla oluşan munzam zarar tazminatı istinafı.
Özet: Davacı kooperatif, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin ardından arsa sahipleri aleyhine açtığı sebepsiz zenginleşme davasında, on yılı aşkın süren yargılama sonucunda elde ettiği alacağını yasal faiziyle tahsil etmesine rağmen, bu uzun süreçte inşaat maliyetlerinin yıllık %9 yasal faiz oranının çok üzerinde, yaklaşık 22 kat gibi astronomik düzeyde artması nedeniyle tahsil edilen alacağın değer kaybettiğini ve bu durumun kooperatifte munzam zarar oluşturduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL munzam zarar alacağının avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.3 md)
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ E-█████████ K
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili, Müvekkili kooperatifin davalıların sahip olduğu arsa üzerinde inşaat yapabilmek için davalılarla anlaştığını ve aralarında Ankara 52. Noterliğinden yapılan 07.05.2005 tarih 04710 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra müvekkili kooperatifin ruhsat alarak inşaata başladığını, arsa üzerinde inşa edilecek dubleks binaların kaba inşaatlarının yapıldığını, arsanın duvarlarının çekildiğini, yapılması gerekli altyapı işlerinin de yaptırıldığını, müvekkili kooperatifin inşaatı süresinde tamamlayamadığı için davalı arsa sahiplerinin sözleşmenin feshi için mahkemeye (Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosya ile) müracaat ettiklerini ve inşaatı durdurduklarını, yapılan yargılama sonunda 2012 yılında taraflar arasında yapılan sözleşmenin feshine karar verildiğini, sözleşmenin feshi kararına karşı yasal itirazların yapıldığını, ancak kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, müvekkili kooperatif sözleşmenin feshine kadar arsa üzerinde yapılacak inşaatların kabasını bitirdiğini, binaların çatılarına kadar yapıldığını, inşaat seviyesinin %61'i geçtiğini, sözleşmenin feshedilmesiyle birlikte yapılan binaların arsa sahiplerine kaldığını, arsa sahiplerinin de başka bir müteahhitle anlaşma yaparak yarım kalan binaları tamamlama yoluna gittiklerini, arsa üzerinde müvekkili kooperatif tarafından yapılan inşaatlar nedeniyle davalılar lehine zenginleşme olduğunu, bu nedenle müvekkili kooperatif tarafından arsa sahipleri aleyhine Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde ███████ E. (Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemesi ████████ E.)(Eski Esas ████████ E.) sebepsiz zenginleşme davası açıldığını, söz konusu davanın çok uzun yıllar devam ettiğini, Asliye Hukuk mahkemesinde açılan davanın iki kez Yargıtay'a gittiğini, bozularak tekrar görüldüğünü, sonrasında da görevsizlik kararı verilerek Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine geldiğini ve ████████ E. numarası alarak bu dosya üzerinden karar verildiğini, mahkemenin karar vermesi ile birlikte Ankara 11. İcra Müdürlüğünün ████████ E. Sayılı dosyası ile icra işlemlerinin başlatıldığını ve mahkemenin verdiği karar doğrultusunda alacağın birkaç ay önce tahsil edilebildiğini, bu yargılamaların toplamda 13-14 yıl gibi çok uzun bir süre devam ettiğini, müvekkili lehine hükmedilen alacak miktarının davalılardan yasal faizleri ile birlikte tahsil edildiğini, yasal faiz yıllık %9 iken inşaat maliyetlerinin yılda 3-4 kat arttığını, bilirkişinin kooperatif alacağını hesapladığı tarih olan 2014 bayındırlık birim fiyatları 3. Sınıf A grubu yapılar için 550.00 TL iken, 2024 yılı 3. Sınıf A grubu yapılar için 12.250.00 TL olduğunu, yani bu arada inşaat birim fiyatlarının 22 kat artış gösterdiğini, Müvekkili kooperatifin ise alacağını yıllık %9 faiz ile tahsil edebildiğini, hesaplanan 9 yıllık yasal faizin alacak miktarının dahi altında kaldığını, bu şekilde müvekkili kooperatifin munzam zararı oluştuğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (HMK 107'ye göre belirsiz alacak) şimdilik 1.000.00 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, Davalı müvekkillerin ... parsel, no ile tapuya kayıtlı taşınmazı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile söz konusu yere inşaat yaptırmak istediklerini, S.S. ... Yapı Kooperatifi tarafından inşaatın bitirilememesi nedeniyle müvekkilleri tarafından sözleşmenin geriye etkili olarak feshedildiğini, bu nedenle taraflar arasında ki inşaatın belirli bir aşamaya gelmesinden kaynaklı olarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/ 671 Esas sayılı dosyada müvekkillerinin tazminat ödemesine karar verildiğini, daha sonrasında dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda ödeme yapıldığını, söz konusu tazminatın hali hazırda inşaata devam eden yüklenici firma ... Filo Araç Kiralama ve İnşaat Ticaret Limited Şirketi tarafından üstlenildiğini, S.S. ... Yapı Kooperatifi ile müvekkilleri arasında Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın görevsizlik kararı sonrasında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gelmesi ile devam eden yargılamada yeniden bilirkişi raporu alındığını, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/ 671 Esas sayılı dosyasının 2023 yılında karara çıktığını, asla davacının taleplerini ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının hak kazandığını iddia ettiği tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, TMK 2. Maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasına, dürüstlük kuralının ihlaline izin verilmemesi gerektiğinin Yargıtay içtihatlarında belirtildiğini, davacı, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, inşaata ... kooperatifi tarafından başlandığını ancak 3. Şirket olan ... Filo Tarafından devam edildiğini, inşaat hususunda eser sözleşmesinden kaynaklı olarak bir tazminat davası açılmış olup inşaatın geldiği aşama tüm kalemleri ile hesaplanarak dava neticesinde davacıya ödendiğini, bu sebeple aynı hususla ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkilleri tarafından bir temerrüt söz konusu olmadığını, Mahkeme kararına istinaden icra takibi kesinleşince hemen ödeme yapıldığını, diğer yandan bu süreçte müvekkillerinin herhangi bir kusuru olmadığını, davacı yanın alacağını almasını geciktiren hususun yargılama süreci olduğunu ve taraflarınca yargılamaya müdahale itme imkanları bulunmadığını, ayrıca inşaat maliyet artışlarının da müvekkilleri tarafından müdahalesi mümkün olmayan konular olduğunu, müvekkillerinin herhangi bir kusur ve ihmali söz konusu olmadığını beyan ederek, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece,"...Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle uğranılan munzam zarara ilişkindir.
Davacı alacak talebine ilişkin mahkememizin ████████ esas sayılı dosyasında lehine verilen ilama dayalı alacağının tahsili amacıyla Ankara 11. İcra Müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyası ile takip başlattığını işbu icra dosyasında alacağını geç tahsil ettiğini beyan ederek munzam zarar talep etmektedir.
Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı, dava dilekçesi ile alacağının geç tahsil edilmesi nedeniyle alım gücünün azalmasından kaynaklı zarara uğradığını iddia etmiştir. Davacının kendisine ödenen faizin enflasyon oranının altında kalması veya inşaat maliyetlerinin artması tek başına eldeki davaya konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemeyeceğinden ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığı Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde mahkememizce kabul görmeyeceğinden açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıların sahibi olduğu arsa üzerinde inşaat yapmak üzere davalılarla anlaştığını ve müvekkilinin ruhsat alarak inşaata başladığını, davalı arsa sahiplerinin sözleşmenin feshi için açtıkları davada sözleşmenin feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, arsa üzerinde müvekkili tarafından yapılan inşaatlar nedeniyle davalıların zenginleştiğini, müvekkili tarafından davalılar aleyhine açılan davanın uzun yıllar sürdüğünü ve müvekkili lehine hükmedilen alacağın bir kaç ay önce tahsil edilebildiğini, geçen sürede davalıların yirmi kat kazanç elde ederken müvekkilin tahsil ettiği paranın bir adet villanın daha tamamlanmasına yetmediğini, bu nedenle müvekkilinin zararının faizlerin çok üzerinde olduğunu belirterek, mahkeme kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmakta olup, davada bu sözleşmeden kaynaklı olarak tazminat isteğinde bulunulmuştur. █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 6335 sayılı kanun ile değiştirilen 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiş, bir yerde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğu takdirde, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi içinde bulunan ve anılan yasanın 4. Maddesinde ticari sayılan davalara ve özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılacağı hüküm altına alınmıştır.
Eldeki dava, █████/2012 tarihinden sonra █████/2024 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davalı arsa sahiplerinin de tacir olmadığı açıktır. Bu durumda, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Bu itibarla, mahkemece görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer nedenler incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 gün ve ████████ Esas █████████ sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5- Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-c maddesi gereğince KESİN olarak █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!