Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar ve sigorta kapsamındaki maluliyet tazminatı taleplerine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 2017 yılında tek taraflı bir trafik kazasında ağır yaralanan iki yolcunun, aracın zorunlu mali mesuliyet ve karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi sigorta şirketlerinden sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin maluliyet bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu konu almaktadır; davacılar, bilirkişi raporunun maluliyet değerlendirmesinin hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ferdi kaza sigortası genel şartlarındaki kıyaslama hükmüne rağmen maluliyet tespiti yapılmadığını ileri sürmektedir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:...
NUMARASI
: 2018/... Esas, 2022/... Karar
DAVACILAR
: 1- ...
2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1- ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve 2018/... Esas, 2022/...Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.01.2017 tarihinde tek taraflı taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada ... plakalı araç yolcu konumunda olan müvekkilleri ... ve ...'in ağır yaralandığını, oluşan maluliyet nedeniyle ... plakalı aracın davalı ... Şirketine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olması, ... plakalı aracın davalı... Şirketine Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Sigortalı olması nedeniyle, şimdilik her bir davacı yönünden 50'şer-TL toplamda 100-TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak sürekli iş gücü kaybının ... Şirketinden,şimdilik her bir davacı yönünden 50'şer-TL toplamda 100-TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak ferdi koltuk sigortası tazminatının... Şirketinden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını kazanın Afyon'da gerçekleştiğini ve müvekkili şirketin ticari merkezine göre İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın ticari taksi olduğunu ve kazadan Karayolu Taşımacılığı Mali Sorumluluk Sigortasının sorumlu olacağını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, meydana gelen zararın öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılancağını , bu sigorta türünün hiç yapılmamış, yapılmış fakat geçersiz olması, süresinin bitmiş olması halinde eksik kalan teminat bakımından sırasıyla ZMMS'ye veya varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurabileceğini, zorunlu başvuru belgeleriyle sigortaya başvurulmadığını bu nedenle dava şartının yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, yolcunun hatır nedeniyle taşındığı için hatır taşıması indirimi taleplerinin bulunduğunu, hatır taşımacılığı hususunun değelendirilmesi gerektiğini, eksik evrak sebebiyle temerrüde düşmediklerini, ticari faiz taleplerinin reddi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşımacılık yapan aracın minibüs olduğunu ve şehir içi taşımacılık yaptığını, ferdi kaza sigortasının geçerli olabilmesi için yalnızca şehirler arası ve uluslararası taşımacılık yapması gerektiğini, eksik evrakla başvuru yapıldığını bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: Mahkemece, davacının maluliyeti bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davacılar vekili; müvekkillerinin maluliyeti ile heyetin belirlediği maluliyet oranı ve iyileşme sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olup hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığından işbu raporu kabul etmediklerine dair itiraz dilekçeleri sunulduğunu ancak yerel mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili ...'in maluliyetinin Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları cetvelinde zikredilmiş bulunan maluliyetlerden sayılmadığından bahisle herhangi bir sakatlık oluşmadığı yönünde rapor düzenlendiğini, ayrıca Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları madde 8'de daimi maluliyet teminatı tanımlanmış olup madde hükmüne göre bazı maluliyet kalemleri tek tek sayılmışken sayılmayan kısım için ayrı bir hüküm konulduğunu, "Yukarıdaki cetvelde Zikredilmemiş bulunan maluliyetlerin nisbeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nisbetlere kıyasen tayin olunur. Daimi maluliyet nisbetlerinin tayininde sigortalının meslek ve san'atı nazarı itibara alınmaz." hükmüne göre madde 8'de sayılmayan maluliyet kalemleri dışında kişide farklı bir maluliyet oluşmuşsa bu durumda bir kıyaslama yapılarak maluliyet tespit edilmesi gerektiği belirtildiğini, ancak itiraza konu olan bilirkişi raporunda bu hususu hiçbir şekilde değerlendirmeden, müvekkilinin maluliyeti belirtilen cetvelde sayılmadığından bahisle herhangi bir sakatlık oluşmadığına karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Maluliyet raporuna yönelik yapılan incelemede:
Bilindiği üzere Yargıtayın 4. ve 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre █████/2015 ile █████/2019 tarihleri arasındaki kazalar için █████/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun esas alınması gerekmektedir.
Davacılar vekili hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı yönetmeliğe göre alındığını belirtmiş ise de, alınan 10.06.2020 tarihli ATK 2.İhtisas Kurulu raporunun "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" göre hazırlandığı ve maluliyet oranının %0 olduğunun bildirildiği, uygulanan yönetmeliğin kaza tarihi olan 15.01.2017 tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacılar vekili tarafından maluliyeti etkileyecek başkaca delil, belge sunulmadan sadece yönetmeliğe itiraz edilmiş olmakla, maluliyet oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sair istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede:
Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları madde 8'de daimi maluliyet teminatı tanımlanmış olup madde hükmüne göre bazı maluliyet kalemleri tek tek sayılmışken sayılmayan kısım için ayrı bir hüküm konulmuştur. "Yukarıdaki cetvelde ZİKREDİLMEMİŞ BULUNAN MALULİYETLERİN NİSBETİ, DAHA AZ VAHİM OLSALAR BİLE, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nisbetlere kıyasen tayin olunur. Daimi maluliyet nisbetlerinin tayininde sigortalının meslek ve san'atı nazarı itibara alınmaz." hükmüne göre madde 8'de sayılmayan maluliyet kalemleri dışında kişide farklı bir maluliyet oluşmuşsa bu durumda bir kıyaslama yapılarak maluliyet tespit edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Alınan maluliyet raporunda davacıların maluliyetinin olmadığı, bu sebeple cetvelde yazılı nispetlere kıyasen uygulama yapılacak durum bulunmadığı, davacılarda herhangi bir sakatlık oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 435,50 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşm,asız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (teminat limiti 310.000,00 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi.█████/2025
Başkan Üye Üye Katip
(KARŞI OY)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ████████ esas ████████ sayılı █████/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın █████/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci, 362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Öte yandan Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ████████ esas ████████ sayılı █████/2024 günlü kararının halen yürürlüğe girmediği, kararın resmi gazetede yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceği bu nedenle bu iptal kararının uygulanmaması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Heyetimizin sayın çoğunluğu tarafından eldeki dosyada temyiz yasa yolunun uygulanmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceği söz konusu iptal kararının henüz yürürlüğe girmediği kabul edilerek bu iptal kararı dikkate alınmadan Dairemizce verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de Dairemizin ████████ esas ████████ Karar sayılı kararında, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararında ve benzer mahiyetteki dosyalarda verilen kararlar da ise Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 günlü kararı ile 6100 HMK'nın 326/2 maddesinin manevi tazminat davalarında uygulanmasına ilişkin hükmün iptaline dair kararı uygulanmak sureti ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine manevi tazminatın red olunan kısmı için vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Anılan Dairemiz kararlarında gerekçe olarak Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 iptal kararının derhal uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ne var ki Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ███████ esas ████████ sayılı 25.12.2024 günlü iptal kararında da söz konusu iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtmiştir. Şu halde Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz yasa yoluna yönelik miktara ilişkin sınırın uygulanmasına dair kanunun Hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu iptal kararının halen yürürlüğe girmediği gerekçesi ile uygulanmamış olması ancak benzer şekilde yine Anayasa Mahkemesince verilen 6100 Sayılı yasanın 326/2 maddesinin iptaline ilişkin kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmesine rağmen söz konusu 9 aylık süre beklenmeden ( doğru bir uygulama ile ) derhal uygulanarak, eldeki mevcut derdest dosyalarda Anayasa Mahkemesi kararı gibi uygulama yapılması da çelişki oluşturmakta hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.
Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacısı tarafından ilk derece Mahkemesinin █████/2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı ve kaza tarihindeki ZMMS teminat limiti miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.
BAŞKAN
Karşı Oy
¸
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!